kapat
21.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

Soydaşın zaferi


Eski Kral Simeon ile koalisyon protokolü imzalayan Türkler'in partisi Hak ve Özgürlükler Hareketi'ne 2 bakanlık, 5 önemli bakanlığın müsteşarlığı ile 3 ilin valiliği verildi
Bulgaristan tarihinde ilk kez bir Türk partisi hükümette yer alıyor. 17 Haziran'da yapılan seçimler sonrası, parlamentoya 21 milletvekili sokan Türkler'in oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH), yeni hükümette 2 bakanla temsil edilecek. Dün yapılan ve 3.5 saat süren koalisyonu oluşturma toplantısının sonunda imzalanan protokol uyarınca, Türk partisine Tarım Bakanlığı ile Doğal Afetler-Endüstri Kazaları Bakanlıkları verildi. HÖH ayrıca Savunma, Maliye, Ekonomi, Bölgesel Geliştirme ve İskan, Çevre gibi 5 kritik bakanlığın müsteşarlıklarını da elde etti. 240 sandalyeli parlamentoda 120 sandalye sahibi olan eski Kral Simeon'un NDSV partisi ile HÖH arasında günlerce süren pazarlıkların ardından imzalanan koalisyon protokolüne göre HÖH'e, bunların dışında Razgrad, Tırgovişte ve Sofya'da bölge valiliği de verildi. Böylece 1985'te dönemin Komünist rejimi tarafından başlatılan Bulgarlaştırma sürecinde; işkence gören ve yaşadıkları toprakları terketmek zorunda kalan soydaşlarımız, 16 yıl sonra ülke yönetiminde söz sahibi olarak geri döndüler.

1985'TE BAŞLADI
Herşey 1985 yılında ülkeyi yöneten iki koalisyon ortağı partinin aldığı insanlık dışı kararla başladı. Bulgaristan Komünist Partisi'nin lideri ve Devlet Başkanı Todor Jivkov, iktidara gelişinin 29'uncu yılında, küçük ortağı Bulgar Tarım ve Çiftçi Birliği ile kapalı kapılar ardında tarihe kara bir leke olarak geçecek "Bulgarlaştırma" politikası için düğmeye bastı. Bulgarlaştırma yani azınlıkların bir günde "eritilmesi" politikası açıkça ülkede yaşayan 1 milyon kadar Türk'ü hedef alıyordu.

Bu amaçla ilk olarak Türkler'in isimleri değiştirilmek istendi. Bulgar polisi köy köy, sokak sokak dolaşıp Türkler'in oturdukları evlerin kapısını çaldı ve soydaşlarımızdan en kısa zamanda bağlı bulundukları belediyeye müraacat etmelerini istedi. Gerekçe olarak da "eski kimliklerin yenileriyle değiştirildiğini" söyledi. Yeni kimliklerini almak için belediyeye başvuran soydaşlar ummadıkları bir sürprizle karşılaştılar. Kendilerine Bulgar isim ve soyadları bulunan kimlikler verildi. Türkçe adların artık geçerli olmadığı söylendi. Bu duruma itiraz edenler, oracıkta tutuklandı ya da işkence gördü. Bulgar adı almak istemeyen ve bu yüzden belediyelere uğramayanlar içinse soruşturma başlatıldı. Bu kişiler önce çalıştıkları yerlerden atıldılar. Bulgar polisi ise peşlerine düştü. Ve yıllar sürecek bir zulm, işkence ve soykırım politikası başladı.

KAMPLARDA EZİYET
Dayak, işkence ve gözaltında ölümlere rağmen Türk kimliğinden vazgeçmeyen soydaşlarımız, diktatör Jivkov'un emriyle oluşturulan cezaevlerine kapatıldı. Bu hapishaneler Stalin'in toplama kamplarındarn farksızdı. 1989'da Jivkov bir kanun çıkardı. Aynı yılın 1 Eylül günü yürürlüğe girmesi planlanan kanuna göre pasaportu olanların başka bir ülkeye göç etmesi serbest bırakılıyordu. Yani Jivkov Türkler'e "defolun" diyordu. Ancak ilkbahar aylarına gelindiğinde Türkler ayaklandı ve ülke içinde büyük karışıklıklar meydana geldi. Acil olarak toplanan hükümet, kanunun yürürlüğe giriş tarihini geri çekti. Vizeler derhal verildi. Ve soydaşlarımıza Türkiye yolu gözüktü.

Binlerce kişi birkaç ay içinde Kapıkule'den Türkiye'ye geçiş yaptı. 350 bin soydaşımız zulümden kaçarak Türkiye'ye sığındı. Bunlar için Bursa, İzmir, İstanbul, İzmit ve Yalova'da geçici yerleşim alanları oluşturuldu.

JİVKOV'UN DEVRİLİŞİ
Ülke nüfusunun yüzde 8'ini oluşturan Türkler'in akın akın göçü karşısında sinirlenen Jivkov ise o aylarda "Madem öyle bütün Türkler anavatanına gitsin" açıklamasını yaptı. Dönemin Başbakanı Turgut Özal ise Ağustos ayında sınırı kapattı. Ancak gerek siyasi gerekse ekonomik anlamda sıfırı tüketen Jivkov'un iktidarı bundan sonra sadece birkaç ay daha devam edebildi. Komünist Partisi Merkez Kurulu, 10 Kasım 1989'da Jivkov'u görevden aldı. Ve, 33 yıllık diktatörlük dönemi böylece kapandı.

Kendi köşesine çekilen devrik diktatör 1997'de kısa bir süre için siyasete dönse de başarılı olamadı. İktidarını son dönemini asimilasyon kampanyası üzerine kuran Jivkov 1998'de öldü. Komünist rejimin yıkılmasından sonra 1990'da tarihinin ilk serbest seçimlerine gidildi. Ahmet Doğan önderliğindeki HÖH 24 milletvekili kazandı. Ancak hükümete alınmadı.

EMİR RUSYA'DAN MI?
Ülkede demokratikleşme çabalarının başlaması üzerine Türkiye'ye göç eden soydaşlardan 100 bin kadarı 1990'lı yılların başında ekonomik nedenlerden Bulgaristan'a döndü. Ancak Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç devam etti. Özellikle 1990 ile 96 arasında 200 bin kişi gizli göçle Türkiye'ye geldi. 1956'da iktidara gelen Jivkov'un Bulgarlaştırma hareketine neden 29 yıl sonra başlama kararı aldığı da hâlâ esrarını koruyor. Bazıları "Jivkov 1980-81 yıllarında bu işe girişseydi, kendi siyasi yaşamını tehlikeye atmayacaktı ve Türkleri eritme politikasında başarılı olacaktı. Çünkü o yıllarda Türkiye'de askeri rejim vardı. Ve Ankara, soydaşlarıyla ilgilenemeyecek kadar kendi içişleriyle meşguldü" görüşünü savunuyor. Jivkov'un bu hareketi Rusya'dan gelen emirle başlattığı da iddia ediliyor.

GÜNEY ÖZTÜRK


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır