Tüm ekonomiyi yakma aşamasına giren dolar ateşine hükümet tarafından ilk müdahele yapıldı. IMF ile yürütülen programın önünde bir engel olarak görülen bakanını görevden alan MHP, böylece programa bağlılığını ve Hükümette kalmak istediğini kamuoyuna belli etti. En azından şimdilik devam etmekten yana tavır sergilediği bir gerçek.
Piyasalara güveni sağlamada en büyük rölü oynaması beklenen Hükümette geniş tabanlı bir revizyonun ise ANAP Kongresi sonrasında yani Ağustos ortası gibi yapılacağı tahmin ediliyor. Şimdilik Bakan'ın istifası ve MHP'nin ortaya koyduğu tutum ile bu revizyona kadar zaman kazanıldı. Piyasaların siniri bir ölçüde yatıştı.
*Temkinli tutum- Önlemlerin devamı beklenirken piyasalar olumlu ve temkinli bir tutum sergiliyor.
Yabancı bankalar Ankara'da toplantıya da çağrılmış ve uyarılmış olmalarının etkisiyle bankalararası piyasada doları yukarı çekmekten vazgeçtiler. Yine aynı piyasada yerli bankalar satıcı olarak boy gösterdi. Alıcıların ve dolayısıyla fiyatların sürekli yükseldiği bir piyasadan kısmen satıcılı ve dengeli bir piyasaya geçildi.
* İki günde ciddi düzelme- Dolar yatışınca faizler düştü, borsa yükseldi. Dolar 1.550 bin liradan 200 binlik düşüşle 1.350 bine indi. Hatta bir ve iki haftalık vadeli işlem bile gerçekleştirildi. 26 Temmuz için dolara biçilen değer 1.376, 2 Ağustos için 1.392 bin lira. Dövizdeki bu düşüşten sonra faizler de 20 puanlık inişle yüzde 95'e geriledi.
Borsadaki toparlanmayı ise bir grup hakkında çıkartılan söylentiler sonucu bu gruba ait hisse senetlerinin taban fiyattan işlem görmesi sınırladı.
İki gün içinde meydana gelen bu gelişmeler gerçekten önemli ve çok olumlu.
Ancak dengelerin böyle kalabilmesi için, hükümetin attığı adımların devamının gelmesi gerekiyor. Teknik düzenlemelerin de gecikmeden yapılması lazım.
*Kışa hazırlanma gereği- Şimdi hükümet biri Mayıs başında, diğeri Haziran sonunda olmak üzere iki kez yakaladığı ama elinden kaçırdığı yaz aylarını iyi geçirme fırsatını bir kez daha elde etmiş durumda. Ancak bu kez daha yüksek bir bedel ödeyerek ve üstelik zamanı yarı yarıya kısaltarak. Yaz ayları dediğimizde şunun şurasında sadece bir kaç hafta kaldı. Eylül'le birlikte tatillerin hepsi sona eriyor. Bırakın krizde veya çok sıkışık geçmesini, yaz aylarının çok iyi geçirilmesi gerekir ki, iyimserlik güçlensin ve sonbaharla birlikte hemen ilk şokta darbe yemesin. Kışa hazırlığı yazdan yapmak, yazı çok iyi geçirmek lazım ki, kış krizsiz atlatılabilsin.
Bu açıdan bakıldığında yazın kalan son 5-6 haftasını rahat geçirecek son fırsatı yakaladık. Bunun üzerine geniş kapsamlı ve üye sayısının yaklaşık yarıyarıya azalacağı bir kabine revizyonu binerse sonbahara kısmen güçlü girmiş olacağız.
*Güvenin pekiştirilmesi- Bu durumda iç borçların çevrilmesinde, tarım reformunda, devlet ihale kanununun yenilenmesinde, IMF ile gözden geçirmelerde, yükselecek enflasyon ortamında, siyaset cephesinin hareketlenmesinde yaşacağımız sorunları atlatma şansımız yükselecek.
Eğer bir kaç hafta içinde yeni bir kriz çıkartmayı başarırsak yaz aylarının tümünü orta ölçekli krizlerle heba ettiğimizden ve güveni pekiştiremediğimizden geriye tek seçenek kalacak: Sonbahar ve kış aylarını nasıl geçeceğimizi kara kara düşünmek.
*Sonuç- "Gündüz kandilini hazırlamayan, gece karanlığa razı demektir" Cenap Şahabettin