kapat
22.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Yelkovan Kuşları Efsanesi

İstanbul Caz Festivaline katılan Pink Martini için düzenlenen tekne ile Boğaz gezintisine, Sevgili Gülderen Koşar ve DHL'in daveti ile katıldım. Şirin bir öğle oldu. Benim için en ilginç yanı da CNN Türk Program Koordinatörü Başar Başarır ile tanışmaktı..

Bir ara denizi işaret etti, Başar.. "Şu kuşları görüyor musunuz" diye..

Denizin bir metre üstünde küçük bir sürü halinde, çok seri uçan koyu renk kuşlar bunlar.. "Bunlar ne kuşu biliyor musunuz?.." diye sordu..

"Hayır" dedim.. "Bunlar yelkovan kuşlarıdır" dedi.. "Yelkovan, latince bir sözcüktür. Bu da onların bilimsel adıdır. Bu kuşlar hep böyle denize yakın uçarlar, ama asla denize dalmazlar. Karada konduklarını gören olmamıştır. Yuvalarını bilen de yoktur. Uçarken ve hiç sebeb yokken aniden hep birlikte yön değiştirirler.. Çok garip yaratıklardır.. Sabahları Boğaz'ın Marmara tarafında olurlar genelde.. Akşama doğru Karadeniz tarafında görülürler.."

Dikkatle bakmaya başladım.. Bunca yıldır Boğaz'a giderim, hiç dikkatimi çekmemiş.. Bakmakla görmek, farklı şeyler gerçekten..

Ve de gerçekten aynen öyle uçuyorlar.. Hızla ve ani yön değiştirmelerle ve asla denize dalmadan.. Bu kadar alçaktan uçma sebebleri balık gözetleme değil yani.. O zaman ne?..

Başar, "Bu kuşların bir efsanesi var" dedi..

Merakla "Anlat" dedim.. Anlattı..

"Osmanlı'da Fatih'ten sonra, kardeşleri katletmek yasa oldu. Onlarca, yüzlerce çocuk, hatta kundaktaki bebek boğduruldular.. Asil kan dökülmez. Bu sebeble sultan soyundan olanların, kurşunla, ya da kafaları kesilerek öldürülmesi Osmanlı'da yasaktır. Bunlar kementle, ya da ok yayları ile boğularak öldürülürler.. Cesedleri de toprağa verilmez. Belki de mezar yerleri belli olmasın, diye.. Gizlice Boğaz kıyısından denize atılırlar.. İşte bu çocuk ve bebek ölüler, efsaneye göre, cennete girecek sevapları, ya da cehenneme gidecek günahları olmadığı için, dünyaya kuş olarak geri gönderilirlermiş.. Boğaz üzerinde durmaksızın uçan bu kuşlar, yani yelkovan kuşları, işte o daha hayatını yaşama fırtsatı bulamamış masum prens ve şehzadelerin huzursuz ruhları imiş.."

İlginç, duygusal bir efsane..

Ama gerçekten garip davranışlı Yelkovan Kuşları gerçek..

Yolunuz Boğaz'a ya da kenarına düşerse mesela bugün, denize bir metre yukardan paralel uçan bu 10-15 kuşluk sürüleri dikkatle izleyin.. Efsaneyi boş verip, o masum prens ve şehzadeler için de iki satır, iyi şeyler dilemeyi ihmal etmeyin..

Hakan&Utku'dan Tatil Keyfi

Başbakanım çok yaşa!..
Son günlerde birileri zırt pırt "Ecevit öldü" söylentileri çıkarıp borsayı düşürüyor, voliyi vuruyor. Başbakan da yaşadığını ispat etmek için TV'de canlı yayınlara çıkıyor. Ama yine aynı birileri çıkıp "O canlı değil banttan yayın" diyerek borsayı yeniden düşürüyor. Ufak bir değişiklikle Aziz Nesin hikayesinde yaşar gibiyiz: Bülent ne yaşar ne yaşamaz. Bizce yaşadığını ispat etmek için Başbakan'ın canlı yayınlara çıkması artık yeterli değil. Kriz canavarına dur demek için daha inandırıcı yollar gerek. Mesela;

* Başbakan'ın Oran Sitesi'ndeki evine BBG'deki gibi onlarca kameralar yerleştirilir. Bir kanal 24 saat boyunca başbakanın evini 40 ayrı kamerayla görüntüler. Biz de gözetler gözetler rahatlarız.

