kapat
20.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
METİN MÜNİR(mmunir@sabah.com.tr )

Yılmaz bankaları yıldıramaz

Anavatan Partisi (ANAP) koalisyondaki en liberal partidir. Onun için dün Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın yabancı bankalar konusundaki sözlerini duyunca bir an ne yapacağıma karar veremedim. Ağlamalı mıyım? Gülmeli miydim?

Yılmaz yabancı bankaları spekülatif amaçlarla döviz toplamakla suçladı ve bu konuda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu BDDK'nın gerekli önlemleri alacağını söyledi. Her devletin bu gibi "aşırı spekülatif rantları" önlemeğe hakkı vardı.

Doğrudur. Ancak bu tür "aşırı spekülatif" kârlara karşı kendilerini koruyan devletlerle bu tür aşırı spekülatif kârları yaratan devletlerin aynı olduğunu belirtmemiz gerekir. Mohammed Mohatir'in Malezya'sını buna örnek olarak gösterebiliriz.

İkinci belirtmemiz gereken şey şudur: Pozisyon almak bankacılığın bir diğer adıdır. Üçüncüsü Yılmaz'ın spekülatif olarak tanımladığı bu pozisyonu sadece yabancı bankalar almadı. Türk bankaları da aldı. Abes olacak, ama, dördüncü belirtilmesi gereken şey bankaların hayır kurumları olmadığı ve hudutta nöbet tutmak için için kurulmadıklarıdır.

Eğer siz, rasyonel olmayan ekonomik politikalarla dövizi zıplatırsanız, aklı başında bir bankanın yapacağı tek şey buna göre pozisyon almaktır. Zarar etmek üzere pozisyon alması mümkün olmayan bankanın yapacağı şey kâr etmek üzere pozisyon almaktır. Nitekim bankalar bu pozisyonları aldılar ve, thank you very much, tatlı tatlı kâr ettiler.

Spekülasyonu önlemenin yolu tutarlı ekonomik politikalar uygulamak, piyasaların güvenini kazanmak, ekonomiyi tımarhaneden tahliye edip normal hayatına kavuşturmaktır. Yabancı bankaları Ankara'ya çağırıp onlara posta koymak çözüm değildir. Mohatir bunu kısa zamanda anlamıştı.

Esasında, ortada son krizin yarattığı spekülatif ortamın kâra çevrilmesinden çok daha önemli bir başka olgu daha var.

O da ekonomide meydana gelmesi muhtemel çalkantılardan dehşete kapılan Türklerin tasarruflarını yabancı bankalar aracılığı ile yurt dışına yollamasıdır.

Güvenilir bankacılar geçen Kasım ayından bu yana Türk bankalarından yabancı bankalara 5-6 milyar dolar civarında para kaçtığını tahmin ediyor.

Şubat ve Nisan aylarında doruk noktasına çıkan bu kaçış kaçış daha sonra yavaşladı. Ancak, "Telekom krizi"nin yarattığı ile geri dönen karamsarlık havası (Merhaba Sayın Enis Öksüz! Nasılsınız?) yeni bir kaçış dalgası yarattı. Bu eğilimin devam ettiğini öğreniyoruz.

Kaçış küçük tasarruf sahipleri ile başlamıştı. Ancak bankacılar son zamanlarda mütevazi rakamda parası olanlar bile -- 50,000 - 100,000 arasında paralardan bahsediyorum -- yabancı bankaların kapılarını çalmaya başladıklarını söylüyor.

Türk bankaları çok daha yüksek faiz vermesine rağmen tasarruf sahipleri, getiriden büyük fedakârlık ederek daha çok güven için paralarını dışarıda tutmayı alternatif olarak görüyorlar.

Yabancı bankalar da yüzde 5 civarında aldıkları bu paraları gene Türklere yüzde 15 civarında kredi olarak veriyor.

Bu konudaki düşünceniz ne Sayın Yılmaz?


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır