Tayyip Erdoğan'ın bir siyasi parti kurmak ve onu iddialı bir parti haline getirmek için kaç parası olması gerektiğini merak etmiştik ve dün bunu yazdık..
Bugün ise geldik, kendisini Başbakan adayı ilan eden Tayyip'in, "değişme" konusuna.. Bunu da merak ediyoruz.. Değiştim demekle kimse değişmiyor.. Bu değişimi söylem ve daha da önemlisi eylemleri ile göstermeli..
Kafamızda bir dolu soru var.. Örnekleri sıralayalım:
Türkiye'nin, ABD ve İsrail ile son derece yakın siyasi, askeri ve ekonomik ilişkileri var.. Birbirine geçmiş çok yoğun ilişkiler.. Acaba Tayyip Bey bu ilişkiler konusunda ne düşünüyor? İktidara gelirse, acaba bu ülkelerle ilişkilerimizi nasıl düzenleyecek?
Türkiye, Avrupa Birliği'nin tam üyesi olmaya çok büyük önem veriyor.. Peki Tayyip Bey de çok önem veriyor mu acaba? Yoksa, her tarafları ile batı dünyasına bağlanmış İslam dünyası ile hayali bir ekonomik ortaklık peşinde mi koşacak?
Azeri-Ermeni anlaşmazlığı ve Balkanlardaki gelişmeler konusunda, Tayyip Bey nasıl bir politika izlemeyi planlıyor?
Türk-Yunan diyaloğu konusunda görüşleri ne? Bunu ileri götürmeyi mi planlıyor, yoksa geriletmeyi mi? İleri götürecekse, Kıbrıs ve Ege gibi anlaşmazlık konuları üzerine planları var mı?
Güneydoğu sorununu nasıl halledecek? Buranın kalkınması için gereken milyarlarca doları nereden bulacak?
Ekonomiyi nasıl düzlüğe çıkartacak? Örneğin kur politikası, faizler ve borsa için ne düşünüyor? IMF ve Dünya Bankası ile işbirliğini sürdürecek mi?
Türban konusunda, eski tutumunu mu sürdürecek, yoksa gerçeklerle başbaşa kalınca, aynen hocası Erbakan gibi, kendi tabanı da dahil, topluma takiyye mi yapacak?
Acaba, Saddam Hüseyin ve Irak politikası konusunda nasıl bir uygulama içinde olacak? Tayyip Bey'e göre Saddam, hem ülkesi, hem de bütün bölge için çok tehlikeli olan bir deli mi, yoksa değil mi?
Türkiye'nin sersemler hariç her konuda batıya dönük olan yüzünü, batı ile tamamen bütünleştirmek için çalışacak mı?
İran'a gidip, 'Bize şeriat ihraç etmeye kalkışmayın.. PKK'dan uzak durun" diyebilecek mi?
Sudan ve Afganistan yönetimleri hakkında ne düşünüyor?
Genelkurmay'ın İsrail ile yaptığı askeri işbirliği konusuna nasıl tavır alacak?
Gördüğünüz gibi, değiştim demekle olmuyor bu işler.. Sorular yukarda.. Bunlar da bir çırpıda çıkan sorular.. Daha çok soru çıkartabiliriz..
Dün "Gazetecilik merak işidir" demiştik.. Tayyip Bey'in değirmeninin suyunun nereden geldiğini merak etmiştik dün.. Bugün de bunları merak ettik..
Tayyip Erdoğan'ın silah arkadaşı Abdullah Gül, sürekli olarak, ne kadar şeffaf bir parti ve yönetim olacaklarını anlatıp duruyor.. Hadi bakalım, görelim şeffaflığınızı.. Sorulara cevap verin.. Hem de açık seçik bir biçimde..
Görülmemiş biçimde beceriksiz olan hükümet sayesinde, son derece kızgın olan halk kitlelerine popülist politika yaparak yaklaşmak, belki kısa vadede prim getirir.. Ama sandığın ortaya gelmesi ile birlikte, Türk halkının sağduyusu da ortaya çıkar.. Bunun örneklerini çok yaşadık..
Gazeteciler hep hancı, politikacılar ise hep yolcu olmuştur.. Batı dünyasının her yerinde olduğu gibi, bu gerçek ülkemiz için de geçerlidir.. Bu gerçeği umarız Tayyip Bey ve arkadaşları da biliyordur.