* Başbakan'ın kalp atışları hoparlörlerden İMKB'ye verilir, kalp atışını gösteren çizgiler dev ekrandan seans boyunca yayınlanır.

* Başbakan, kankası Hüsam'la (Daha iyisi artık koltuksuz kalan Öksüz'le) her Allah'ın günü Meclis'in önünde güreş tutabilir.

* Bülent Bey önüne atılan yazar kasaların içinden yazılmış fişleri çıkarıp tarihlerini göstererek olayın o gün olduğunu ve böylelikle hayatta olduğunu kanıtlayabilir.

* Başbakan her konuşmasında mutlaka o günün magazin gündeminden, en son transfer haberlerinden de bahseder. Böylece konuşmanın hakikaten o güne ait olduğu, dolayısıyla sayın Ecevit'in hayatta olduğu ispat edilmiş olur.

* Başbakan her saat başı TV'lere çıkıp "Yıkılmadım ayaktayım. IMF'yle başbaşayım" şarkısını canlı olarak okur.

* Başbakan Başbakanlık binasına her sabah yürüyerek gidebilir. Vatandaşla selamlaşıp tokalaşabilir. Böylece benzinden de tasarruf etmiş olur.

* Dokun Bana yarışmasına katılabilir. Kazanması şart değil. Ne kadar görünse kârdır.

* Başbakan hastane çıkışlarında basın açıklamalarını merdivene oturarak değil hastane bahçesindeki ağaca çıkarak, binanın pervazlarında tek ayak üstünde durarak, bayrak direğine tırmanarak yapabilir. Böylece doktor raporlarına inanmayanlara, kadar sağlıklı olduğunu ispat etmiş olur. Ayrıca bu heyecan dolu ve sürprizli açıklamalar ihale yoluyla bir özel TV' ye satılabilir. O kanal reytinge reyting demezken hazineye de ciddi bir kaynak yaratılmış olur.

* Başbakan, halka açık bir meydanda her gün eşiyle (Olmadı Derviş'le) masa tenisi oynayabilir.

* Bülent Bey her lafına o günün tarihini söyleyerek başlar.

* Başbakan, diğer siyasiler gibi nabız yoklamak için değil de "Nabız yoklatmak" için Türkiye Turnesi'ne çıkabilir.

* Meclis TV'ye klip saati konabilir. Bülent Bey en son klipleri canlı yayında sunabilir. Böylece kimsenin sağlığına dair şüphesi olmaz.

* Her sabah tüm ülke radyo ve televizyonlarından Bülent Bey'in sabah anonsu yayınlanır. Örneğin "Bugün 15 Temmuz 2001 Pazar. Bülent Bey iyi günler diler." Acil durumlarda Bülent Bey öğlen ve akşamüstleri de anons yapabilir.

* Başbakan, günaşırı Laila gece kulübüne giderek ülkenin önde gelen işadamlarının çatlamış dudaklarına ve yüreklerine su serpebilir. Pistteki kıvrak dans hareketleriyle piyasaları canlandırabilir.

* IMF sayın Ecevit'in 120 yaşına kadar yaşayacağını açıklar. (Burada IMF, İnternasyonal Medyumlar Federasyonu oluyor.)

hakanutku@hotmail.com

Pazar Neşesi

Pazar Neşemiz bu hafta Cem İşmen'den..
Adam çiftliğinde yaşayan 90 yaşındaki dedesini ziyarete gitmiş, hafta sonu..

Sabah kahvaltıda dedesi ona sahanda yumurta yapmış.. Adam bakmış tabakta yağ ve yumurta dışında bazı şeyler var..

"Dede" demiş.. "Bu tabak temiz mi?.."

