Fenerbahçe futbol takımı yeni sezona başlarken, iyi takım kurmak ve yenilik yapmak isteyen teknik direktör Mustafa Denizli'yle başarılar elde edecek. Zaten taraftar da iyi futbol oynayan bir takım görmek istiyor. Bu bir gerçek. Denizli, bu seneki takımı kurarken oyuncularını öyle bir yerde oynatsın ki, o oynattığı yer ve pozisyon hem oyuncuya hem de takımına son derece yararlı olsun. İşte kurulan yeni takımın püf noktası bu. Denizli'nin bu yılki hedefleri çok büyüdü. Tabii işi de o derecede güçleşiyor.
Dün akşamki maça gelince... Sezonun çok başı olması hataların çoğunun görmemezlikten gelinmesine sebep oluyor. Ben, gördüğüm eksiklikleri üç ana noktada sıralamak istiyorum:
1)Fenerbahçe takımı, ismine yakışmayacak kadar durgun
2)Oyuncuların oyuna katılma isteği maalesef hiç yok
3)Nedense oyuncular topu ayaklarına aldıkları zaman çok uzun müddet tutuyorlar.
Tabii futbol kuvvet ve rekabet dolu bir oyundur. Zamanla bunların düzeleceğini umut ediyorum. Yalnız şunu unutmayalım ki, Fenerbahçe 8 Ağustos'ta Şampiyonlar Ligi Ön Elemesi'nde Rangers ile çok mühim bir maça çıkacak. Bu zamanı F.Bahçe futbol takımının en iyi şekilde değerlendireceğini umut ediyorum.
İkinci yarıda değişen takımla birlikte sahada daha çok koşan bir Fenerbahçe vardı. Fakat bu yarıda gözüme çarpan çirkin bir olayı anlatmadan geçemeyeceğim. Rapajç, maç esnasında hiç kimseye sormadan oyunu terk etti. Ve tam önümde Mustafa Denizli'nin ikazına maruz kalarak tekrar oyuna döndü. Hakeme işaret ettikten sonra sakatlığını öne sürerek oyundan çıktı. Bu garip hareketinden dolayı Rapajç'i çok ayıpladım.
Benim futbol anlayışıma göre bir takımın iyi futbol oynayabilmesi için iki şey geçerlidir: Bunun birincisi bir futbolcunun kendine olan özgüvenidir. İkincisi ise formda kalmasıdır.
F.Bahçe'nin geçen sene kazandığı şampiyonluktan sonra özgüvenini bulduğunu, sezonun ilerleyen bölümlerinde ise taraftarlarının beklediği formunu yakalayacağını ümit ediyorum.