kapat
20.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 


Altın ayakkabılı adam

Sekizinci kulvarda koşmak zordur. Hele bu Amerikan Olimpiyat Takımı'nın 200 metre seçmeleriyse... 1992 Olimpiyatları öncesinde Michael Johnson, kötü bir yarı finalin ardından bu konumdaydı. Her zaman büyük atlet olan ama hiç sevilmeyen Carl Lewis, televizyonlara, "Johnson'ın işi bitti" diyordu gülerek. Ve MJ, seçmelerde pek de görülmemiş bir şey yaparak 8 numaralı kulvardan Amerikan şampiyonluğuna ulaştı.

Kamyon şoförü bir babayla öğretmen bir annenin oğlu olan MJ, 1988 Seul Olimpiyatları'na sakat olduğu için katılamadı. 1991'de dünya şampiyonu olduktan sonra 1992 Olimpiyat seçmelerinde mucizeler yarattı. Ancak Barcelona'dan birkaç ay önce yediği yemek onun kabusu oldu. Yıkık dökük geldiği İspanya'da seçmelerde Olimpiyat'a veda etti. Tek bir şansı vardı. Yıllar sonra kıracağı 200 metre rekoru Mike Marsh'ın yarı finaldeki lalettayin tavrı nedeniyle kırılamamıştı.

Barcelona'dan sonra Johnson, o kendine has dimdik stiliyle tutulamadı. 1995 Dünya Şampiyonası'nda 200-400 dublesini yaptı. 1 yıl sonra Atlanta öncesinde 200 metre dünya rekorunu kırdı. Ama Atlanta finalindeki 19.32'si rekorlar tarihinin en nadide anlarından biri oldu. 400'deki birinciliğiyle Olimpiyat dublesini noktaladı.

1997'de belki bir daha hatırlamak istemeyeceği bir hata yaptı. Kanadalı Donovan Bailey ile organizatörlerin gazına gelip 150 metre gibi ne idüğü belirsiz bir yarışmaya katıldı. Kanada'da yarışın yapıldığı mekan Amerikan B filmlerindeki dövüş arenalarına benziyordu. O da sakatlanıp yarışı terketti. Ama gururu yara aldı.

1999'da Dünya Şampiyonası'nda bu kez de 400 metre rekorunu 43.18 ile geçip tarihe bir imza daha attı. Ama insan hırsının sonu yoktur. Maurice Greene ile atışması 200 Amerikan seçmelerinde ikisinin de sakatlanmasına yol açtı.

Sydney'den sonra MJ, beklenen açıklamasını yaptı: "Artık bir hedefim kalmadı. Bütün başarıları elde ettim." Altın Ayakkabılı Adam, geçtiğimiz günlerde Stockholm'de jübile turlarına başladı. Edmonton'a gitmeyecek olan Johnson, İyiniyet Oyunları'nda pistlere veda edecek.

Ejderi Öldürmek kitabıyla genç sporculara öğütler veren bu müthiş adam, artık unutulmazlar arasında.

IFAB nedir?

Bir gazeteci ağabeyimiz buyurdu: "FIFA, dünya futbolunun patronu değildir. Onun da üstünde IFAB vardır". El insaf! IFAB ya da bilinen adıyla International Board, İngiltere, Galler, İskoçya, Kuzey İrlanda Futbol Federasyonları ile FIFA'nın oluşturduğu bir kuruldur. 4'ü FIFA'dan 8 üyeden oluşur. Bunların görevi, saha içi kurallarını belirlemektir. Bir kararın çıkabilmesi için 8 oyun 6'sının alınması şarttır. Bu kurulun başka hiçbir konuyla ilgisi yoktur. Yine aynı ağabeyimiz, "FIFA, yerel işlere karışmaz" diyor. Peki aynı gazetenin dünkü spor sayfalarının manşetinde, " Celal Doğan, FIFA'ya mektup yazdı" denilerek yanlış mı yazılıyor acaba?

HAFTANIN GEYİĞİ

G.Saray yönetimine Sodexho Genel Müdürü de girdi. Artık futbolcuların karınlarını doyurmaları garanti.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır