Ankara, IMF'e soruyormuş:- Söyle canımın içi; zeki bir yönetimi mi yeğlersin, yoksa güzel bir yönetimi mi?
IMF:
- Ne zeki yönetimi, demiş; ne de güzel yönetimi... Biliyorsun ki, ben sadece seninle ilgileniyorum...
Kemal Derviş'e sormuşlar:- Ankara ile IMF'in ilişkileri neye benziyor?
Derviş:
- Geometrik bir imajla yanıtlayayım soruyu, demiş. Birbirine aşıkmış gibi görünen iki paralel çizgiye, maalesef... O nedenle de bir türlü buluşamıyorlar.
IMF, kollarını Ankara'nın boynuna dolamış. Ama Ankara, şiirsel sözler söylemeyi pek beceremiyor, yutkunup duruyormuş.
Çaresiz IMF, konuşmaya başlamış Ankara'nın yerine:
- Benim sevgili Ankara'm, yaramaz Ankara'm, yiğit Ankar'am; gözlerimi okyanusların pırıltılı incileriyle, gecelerin ışıklı yıldızları kadar güzel bulmuyor musun?
Ankara:
- Haaa... hııı... hee.. evet, diyormuş.
- Ya peki saçlarım? Ormanların içinden süzülen bir güneş parlaklığında değil mi?
- Haaa... hııı... hee.. evet.
- Bir de göğüslerime bak... İçinden alevlenmiş, süt beyaz iki aşk meleği gibi değil mi?
- Haaa... hııı... hee.. evet.
IMF, Ankara'nın boynuna doladığı kollarını daha da sıkmış:
- Ah yakışıklı Ankar'am ah, demiş; bana böyle güzel şeyler söylediğin zaman, seni daha çok seviyorum.
Kemal Derviş, sesi kısılmış Ankara'ya: Ne oldu sana böyle, demiş; neden sesin kısıldı?
- IMF'e aşkımı anlatmaya çalışmaktan... O kadar bağırdığım halde, bir türlü duyuramadım sesimi... Boynu, tıpkı dev bir zürafa gibi çok uzun mubareğin. Ayakları burada ama, kafası taa Washington'da..
IMF'e sormuşlar: - Ankara hakkında ne düşünüyorsun?- İnanılmaz bir zampara kerata; kaç kez bana aşk ilan etti; her seferinde de aldattı...
- Şimdiki durum nasıl?
- Yine bensiz edemeyeceğini söylüyor ama, bu kez ihtiyatlı davranıyorum...
- Nasıl ihtiyatlı yani?
- Bir elini Derviş'e kelepçeledim. Şimdi de düşünüyorum, acaba ayaklarını da bağlasam mı, diye...
Derviş'e:- Ankara'nın zihniyetiyle, IMF'in zihniyeti arasında ne gibi bir fark var, diye sormuşlar.
- Efendim Ankara, tüm dünyanın kendisine ait olduğuna inanıyor. IMF ise dalga geçip duruyor, bildiği için dünyanın kime ait olduğunu...
- Peki sonuç ne olacak?
- Sanırım ki Ankara, kendisinin dünya olduğuna inanmaya başlayacak; IMF de rahatlayacak, bildiği için dünyanın kime ait olduğunu...
Ekonomi tarihi hocası, sınavda şu soruyu sormuş:- Yüzlerce yıldan bu yana, Türkler neden köylülüğü bir türlü aşamadı?
Bir öğrenci şu yanıtı vermiş:
- Çünkü Türkler, hep "efendi" kalmak istemişlerdir. Malum ya "Köylü efendimizdir"...