|
|
 |
| |
|
Bankacıdan satılık salça
Kimi banka, ödenmeyen kredi borçlarına karşılık müşterisinin malını alıyor. Marketlere 'satılık salça var' diyen bankalar bile var
Bu bir kriz öyküsüdür... Ekonomik krizle birlikte yatırım planları değişen, ödeme takvimleri altüst olan sayısız şirketten sadece bir kaçının öyküsü.
Bu, konserve satmaya çalışan bankanın, bayilerine gönderdiği mobilyaların parasını tahsil etmeye gidip de, hiç aklında yokken, ev, dükkan, tarla sahibi olan orta ölçekli bir işadamının öyküsü.
Kahramanlarının kim olduğundan çok, olayın kendisi önemli olduğu için isimleri bizde saklı.
Ama kriz döneminde Türkiye'de pek çok banka, pek çok işletme, sırf piyasada para dönmediği için, faaliyet alanıyla hiç de ilgisi olmayan malın-mülkün sahibi oluverdi. Üstelik mal sahibi olduğuna üzülerek, içi sızlayarak...
ZEYTİNİN YOK YILI
İşte örneklerden biri... Metro Grosmarket'in Genel Müdürü Hakan Ergin anlatıyor:
"Şu anda fon kapsamında olan, ancak o günlerde henüz fona devredilmeyen bankalardan birinin üst düzey yetkilisi aradı. Kredi verdiği bir konserve fabrikası borçlarını ödeyemeyip batınca banka tüm konservelere el koymuş. Tabii bunlar bankacı, konserve piyasasından habersiz, doğal olarak nasıl fiyatlandırma yapacaklarını da bilmiyorlar. 'Bu konserveleri satın alır mısınız?' diye sordular. Ancak ihtiyacımız yoktu, teklifi kabul etmedik. Sonra o konserveler nasıl elden çıkarıldı bilmiyorum, belki başka bir markete satıldı. Ama bankanın yetkilisi, elindeki malı paraya çevirmek için ciddi bir mücadele veriyordu..."
Bir başka bankanın müfettişi anlatıyor:
"Bankaların elinde eskiden beri böyle işler olur. Ama kriz döneminde çok fazla arttı. Biz zeytinin 'var yılı' ya da 'yok yılı' olduğunu, yani bir yıl ürün alınırken, ertesi yıl alınmadığını kredi alıp borcunu ödemeyen zeytin işletmelerinin depolarına el konduktan sonra bilançolarını incelerken öğrendik. Özellikle Anadolu'daki banka şubelerinin, zeytin, tütün, yağ kredilerinde çok batık var. Tütüne tarlada el koyan, alacağına karşılık el koyduğu yağlar için depo arayan pek çok banka var. Böyle giderse bankalar sadece para piyasalarını değil, her alanda ticareti esnaf kadar öğrenmiş olacak. Mala el konması da sorunu çözmüyor. Onun depolama ve satışı uzun bir hukuki süreci kapsıyor. Bankalar da bu süreci yaşamadan kestirme yollarla malı paraya çevirmenin yollarını arıyor. "
Bir anda üç evi bir tarlası oldu
Türkiye çapında yaygın bir mobilya mağazalar zincirinin İç Anadolu Bölge sorumlusu anlatıyor:
"Bu kriz, beni bir anda hiç de ihtiyacım olmayan şehirlerde, ev, dükkan, tarla sahibi yapıverdi. Sorumlusu olduğum bölgede bayilerim var. Onlara mal gönderir, sonra gider parasını tahsil ederim. Ama mal gönderdiğim bayiler zor durumda, ellerinde para yok. Karşılığında annelerinin evini, babalarının tarlasını verenler var. Elleri titreyerek tapu dairesinde mal devri yapıyoruz. Geçen hafta Gümüşhane'de bir bayii borcunu ödeyemeyeceğini söyleyip, borcuna karşılık annesinin evini verdi. Evin değerini bilmem, ilçedeki rayiçleri bilmem. Yaşlı annesi evde oturuyor, şimdi 'çık evden burası benim' diyebilir miyim? Ya da kira isteyebilir miyim?
Ortağım, Konya bayiinden alacağımızı istemeye gitti, para alamadı bir tarlanın tapusu ile geri döndü. Şimdi yerini yurdunu bilmediğim, görmediğim bir tarlamız var. Bu evleri, tarlaları ne yapacağım? Ben gayrimenkul yatırımcısı değilim ki! Ama bayilerin halini gördükçe kendime üzülemiyorum."
Esen PİŞİRİCİ
|
|
 |
|