  
Telefonda ödenen KDV'yi nasıl geri alacağız?
Dünkü yazımızı okumayanlar için, kısa bir hatırlatma yapalım. 12 Aralık 2000'den bu yana, sabit telefonlarla yapılan görüşmelere uygulanan KDV oranı havyar, kürk ve fildişi eşya gibi lüks malların aynısı oldu. Hemen belirtelim, bu uygulamada, "cep telefonları" lüks mal sayılmadı. Türk Telekom da sabit telefonlarla yapılan yapılan görüşmelere, lüks mallara uygulanan yüzde 25 oranının uygulanmayacağı gerekçesiyle, dava açtı. Yargı da, Telekom'un talebini "yürütmeyi durdurma" kararı vermek suretiyle yerinde görünce, yüzde 17 yerine (15 Mayıs 2000'den itibaren 18 olacak) yüzde 25 ya da 26 oranında alınan KDV'den dolayı, vatandaşların alacağı ortaya çıktı. Ticari işletmeler, bu iadeden yararlanamıyor çünkü onlar ödedikleri KDV'yi, defterlerinde "indirim" konusu yaptı.
Karara uymak gerekiyor
Yürütmeyi durdurma kararları, nihai karar değil ancak hukuka aykırı işlemi iptal eden kararlar ile tam bir benzerlik gösteriyor. Yürütmeyi durdurma kararı sonucu, yapılan idari işlem geri alınmış ya da ortadan kaldırılmış olmaktadır. Buna göre, yürütmeyi durdurma kararı, örneğin bir vergilendirme işlemi ile ilgiliyse, o vergilendirme işlemi ortadan kaldırılmaktadır. Bu nedenle, vatandaşların, bir dilekçe ile Ankara Dışkapı Vergi Dairesi'ne başvurup, sabit telefonları ile yaptıkları görüşmeler üzerinden, fazla alınan KDV'yi geri almaları mümkün.
Anayasa'ın 138. maddesine göre, yürütmeyi durdurma kararlarına; yasama, yürütme ve idare organlarınca uyulması zorunludur. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 28. maddesine göre de, Danıştay'ın, yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarına göre, idare geciktirmeksizin işlem tesis etmeye veya gerekeni yapmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde, kararın idareye tebliğinden itibaren 30 günü geçemez. İdarenin, Danıştay kararına, uyup uymama ya da gereklerini yerine getirip getirmeme konusunda, takdir hakkı yoktur. Mutlaka uymak ve gereklerini yerine getirmek zorundadır. Yürütmeyi durdurmayı uygulamayan kamu görevlileri açısından, iki ayrı sorumluluk sözkonusu.
1) Mali Sorumluluk
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28/4. maddesine göre, yürütmenin durdurulması kararını 30 gün içinde yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine, adli yargıda "tazminat davası" açılıp, uğranılan zararın tazmini istenebilir.
2) Cezai Sorumluluk
Yürütmeyi durdurma kararını uygulamayan kamu görevlileri hakkında, görevi ihmal ve kötüye kullanma suçu da dahil olmak üzere, Türk Ceza Kanunu'nun 228,230 ve 240. maddeleri uyarınca "cezai işlem yapılması" yoluna gidilir.
Özetle, yürütmenin durdurulması kararının 30 gün içinde uygulanmaması halinde;
- İdare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir ,
- Kararı yerine getirmeyen kamu görevlisinin şahsı hakkında da, tazminat davası açılabilir ;
- Kararın idareye tebliği üzerine, idarenin gereken işlemleri yapmaması ve iadesi gereken bir tutarı 30 gün içinde iade etmemesi halinde, yasal gecikme faizi istenebilir.
İşkencesiz paraları ödeyin
Aslında, Maliye'nin milyonlarca vatandaşı tek tek dilekçe vermeye mecbur bırakmadan, fazla aldığı KDV'yi "kendiliğinden" düzeltme yoluyla iade etmesi en sağlıklı yol olarak gözüküyor. Nitekim Vergi Usul Kanunu'nun 119/1 maddesi de, bunu zorunlu kılıyor. Bakalım, Maliye'nin uygulamasının ne yönde olacak.
|