  
Bu ayıbı temizleyin!
Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, Saint Benoit Lisesi'ndeki öğretmen rezaleti konusunda inceleme yapan müfettişin raporunu gönderdi... Raporda;
* Özel Saint Benoit Fransız Lisesi 2000-2001 öğretim yılında matematik öğretmeni olarak görev yapan Erdem Kardağ'ın onaysız ve izinsiz olarak çalıştırıldığı... (Yani öğretmen olmadığı)
* Yıl boyunca 9-G ve 9-B sınıflarının matematik, 10/Fen-A, 10/TM-A, 10/TM-B ve 10/TM-C sınıflarının geometri derslerine girdiği ve bu sınıflarda çok sayıda öğrencinin sınıfta kaldığı belirtiliyor...
***
Ama ardından bu rezalete sebep olan okul yönetimini aklamak için akla gelmez mazeretler üretiliyor...
Neymiş efendim; Erdem Kardağ'ın ders verdiği sınıflardaki sınavların soruları ve cevap anahtarları matematik öğretmenleri komisyonunca hazırlanmış (Ne kadar doğru olduğu şüpheli), sınav sonuçlarının değerlendirmesi de yine bir başka öğretmen tarafından yapılmış... (İnanmak mümkün değil...) Öğrenciler ve öğretmenler yıl içinde herhangi bir şikâyette bulunmamış...
***
Müfettişin, bu akıl almaz mazeretleri en az okul yönetiminin neden olduğu skandal kadar dikkat çekici...
Bir müfettiş düşünün ki; öğretmenlik nosyonu bulunmayan, mesleği elektrik mühendisliği olan bir kişiye yasalara aykırı olarak kaçak öğretmenlik yaptırıldığını kabul ediyor, sonra dönüp, bu kanunsuzluğa başvuran okul yönetimini aklamak için "Veliler ve öğrenciler yıl içinde şikâyetçi olmamışlar" diyebiliyor...
Peki öğrenciler, veliler ne yapsın Sayın müfettiş? Derslere giren her öğretmenin diplomasını mı talep etsin? Yoksa olayı abartıp, Saint Benoit gibi bir okulun derslere soktuğu öğretmenin Emniyet'ten sabıkasını mı istesin?
***
Gelelim Erdem Kardağ'ın sınav sorularını hazırlamadığı ve yazılı sonuçlarını okumadığı tespitine...
Anlaşılan okul yönetimi bu skandalın bir gün ortaya çıkmasından endişe etmiş olacak ki; sınav sorularını bir komisyona hazırlatmış, sınav kağıtlarını da bir başka öğretmene okutmuş...
Peki; öğretmenlik nosyonu, bilgisi, birikimi olmayan ve en önemlisi öğretmen olmadığı için öğretmenlik yapma izni bulunmayan bir kişinin ders verdiği sınıflardaki öğrencileri müfredattan sorumlu tutmak ve hatta başarısız bulup sınıfta bırakmak vicdana sığar mı?
***
Son Söz: Bu olay Saint Benoit Lisesi için ne kadar büyük bir skandalsa, bu müfettiş raporu da Milli Eğitim açısından o denli büyük bir rezalet! Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, sınıfta kalan öğrenciler için yapacak bir şey olmadığını söylüyor ve ekliyor:
"Ama yine de biz Bakanlıktan müfettiş istedik.." Bence yapacak bir şey var, o da velilerin dava açmaları... Çocuklarının bir yıl kaybetmelerine seyirci kalmamaları...
HASAN ÖZDEMİR GOL YİYOR!
154 Alo Trafik!
İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir'e önceki gün, "Sizdeki heyecanı alt kadronuz duymuyor" demiştim.. "Haklısın" cevabını vermişti... İşte; size haklı olduğumun en son örneği: Dün sabah iki kamyon gelip Teşvikiye Karakolu'nun arka sokağını tıkıyor... Trafik duruyor... Sokaktaki esnaf ne yapsın, 154 Alo Trafik hattını arayıp durumu anlatıyor... Ama bir kez değil, en az 10 kez... Sonra ne mi oluyor? 154'ü ben arıyorum... Çıkan polise durumu anlatıyorum, anlamıyor... "Bir numara verecem... 213 41 75... Kazayı o numara bildir" deyip işin içinden çıkıyor... Kaza olmadığını, sadece iki kamyonun sokağı kapattığını bir daha aktarıyorum... "Baktıralım" deyip telefonu kapatıyor... Yarım saat geçiyor, esnaftan yine telefon geliyor:"Gördün mü Erdal Abi, seni de takmadılar! Kamyonlar hâlâ duruyor... Yol kapalı... Ne gelen var, ne giden! " Tekrar 154'ü çeviriyorum.. Karşımda bir başka ses ama aynı cevap: "Baktıralım!" Sonuç mu? Baktırmıyorlar, bakmıyorlar!
***
İşte; sorun bu Sayın Özdemir! Sizin heyecanınızı alt kadronuz duymuyor... Örneğin 154'ün başına koyduğunuz görevliler işini severek yapmıyor... Gelen şikayetçi sonuçlandıracak girişimde bulunmuyor... Sadece arayana papağan gibi aynı kelimeyi tekrarlıyor: "Baktıralım!"
KAPI EŞKIYASI
Bodyguard!
Eğlence merkezlerinde huzur sağlama adına terör estiren, kapıdan istediğini geri çeviren, canı isterse dövüp hastanelik edebilen yeni bir meslek peydahlandı: Bodyguard'lık!..
Yasa, kural tanımayan, bakışlarıyla kin nefret saçan, ipten kazıktan kurtulmuş serseri tipli bir güruh!
En son icraatları Bodrum'daki Ginger adlı barda bir üniversite öğrencisini komaya sokuncaya kadar sopalamak, bununla yetinmeyip öldü diye denize atmak...
Bodrum Kaymakamı Cumhur Güven Taşbaşı olayın soruşturulduğunu açıklıyor... Peki soruşturma sonunda ne olacak? Kocaman bir "hiç!" Üniversiteli genç öldüresiye dövüldüğüyle kalacak, döven serseriler ise barın sahibi tarafından getirilip aynı kapıya bağlanacak...
İl Emniyet Müdürleri ile İlçe Emniyet Müdürleri'ne sormak istiyorum; eğlence merkezleri, bodyguard olarak çalıştırdıkları bu kişileri size bildiriyor mu? İzin alıyor mu? Yoksa bulduğu serserileri getirip kapıya koyabiliyor mu? Bu kişilerin kimlik dökümleri ve hatta fotoğrafları arşivinizde bulunuyor mu?
Zannetmiyorum!
İşte onun için; bu serserilerin daha çok kişiyi hastanelik edinceye kadar döveceklerini biliyorum...
Serbest kürsü
Hangi takımla?
Başbakan Ecevit, "Türkiye 1'inci ligin dışında kalarak yaşayamaz" buyurmuş... Peki bu lige hangi takımla çıkacağız? Kalesine gol atanlarla mı? Soluğu kesilip koşamayanlarla mı? Tribünlerden yuhalanmalarına rağmen yerini başka oyunculara bırakmayanlarla mı? Cemal Sivaslı (Eskişehir)
|