Sonunda Fischer geldi. Doğrusu hem Ankara'da hem de İstanbul'da, bulaşıcı karamsarlık hastalığına tutulan herkese iyileşme sinyalleri verdi. Böylece, yakın zamana kadar 'demeç ekonomisi' ile yönetilen Türkiye, Fischer'dan sonra 'mesaj ekonomisi' dönemine geçti.
Aslında dikkat edilmesi gereken nokta Fischer'ın sadece olumlu görüşlerini kamuoyu ile paylaşması oldu. Ya riskler? Bu sorunun yanıtını, ABD'den yeni dönen, oldukça yetkin bir isimden alacağız. Ama önce Fischer'ın moralleri düzelten sözlerine kısaca bir göz atalım:
*Bankacılık ve diğer alanlarda girişilen yapısal reformlar, zor ekonomik koşullara rağmen devam eden mali uyum, Meclis'in yoğun yasal programı gerçekleştirmesi ve gönüllü iç borç takası Türkiye'nin başarılarıdır.
*Dalgalı kurun devam etmesi ekonominizin sağlığı açısından gerekli.
*Üç parti liderinin de programın arkasında olmasından memnunum.
*Ekonominiz, 2-3 hafta sonra düzelmeye doğru gidecek.
*Bu programın desteğe layık olduğunu bir kere daha görmüş oldum.
Gelelim, Washington'da kapalı kapılar ardında, samimi olarak yapılan yorumlara. İzlenimi aktaran isim, ekonomi yönetiminin sorumlu makamlarında bulunmuş, IMF ve Dünya Bankası'na bir telefonda ulaşabilen, ekonomik programın tüm safahatını bilen cinsten. Bakın neler anlatıyor:
*Aslında IMF, Türkiye'ye kerhen destek verir durumda. Bir şey olsa da ayrılsak diye düşünenler azımsanmayacak oranda. ABD'nin, Vietnam'ı durumuna düşmek istemiyorlar.
*"Bu hükümet güven ortamını yeterince oluşturamadı. Program yürümezse güven sorunu yüzünden yürümez" deyip topu Türkiye'ye atıyorlar.
*Türkiye, dalgalı kur yerine yarı müdahaleci kur isterse IMF bu işi bırakıp çıkar, "Buyurun yapın der. Üzerimize yıkılmayın havasındalar."
*"1999'da krize girecektiniz, iki sene ertelemiş oldunuz. Şu anda önemli olan enflasyon değil, borcunuzu ödeyebilir konumda kalmanız. Kısa vadeli rahatlama beklentisi taşımayınız" önerisinde bulunuyorlar.
*"Gerek iç gerekse dış piyasalara daha fazla güven verin. Yabancı yatırımcı bekleyip görecek. Uluslararası piyasalarda eski desteği bulmanız güç" diyorlar.
*Enis Öksüz, Ulaştırma Bakanlığı'ndan ayrıldı, dış piyasa kıpırdamadı bile. "İki sene önce yapacaktı. Telekom işini sarpa sardırdıktan sonra ayrıldı" görüşündeler.