  
Bazen ülkelerin de basireti bağlanır!
Basiret sözünü çok severim. Yeni dilde karşılığını bulmak kolay değil; iz'an kelimesi gibi.
Bunlar öyle kavramlar ki, hayat onlar olmadan da devam eder gibi görünüyor ama sonra bir de bakıyorsunuz; yaşamın anlamı kaybolmuş, ilişkiler yörüngesinden çıkmış, bir şeyler yanlış gidiyor.
Sarhoş sürücüsü ile kaza yapan bir otobüsten çıkan kişiye sorarlar: "Peki kardeşim, madem adam sarhoştu, madem tehlikeli kullanıyordu niye bir şeyler yapmadınız? Niçin ikaz etmediniz?"
Adam cevap verir: "Vallahi basiretim bağlandı!"
Ekonomik krize girildiğini bile bile önlem almayan, ortakları tarafından soyuldukları için iflas eden kişilerden de hep aynı cevabı duyarsınız; "Basiretim bağlandı!"
***
Bazen ülkelerin de basireti bağlanıyor.
Mesela Hindenburg Almanyası'nın. Çünkü herkes işlerin ters gittiğinin, yönetimde büyük bir boşluk oluştuğunun, ülkenin iyi yönetilmediğinin farkındaydı ama basiretleri bağlandığı için hiçbir şey yapmadılar. Hitler'in kaz adımlarıyla gelip dünyayı kana boyayacak iktidarını kurmasını beklediler.
Kerensky Rusyası'nda da halkın basireti bağlanmıştı.
İşlerin yürümediğini görüyorlardı ve başları dönüyordu ama basiretleri bağlandığı için büyük bir ihtilale sürüklendiklerini sezemediler.
Bütün iç savaşlar ve olağanüstü yönetimler, dümeni kilitlenir gibi basireti bağlanan ülkelerde ortaya çıktı.
Dünya tarihi "basireti bağlanan" ülkelerle doludur.
***
Bu tarihi okuduğunuz zaman şu soru gelip takılır aklınıza: "Peki o dönemde durumu kimse fark etmiyor muydu? Ülkelerinin nasıl bir altüst oluşa doğru gittiğini görmüyorlar mıydı? Niçin üç beş akıllı adam çıkıp da herkesi uyarmadı?"
Bu sorunun cevabını öğrenebilmek için Türkiye'nin de bir "basiret bağlanması" dönemine girmesi gerekiyormuş meğer!
Uyarmanın ne kadar zor olduğunu, kendinizi paralasanız, hançerinizi yırtsanız bile sesinizi kimseye duyuramadığınızı anlamanız için bu dönemi yaşamanız gerekiyormuş.
Türkiye "Kırk katır mı, kırk satır mı?" ikilemlerine sürüklenirken, akıllı görünen adamların meselenin özünü neden konuşmadıklarını, gerçeklerden niye şeytan görmüş gibi kaçtıklarını anlamamız için bu deneyi geçirmemiz gerekiyormuş.
Çünkü basiretimiz bağlanmış bir kere!
***
Ne yapalım; yaşayan görür! Yıllar önce Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme olanağını ellerinin tersiyle itenlerin ve Euro para birimini kullanan, gelişmiş ve mutlu bir ülke olmamızı engelleyenlerin şimdi bu ülkeyi hangi uçurumlara yuvarlayacağını hep birlikte seyredeceğiz.
Çünkü bu ülkenin ileri gelenleri, okumuş yazmışları ve zenginleri böyle istiyor.
Basireti bağlanmış halk ise bir yandan açlıkla boğuşurken öte yandan ekranlardaki gecekondu eğlenceleri ile avunmak peşinde.
|