Neden dalgalı kur?
Aylar önceden bu günleri öngörmüştük. Türkiye'de döviz kuru takıntısının çok yaygın olduğu biliniyordu. Yeni rejimde dolar sürekli inip çıkacak, insanları serseme çevirecekti. "Sabit kur isterük" çığlıklarının giderek güçlenmesi kaçınılmazdı.
Geçen hafta yeni rejime "sıcak para" açısından baktık. Mali kesimin kısa vadeli döviz borçlanması sisteme istikrarsızlık getiriyordu. Çünkü bu para aniden TL'den dövize dönebiliyordu.
"Sıcak paranın" geri yollanması için iki şeye ihtiyaç vardı. Bir: Hazine'nin onun yerini alacak borç bulması. İki: döviz fazlası. IMF bu amaçla Türkiye'ye net 14.5 milyar dolar uzun vadeli ve ucuz kredi verdi. Böylece Hazine'nin ve Merkez Bankasının sorunları aynı anda çözüldü.
Geriye bir soru kalıyor. Yeni sistemin işlemesi için mutlaka dalgalı kur mu gerekiyor? Acaba döviz kurunu sabitleyerek aynı operasyon yapılamaz mı? Döviz piyasasına bakarak bu sorulara cevap arayabiliriz.
Döviz talebi
Önce dövize yönelik talebin iki ana unsurunu ayırdetmeliyiz. Birincisi, yurt dışından mal ve hizmet ithalatı için dövize ihtiyaç duyulacaktır. Ödemeler dengesinin cari işlemler kalemi talebin bu yönünü özetliyor.
Örneğin geçen yıl iç talep canlı olduğundan ithalat da patlamıştı. Neticede cari işlemler dengesi 10 milyar dolar açık verdi. Ne demek? Türkiye kazandığı dövizden 10 milyar dolar daha fazla döviz harcadı. Bu dövizi borçlanarak buldu.
Krizden sonra durum tersine döndü. Hem iç talep çöktü hem de devalüasyon nedeni ile ithalat çok pahalılandı. Aynı anda ihracat ve turizm canlı seyrettiğinden, cari işlemler dengesinde fazlalar belirmeye başladı.
Demek ki, şu anda Türkiye harcadığından daha çok döviz kazanıyor. Yıl sonunda fazlanın 5-6 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyoruz. Bu dövizleri borç ödemekte kullanabiliyoruz.
Döviz talebinin ikinci unsuru sermaye hareketlerinden geliyor. Bunu da ikiye ayırabiliriz. Biri, yukarıda da değinilen, "sıcak para" sorununu çözmek için gerekli olan döviz. Onun da karşılığının IMF'den geldiğini söyledik.
Geriye kalıyor son kalem. Bizim, yani vatandaşların talep ettikleri döviz. Neden döviz istiyoruz? İthalat için mi? Yurdışına seyahat için mi? Bir başka ülkede işyeri kurmak, yatırım yapmak için mi? Hayır, hayır, hayır.
Vatandaşın derdi başka. Vatandaş savunmada. Nakit varlıklarını korumaya çalışıyor. Çünkü enflasyondan ve devalüasyondan korkuyor. TL'ye, yani hükümete güvenmiyor. Parası dövizde durunca kendisini emniyette hissediyor. Velhasıl, harcamak için değil, tutmak için döviz talep ediyor.
Kurun görevi
Piyasa sisteminin en belirgin özelliği, insanların arzuladıkları şeylerin daha fazla üretilmesine olanak sağlamasıdır. Literatürde bu olguya "tüketici egemenliği" denir.
Türkiye'de ne görüyoruz? Vatandaş tutmak için daha fazla döviz istiyor. Bu durumda ekonominin vatandaşın arzularını yerine getirecek şekilde daha fazla döviz yaratması gerekiyor.
Daha fazla döviz için ne lazım? İhracatın ve diğer döviz kazandırıcı faaliyetlerin artması, ithalatın ve diğer döviz kullanan faaliyetlerin ise azalması. Böylece sağlanan döviz fazlasını vatandaş alacak ve tasarrufunu korumak için kullanacak.
Bunun yolu nereden geçiyor? Döviz kazandırıcı işleri kârlı, döviz kullanan işleri ise zararlı hale getirmekten. İşte, kur bu işlevi görüyor. Döviz arttıkça ihracatçı teşvik ediliyor. İthalatçı cezalandırılıyor. Neticede vatandaşın istediği döviz ekonomiye giriyor.
Gördüğünüz gibi, ortada bir komplo filan yok. Gayet basit bir mekanizma var. Vatandaş döviz talep edince kur tırmanıyor. Böylece ekonomi vatandaşın istediği dövizi buluyor. Vatandaş döviz istemese, kur da sabit kalacak. Daha fazla istediği takdirde ise artacak.
Vatandaşın döviz talebini karşılamak için başka bir yol bilen varsa beri gelsin...