kapat
23.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

banner
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
LEYLA UMAR(lumar@sabah.com.tr )

Ortaköy'de artılar-eksiler

Ortaköy'de yaşadığımı duyanlar arasından "Ne mutlu sana; bu kadar neşeli, cıvıl cıvıl bir yerde canın hiç sıkılmaz" diyenler de çıkar.

Bir dereceye kadar Ortaköy'den vazgeçemeyen biri olarak buradaki durumun önce artılarını, sonra eksilerini sıralayayım; ne kadar mutlu olunabileceğine siz karar verin!

* Esma Sultan Yalısı yalnız Ortaköylüler için değil, dünyanın en müşkülpesent insanlarını dahi huzura kavuşturan, mutlu eden bir güzellik âbidesi. Hele yazları... Düğünlerini Esma'da yapmak için sıraya giren gelinlerin artık korkulu rüyası "yağmur" sorunu da ortadan kalktı. Böylece The Marmara Taksim'in sahiplerinden ve Genel Müdürü Bike Güreli Gürsel'in 5 yıllık rüyası da gerçekleşti. Esma'nın içini, dış görünümünü hiç bozmadan camla kaplattı. Artık kış gelinleri de sıraya girmeye başladı.

* Ortaköy'ün tarihi hamamı yıllardan beri tamirdeydi. Hep bir müze veya bir galeri açılmasını temenni ederken pencerelerin önüne konan harcıâlem Çin vazoları yapma çiçeklerle dolduruldu. Sevincimiz yerini hayal kırıklığına bıraktı.

* Basın dünyasının önemli kalemlerinden Arda Uskan lezzet ve eğlence dünyasına adım atarak ilk kez bir meyhane açtı. Müşterilerinin çoğu tabii ki basın dünyasından. Şimdiye kadar Andon'un Yeri adıyla bir pansiyon olarak kullanılan mekan artık Arda Uskan'ın dostlarıyla bir araya geldiği sıcak bir meyhane..

* Kitapçıların eski şık masalarıyla birlikte yeni meydana taşınması herkesi mutlu etti.

* "Bekri" adlı sevimli bir şarap evi açıldı. Karşısındaki Gulet Bar'ın gece yarısından 2 saat sonra, susuncaya kadar çaldığı canlı müziğe rağmen Bekri'deki sessizlik Ortaköy'e değişik bir hava veriyor.

Ama ya olumsuzluklar?

* Tam 5 yıl önce inşaatı başlayan ve bir türlü bitmeyen Feriye'nin yanındaki (tabii adı henüz yok) otel bir çirkinlik âbidesi. Kime sorsanız yanıtını alamadığımız bu inşaat caddenin bir kısmını kaplıyor. Oradan geçenlerin her çukura düştükçe bağırıp çağırdığını duyuyoruz. Ama halkımızın ezeli suskunluğu böyleyken hiç kimse oradaki inşaatın yanındaki engebeli, taşlı topraklı araziyi kimin otopark olarak kullandığını ve niçin bu çirkinliklerin ortadan kaldırılmadığını merak etmiyor. Sanırım Beşiktaş Belediyesi bile bu konuya tam olarak vakıf değil.

Ortaköy meydanı ve çevresindeki dar sokakların temizliği tüm İstanbul'da olduğu gibi ihalelerle şirketlere veriliyor. Rengârenk elbiseleri, şık eldivenleri ile lastikleri aşınmış el arabalarıyla gece 3 ilâ 4.5 arası avaz avaz sohbet ederek ve gürültüyle çöp toplayan temizlik işçilerine yalvarmayı deneyenlerin alacağı yanıt aynı: "Patron öyle emretti." O patronlar ve onlara ihaleleri veren belediyecilerden birer defa Ortaköy'de sabahlamalarını tavsiye ederiz.

* Cumartesi-Pazar günleri kurulan tezgâhlar çevreye ne kadar hoş bir görünüm veriyorsa ertesi sabah, meydan savaş alanına dönüyor. Belediye tezgâh açanlara çöplerini siyah, büyük torbalara doldurup ağızlarını bağlayarak bırakmaları konusunda satıcıları ikaz edemez mi?

* Ortaköy'deki son yangından korkan yetkililer çok yerinde bir kararla toprak seviyesinin altına girebilen babalar koydular. Ancak yangın ânında anahtarı sadece sahildeki belediyecilerden temin edebileceksiniz. İtfaiyecilerin ve yangından kaçmak isteyenlerin anahtar için belediye memuru aramasını düşünebiliyor musunuz? Belediye yetkililerinin insafa gelip orada yaşayan hiç olmazsa yaşlılara birer anahtar vermesini bekliyoruz.

* Ortaköy'ün simgesi ve harikulâde güzel camisinin deniz üzerindeki meydanını halka açmama nedenlerini herkes merak eder. Dünyada gittikçe dinden uzaklaşan gençleri kiliselere getirmek için her yola başvuran Hristiyan din adamları sık sık kiliseleri diskotek gibi kullanırlar. Amaç gençleri oralara getirtmek ve onlarla kaynaşmaktır. Bizim müezzin ve imam efendiyle bir kere görüşebilsek onlara 2 minaredeki sekiz hoparlörü kaldırıp, kendi sesleriyle ezan okurlarsa dinleyenleri çok daha fazla etkileyeceklerini söyleyeceğiz.

* Feriye ve Çırağan Sarayı'nın düğünlerinde havai fişek atılmasını isteyenlere o seslerin teypten dinletilmesi ne kadar iyi olur. Hele derin uykularındayken... Ödenen milyarların miktarı caydırıcı olmasa bile belki çevrenin rahatsızlığından onlar da etkilenebilirler.

Yazıya başlarken ne kadar iyimsersem onlara gelince o kadar karamsar bir ruh haletine girdim. Diğer şikâyetleri başka bir sefere bırakıyorum.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır