10 yıldır süren bir gelenek var.. Pazar yazıları.. İnsana farklı ufuklar açan yazılar..
Biraz da huzur veren, itiş kakıştan uzak yazılar..
Bir hafta boyunca ekonomi ve siyaset girdabında boğulmama mücadelesi verenler, pazar günleri sakin sularda yüzmek istiyorlar..
Bu yüzden ben pazar yazılarına 'huzur' veren yazılar diyorum..
İnsanlar okudukça gülümsemeli.. Gülümserken de düşünmeli..
Cuma akşamı öyle bir olaya tanık oldum ki..
Tamam dedim.. Bu, tam pazar günü için..
Cuma akşamı Yeniköy'deki Aleko adlı balıkçıya gittim..
Enfes Boğaz manzaralı, şirin bir balıkçı..
Arka masamda üç kişi..
Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, eşi Catherine Derviş ve eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı, köşe yazarı Ercan Kumcu..
Ercan Kumcu'yu biliyorsunuz..
Dalgalı kura muhalif olanların başında geliyor..
Bu programı hemen terk edelim.. Bu program bizi batıracak, IMF yine çuvallayacak tezini savunan bir iktisatçı..
Ona göre; IMF Kasım krizinde de hata yaptı..
Şubat krizinde de..
Şimdi de hata yapılıyor.. Dalgalı kur ülkeyi batıracak.. Hemen programı terk edip sabit kura geçmeliyiz..
Böyle gidersek arabayı yine devireceğiz..
Yani yarını pek parlak görmüyor..
Bu ne demek?.
Bu, Derviş'e muhalif demek..
Hem Derviş'in iyi arkadaşı, hem uyguladığı programın muhalifi..
İşte Derviş, kendisine muhalif olan Ercan Kumcu ile Boğaz'da buluşup balık yedi..
Balık yerken de ekonomiyi masaya yatırdılar..
Kenardan bakıyorum.. Derviş el kol hareketleriyle anlatıyor.. Çevresini gördüğü yok..
Bir anda bir gümbürtü..
Boğaz'ın karşı yakasında havai fişek gösterisi..
Derviş konuşmayı bıraktı.. Elleriyle karşı kıyıyı gösterdi..
Herkes Derviş'e, Derviş havai fişek gösterisine bakıyor..
Garsonu çağırdım
-Ne diyor?
-"Bu mu batan ekonomi.. Bu mu batan Türkiye" diyor..
Gösteri bitti.. Derviş'le Kumcu yine başbaşa konuşuyorlar, tartışıyorlar..
Ardından gümbür gümbür bir müzik sesi..
Güzelce adlı tur teknesi lokantanın önünden geçiyor.. İçinde 20-25 kişi.. Çalsın sazlar oynasın kızlar..
Arkasından bir tekne daha.. Adı Lüfer..
Bir tane ..Bir tane daha..
Görüntü aynı.. Yemek, içki, dans ve müzik..
Derviş'e bakıyorum, her seferinde geçen tekneleri gösteriyor..
Yine garson devrede:
-Derviş; "Bu mu parasız Türkiye.." diyor.. "Bu mu?"
Her tekne geçişinde aynı tepki.. Derviş denize dönüyor..
Bu mu batan Türkiye diyor..
Derken Boğaz'da bir araba vapuru..
İçi tıklım tıklım insan dolu.. Araba vapurunu diskoteğe çevirmişler..
Yüzlerce insan.. Çılgın müzik..
Araba vapuru.. Yaklaştıkça Derviş'e bakıyorum..
Masamdakilere, bakın diyorum.. Derviş bunu görürse..
Ya denize atlayıp intihar eder ya da kalkar gider..
Derviş görüyor..
Yine elleri havada..
İntihar etmiyor.. Eşi ve Kumcu'yla birlikte kalkıp gidiyor..