kapat
22.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Krizden çıkmak...

Daralmış siyaset ve hukuk alanını "köklü bir değişim projesi"yle genişletmeye talip olmayan her "siyasi hareket", bu dar alanın "mahkumu" olmaya, ana politika olarak elinde kalan tek temsil aracı "popülizm"i benimsemeye adaydır.

Dün böyle yazmıştım. Bu sorunun, hem yaşanan krizler hem gelecek açısından "ülkenin önündeki en önemli meselerden birisi" olduğunu da belirtmiştim.

Ne var ki, bu noktada işler iyiye gitmiyor. Siyasetçiye yönelik tepki, ne yazık ki, siyaset fikrine tepkiyi beraberinde getiriyor, siyasetin düzenleyici işlevine soğuk bakılmasına yol açıyor. Düzen ve refah arayışı, sadece "iyi işleyen bir devlet ve birkaç dürüst siyasetçi" talebine; toplumun, katılımın, temsilin, dolayısıyla insanın devre dışı tutulduğu bir beklenti dalgasına kilitleniyor.

Bu durum, yaşanan krizlerin doğru okunmasına bile engel oluyor...

Yaşadığımız ekonomik felâketin 50 yıllık büyüme stratejisinin iflasını ifade ettiği, bu iflasın son derece büyük ve sert sermaye hareketlerini devreye sokan "globalleşme furyası" ile içinden çıkılmaz boyutlara sürüklendiği, bu ruh haliyle gözardı ediliyor, unutuluyor.

Teknokratlar hükümeti gibisinden siyaset dışı çözümler, ekonomide üretimi artırma önerileri gibi "garabet"ler biraz bu unutkanlıktan, biraz da kestirme, gerekirse faşizan bir şekilde "durumu düzetleme hayali"nden ürüyor.

Oysa bugün krizi aşabilmenin "kontrollu bir küçülme"yi, "küçülürken siyaseti yeniden yapılandırma"yı, "siyasi yeniden yapılandırırken bu kurumun toplumla bağlarını yeniden kurma"yı gerektirdiği çıplak bir gerçektir.

Bu üç adım; çözüm paketine toplumun tüm unsurlarının hem politik, hem psikolojik hem ekonomik olarak katılmasını gerektirir. Başka bir deyişle son derece ciddi ve işlenmiş bir "konsensüs"ü icap ettirir. Bu durum ise siyaseti değişimin, atılacak adımların "olmazsa olmaz koşulu" haline getirir.

Yaşanan krizin sadece ekonomi ya da sadece siyaset krizi olmadığını, topyekün bir sistem krizi olduğunu bilmem ne zaman farkedeceğiz?

Hayaller kurarak, medet umarak, birilerine kızarak düzelmesini beklediğimiz rakam ve göstergelerin ancak ve ancak, Erol Katırcıoğlu'nun deyişiyle; sadece "ekonomi teknikleri"nin değil, hatta sadece "ekonomi siyaseti"nin de değil, aynı zamanda "ekonomi sosyolojisi"nin merkez alınmasıyla çözüm yoluna gireceğini ne zaman anlayacağız?

Ne yazık! Kestirme çözüm arayışları bugün hem "milliyetçi-yerel cephe"yi hem "globalleşmeci cephe"yi kuşatmış görünüyor. Açıkçası demokrasiden, değişimden, döneme ayak uydurmaktan, bunalım çözmekten dem vurulurken, ülke insanının Tanzimat'tan bu yana iliklerine işlemiş olan "parçalı düşünce biçimi" yeniden canlanıyor. Ekonomi ile siyaseti birbirinden suni olarak ayıran, ilkinde çağdaşlık isterken ikincisini, "kötü Şark kafası"yla bu amaca ulaşmak için boğmaya çalışan o "takıntı", yani "siyasetsiz ekonomi, "insansız modernleşme, toplumsuz siyaset takıntısı" şaha kalkıyor.

Bilin ki, bu durum korkutucudur.

Zira öfke ve tepki; "en sertinden en maganizel olanına" kadar, "devletçi-milliyetçi siyasi davranışları" besler. Bu durum krizin aşılmasını imkânsız hale getirmekle kalmaz, önümüzdeki dönemde, 18 Nisan seçim sonuçlarından daha ağır bir siyaset faturasına yol açar. Ardından gelebilecek bir ara dönem ise Türkiye'yi bir daha çıkmamak üzere "Ortadoğu"ya gömer. Başka bir deyişle 1990'larda başlayan toplumsal değişme talebinin sistem tarafından reddedilmesiyle başlayan, önce "bütünleşme", ardınan "siyaset", en nihayet "yönetim" krizine dönüşen öyküde son perde kapanır.

Siyaset bunun için önemlidir, yeni siyasi arayışlar da bu yüzden önemlidir. Mesele ikisi arasında bağ olmasında. Konuya devam edeceğiz...


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır