  
Hayat oyun değil!
Birinin adı Eda, diğerinin Hasan... Eda'nın anlattığına bakılırsa ailesinde herkesin özel otomobili var... Hasan'ın da ya kendisi ya da babası Sultanahmet'te restoran sahibi... Yani her ikisi de varlıklı ailelerinin gözbebeği...
İşte; bu iki genç Kanal D'de yayınlanan "102 Milyon" adlı yarışmaya katıldılar, asgari ücret olan 102 milyon lira ile bir ay geçinmeyi başardılar ve son model özel oto ile 24 milyarı kaptılar...
Medyaya bakarsanız bir imkânsızı başardılar!
***
Peki; işin gerçeği bu mu? Sürünen, aç gezen, bir göz odada çile çeken milyonların yıllardır çektiği sefalet gerçeği bu kadar basite indirgenecek bir oyun mu?
Eda ile Hasan 30 gün süren bir oyun oynadılar... Sonu mutlu biteceği bilinen bir oyun... Kazananın özel otomobil ile 25 milyar lira ikramiye alacağı, kazanamayanın ise varlıklı ailelerinin yanına koşacağı bir oyun... Yani bu oyuna başta galip başladılar...
***
Gelelim madalyonun tersine.... Yani 102 milyonla geçinmeyi oyun değil, yaşam tarzı haline getirenlere... Eda ve Hasan'ın aksine ya bir kondunun çatısı altına girenlere, ya da 102 milyonun yarısını her ay ev sahibine verenlere... Elde kalan parayla yiyip içenlere, giyinenlere, çocuklarını okula gönderenlere... Durun daha bitmedi; elektrik, su parası ödeyenlere, kışın kömür alamadığı için soğukta titreyenlere....
Onlar bu oyunu hiçbir zaman kazanamayacaklar... Ve en acısı; bu oyundaki mutlu sonu izleyip, 102 milyonla geçinildiğini zanneden kalabalıklar "Asgari Ücret"in aslında insan onurunun asgari sınırı olduğunu anlayamayacaklar..
Trafik ekipleri ne yapıyor?
"154 Alo Trafik" başlıklı yazım üzerine dün sabah önce Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, ardından Trafikten Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Yaşar Ağdere aradı... Özdemir, bu ekipte bir sıkıntı varsa hemen çözeceğini söyledi... Ağdere de "Trafik ekiplerine bundan sonra 154'ten gelen ihbarlara hemen intikal etmeleri talimatını verdim" dedi...
İşte; bir başka sıkıntı da bu noktada... Trafik ekipleri işi gevşek tutuyor... Sabahları köprü yolunun Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçiş yönünde motosikletli, araçlı onlarca ekip duruyor.. Bir tek yetkili çıkıp da "20 metre ara ile duran bu ekipler ne yapıyor?" diye sormuyor... Ama köprüyü geçip Nişantaşı'na gelinceye kadar bir başka trafik polisi ortalıkta görünmüyor... Ayrıca kentin değişik yerlerinde seyir halinde denetim yapmaları gereken ekipler bir noktaya çakılıp bekliyor...
SHOW'UN KLASİĞİ!
Dokun bana!
Bir başka oyun da Show TV ekranında sürüyor: Dokun Bana!
Gençleri terlemeden, emek vermeden, en önemlisi hiçbir şey üretmeden köşe dönmeye özendiren bir oyun...
İşsiz güçsüz bir grup genç, son model bir otomobilin başına toplanıp ellerini çekmeden ona dokunuyor... Bazıları ayakta uyuyor, bazıları düşüp bayılıyor... Elini otomobilden çekmeden 40-50 saat ayakta kalabilen en son genç o aracın sahibi oluyor... Bu programda 50 saat boyunca abuk muhabbetler, arada çalan pop müzikle dans etmeler, kızlara "Clark" çekmelerden başka bir şey yok... Kısacası; amaçsız, ilkesiz, hedefsiz, mesajı olmayan bir program...
Ama işin en acı yanı; halkımızın bir bölümü bu programı izliyor... Eminim ki tahsili ortaokul terk olan binlerce genç de "Anne; kız ben de gidip dokunayım mı?" diye dil döküyor..
Katilin tebessümü!
Demet Karacı adlı kadını, çartasını almak için sürükleyip ölümüne neden olan Kenan Garip, savcının hakkında idam istediğini duyunca pis pis gülmeye başlamış...
Neden?
Duygusuz, sapık bir katil olduğu için mi? Akli dengesi yerinde olmadığı için mi?
Bence hayır!
Herhalde savcının istediği cezayı ciddiye almadığı için... Bu ceza verilse bile asılmayacağını bildiği için ve en önemlisi bir süre sonra afla serbest kalacağına inandığı için...
İĞNE
Batsın bu dünya!
Orhan Gencebay, Tayyip'e katılıyormuş... Anlaşılan bugüne kadar söylemleri ile halkı uyutanlar, artık eylem birliğine gidiyorlar...
Bir yanda milleti yıllarca "Adil Düzen" yalanlarıyla uyutan, diğer yanda arabesk şarkılarıyla toplumu afyonlayan.. Bir yanda meydanlarda "Batsın bu düzen" diye yırtınan, diğer yanda "Batsın bu dünya" diye şarkı yapan... Ne diyelim; Gencebay Tayyip'i nerede bulur? Tabii ki...
Fıkra
Müteahhit!
Bir gün cennet ve cehennemdekilerin canı sıkılmış... Birbirlerine demişler ki; "Cennettekiler cehenneme kadar yarım köprü yapsın... Cehennemdekiler de cennete doğru... İki köprü birleşince her gün üzerinde biraraya gelir sohbet ederiz..."
Cehennemdekiler köprüyü kısa sürede bitirmiş... Bakmışlar ki cennet tarafında daha bir tek tuğla konulmamış.. Cennete doğru bağırmışlar:
-Ne oldu? Neden daha işe başlamadınız?
Cennettekiler cevap vermiş:
-Bizde hiç müteahhit yok ki!
Serbest kürsü
Çareler tükendi!
Ben diplomalı (İTÜ mezunu) birçok işsiz gençten biriyim... Azıcık okumuş biri olarak diyorum ki; "Demokrasilerde çare tükenmez" sözü bugün Türkiye'de çürütüldü... Çünkü Türkiye'de demokrasi işlemiyor... Demokrasi adı kullanılarak her türlü tezgâh döndürülüyor.. Bu çarpık düzen, bozuk çark değişmedikçe maalesef halkın demokrasiye, cumhuriyete, laikliğe, insan haklarına ihtiyacı kalmayacak... Çünkü insanlar aç, işsiz, ekmek derdinde.. Başka bir şey düşünen yok... Tahsin Eroğlu
DOĞRU SÖZ
Siyasetçi gelecek seçimi, devlet adamı gelecek nesili düşünür..
|