Memleketin yol haritası
Önce bir tebrik faslı var. Emeği geçen herkese teşekkür... Demek ki isteyince oluyormuş!
Trafikte bambaşka bir döneme girdik.
Şehirlerarası yollarda, her kritik noktada radar kontrolu var, göz açtırmıyorlar.
Aşırı sürat mi var...
Dur hop ceza!
İflah olmadı mı?
Tekrarlıyor mu?
Ver kardeşim ehliyeti!
Ve çok şükür, o eski dönemlerde görmeye alıştığımız...
"Memur bey ruhsatımın içine uğur parası 10 milyon koymuştum kısmet sizeymiş, ben de artık yoluma devam edeyim" dönemi bitti!
Tavizsiz uygulama sonuç vermeye de başladı...
Trafikte geçen mayıs ayına göre bu mayıs:
Kazalarda yüzde 11, ölü sayısında yüzde 30, yaralı sayısında yüzde 22 oranında azalma var.
Uygulama bu ciddiyette sürdüğü takdirde, bu oranların arttığını hep birlikte göreceğiz.
Yollarda sürati kontrol altına almak, ölümlü kazaları azaltmanın ilk aşaması!
Lakin yollarımızdaki "bize has tuzaklar" aynen duruyor...
Bir mıcır geleneği var ki sürüp gidiyor...
Mıcır bir tür ölüm tuzağı!
Bakın gazetelerdeki trafik kazası haberlerine, "Aşırı hız sonucu mıcırda kayan otomobil takla atınca...." diye gidiyor.
Yolda gidiyorsun, kenara mıcır yığmışlar!
Ne o? Yol tamiri!
Ölüme davetiye oysa!
Bir de "Türkiş" bir yol bakım sistemi var...
Mıcırı dök, üzerine zift çek olsun sana yol bakım...
Bu sistem ziftin aşırı sıcaklarda erimesi ve mıcırın cascavlak ortada kalmasıyla birlikte ölüm virajına dönüşüyor!
Bu sisteme bir alternatif bulmak lazım...
Yani ya dünya bu işle nasıl başa çıkıyorsa öyle yapmalı.
Veya...
Nasıl Türk ineği, milli sebze projemiz var...
"Kaymayan Türk mıcırı" keşfetmeli!
Ama bir çözüm bulmalı.
Adı da lütfen "Alpaslan mıcırı" olmasın!
Hazır söz bu anlamlı isimleri sebze meyveye vermeye gelmişken...
Vallahi ayıp oluyor!
Tarım Bakanı diyor ki...
"Bunlarda ideoloji aramayın, bunlar yeni türler geliştiren arkadaşların soyadları!"
Güzel, helâl olsun, daha da iyisini geliştirsinler de...
Yöntem adı olarak kitaplarda kalsın. Mesela "Alpaslan aşılı patatesler veya salatalıklar" densin, uzmanı bilsin, saygı duysun.
Yok, salatalığın adını Alpaslan veya domatesin adını Asena koyunca başta tarihimize karşı ayıp oluyor.
Gideceksin lokantaya, garson soracak;
"Abi salatana Alpaslan doğrayalım mı!"
Komşu komşuya anlatacak:
"Geçenlerde bir Asena'lı pilav pişirdim... Asena'yı önce suda ıslat, pişirirken içine iki şeker at, bak nasıl oluyor!"
Bunlar olacak işler değil, milliyetçilik de bu değil!
Bizim ilkokul kitaplarımızın üzerinde kurt vardı...
Hepimizin kurduydu... Türk'ün kurduydu!
Amerikalı'nın kartalı, İngiliz'in aslanı, Rus'un ayısı, Fransız'ın horozu gibi!
Kurt şimdi başka bir sembol oldu çıktı.
Diyeceğim...
Milli sembol ve tarihi isimler tekel olamaz, olmamalı...
Alpaslan hepimiz için Alpaslan!
İstersen oğluna Alpaslan, kızına Asena adını ver...
Çok güzel anlamlı isimler de...
O adı sebze ismi yapma!
MHP'li olmadan da milliyetçi olunur...
Yazarsın da...
Sorarsın da...
Sebzeleri Türk tarihinin şanlı isimleriyle anmak komik olmuyor mu?
Yakışıyor mu?
Saadet Partisi'ne oy vermeden de inançlı olunur...
Yazarsın da...
Sorarsın da...
Recai Kutan Beyefendi...
"Yeni Parti" diyorsunuz, ne değişti?
Tayyip Erdoğan Bey...
Yenilikçi harekette "yeni" ne var, "eski" ne var?
Şunları bir de açık açık anlatsanıza, Allahaşkına!