"Soğuk su bu kadar temizler" demiş, dedesi.. "Otur da kahvaltını yap.."

Öğleyin dedesi mangalda et yaparken, gene bakmış, tabakta siyah lekeler.. Gene sormuş..

"Dede, bu tabağın temiz olduğundan emin misin?.. "

"Soğuk su bu kadar temizler" demiş, dedesi.. "İkide birde bana bunu sorup durma.. "

Akşam yemeğe oturmuşlar. Torun tabağa bakmış gene, tam ağzını açacakken yutkunmuş, susmuş.. Yemiş yemeğini..

Gece yarısına doğru, dedesine veda edip yola çıkmak isterken, kapının önünde uyuklamakta olan köpek dikilmiş ayağa.. Yolunu kesmiş ve dişlerini göstererek hırlamaya başlamış.. Torun seslenmiş..

"Dede, köpeğin beni bırakmıyor.."

Televizyonda futbol maçı seyreden dede, kafasını bile çevirmeden bağırmış:

"Soğuksu.. Yat!.."

Tele-Pazar..
Tele Vole kültürüne baş kaldırı, sporun üç büyük kulüp futboluna esaretine isyan diye bir program başlattık, TRT1'de.. Bugüne dek TRT'nin kendi içinden yetişmiş tek Genel Müdürü Yücel Yener, iyice uykuya dalan kuruma büyük hamleler yaptırır, TRT'yi yeniden gündeme getirip, izlenir yaparken, logosundan, yayın anlayışına, bir kamu Tv'si işlev ve anlayışı içinde gerekli reformları gerçekleştirirken, yıllardır "TRT'nin asli görevi, özel TV'lerin uzanmadığı konuları ekrana getirmektir" diye ısrarlı yazılarımızı hatırlayıp "Böyle bir programa talibiz" dedik.. Durmadan eleştirme yerine, imkanı varsa, yapmak..

Yücel Yener yayıncılığı da, TRT'yi de, bizi de en iyi bilenlerden biri.. "Tamam" dedi..

Pazar günlerindeki tatilimizden vazgeçip kolları sıvadık.. Her hafta biraz daha yerleşen ve bize yağan faks ve e-maillere göre, giderek artan bir seyirciden ve medyadan fevkalade olumlu notlar alan Tele- Pazar başladı..

Bu hafta, Türkiye'de son yıllardaki en önemli sergilerden biri Andy Warholl'u, onu çok yakından tanıyan Bedri Baykam'la gezeceğiz.

İsveç'teki Golden Lig Atletizm Yarışması, Dünya Yüzme Şampiyonası, Ankara'dan Balkan Binicilik Şampiyonası ve çeşitli yaz sporları görüntüleri arasında, bir de Fransa Turu var. Kanseri yenip iki yıl üst üste turda mucizeler yaratan ve bu yıl üçüncü şampiyonluğa pedal basan Teksaslı Lance Armstrong'u izleyeceğiz.

Ayrıca, pek çok kültür ve sanat olayı daha, ekrana gelecek.. Tabii, müzik, eğlence, dans ve şov da var.. Mizah, güldürü ve skeçler de.. Herşey dozunda ve dengeli.. İlginç, anlatıcı ve öğretici olurken, eğlendirmek.. Hedef bu..

Ayten Alpman'ın müthiş konserinden görüntüleri banttan, Ayşegül Aldinç'i de canlı izlemek hoşunuza gidecektir sanırım.. Saat 16.00'dan itibaren, üç saat..

SEVDİĞİM LAFLAR
Gerçekçi olalım, imkansızı isteyelim.

Che Guevara

(Teşekkürler Aykut)

EĞER
..bugünkü mesleğinizle, tarihteki birine hizmet etme şansınız olsa, kimi seçerdiniz?.

..bir ülkeyi ilk keşfeden olsaydınız, hangi ülkeyi keşfetmiş olmayı isterdiniz?..

..hayatınızın her gününden ayni saati silmeniz istense, 24 saatin hangisini yok ederdiniz?..


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır