  
Kitap zenginlik getirir
Geçenlerde Yenikapı - Bandırma feribotundaydık.
Ortalık tıklım tıklımdı ve iki saatlik yolculuk boyunca elinde kitap olan kimseye rastlayamadık.
Sadece bizimkiler kitap okuyor ve ortama uymayan bir görünüm sergiliyorlardı.
***
Geçen yaz yolum bir öğle sonu Türkbükü'ne düşmüştü.
Bir arkadaşım bu ilçedeki ünlü otellerin önünde uzanan deniz platformlarına götürdü beni. İnsanlar yan yana güneşin altına uzanmışlardı; sanki bir mülteci gemisinde gezer gibiydik.
Hiçbirinin elinde kitap yoktu.
Öylece yatıyorlardı güneşin altında.
***
Anadolu'ya otobüs ya da tren yolculuğu yapmış olanlarınız bilir; insanlar bazen otuz altı saat boyunca sallana sallana gider ve boş gözlerle dışarıyı seyrederler.
Kitap okuyan kişiye rastlamak zordur.
***
İnsan aklı ister istemez kıyaslamalar yapıyor.
Charles Dickens'ın romanları fasiküller olarak yayınlanır ve posta ile okurlara gönderilirmiş.
O dönemin tanıkları, okurların o mavi fasikülleri büyük bir sabırsızlık ve açlıkla beklediğini, kimi zaman kilometrelerce yol katederek postayı karşılamaya gittiğini anlatıyor.
Dickens eserlerini halkın önünde okumaya karar verdiği zamam kıyamet kopmuş; İngiltere'nin altı üstüne gelmiş, halk salonları doldurmuş, Dickens hayranları sütunlara tırmanmış, bazıları sürünerek kürsünün altına girmeye çalışmışlar.
Amerika'ya gittiği zaman okurlar bu yazarı görebilmek için dondurucu kış soğuğunda kuyruğa girmiş ve evlerinden getirdikleri yatakların üzerinde uyumuşlar.
***
Bildiğiniz gibi milenyum sonunda bütün ülkeler bin yılın en önemli insanını seçme yarışına girdiler.
İngilizler'in vardığı sonuç, William Shakespeare.
Onca krala, komutana, dünya çapında ünlü lidere sahip olan İngiltere, bin yılın en önemli İngiliz'i olarak bir şair ve oyun yazarını seçmişti.
***
Belki bazılarına önemsiz gibi geliyor ama, işte gelişmiş ülkelerle aramızdaki en büyük farklardan birisi bu.
Biz matbaayı yasaklarken, insanlar düşünüyor, yazıyor ve okuyordu.
Osmanlı'nın bu gölgeli yüzyılları boyunca Batı dünyası felsefe, edebiyat ve bilim yapıtlarını kitlelere aktarmanın yolunu buldu.
Batı uygarlığı dediğimiz manevi organizmanın yapı taşları bu kitaplardır işte.
Ve ne yazık ki buna sahip olmadığınız zaman, eksikliğini de anlayamıyorsunuz.
***
Şimdi kimilerinin "Canım, kitap karın doyurur mu" dediklerini duyar gibiyim.
Cevabım şöyle:
"Evet doyurur! Batı uygarlığı zenginliğini kitaplara ve kültür birikimine borçludur."
Hadi şimdi birileri bu düşünceyi gidip Bodrum plajlarında salamura gibi yatanlara anlatsın.
Neden söz ettiğinizi anlarlar mı dersiniz?
|