kapat
19.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
LEYLA UMAR(lumar@sabah.com.tr )

Grace Kelly çok çapkındı

Yapımcı Hank Munciyan'ın ünlü yıldız Grace Kelly hakkındaki sözleri hayli ilginç: "Her filminde başrol oyuncusundan, elektrikçisine tüm erkeklere mavi boncuk dağıtırdı!"

Hank Munciyan'nın eline bir yıldız listesi tutuştursak, o âlemi merak edenleri tatmin edecek, daha doğrusu hayrete düşürecek ne öyküler daha var.

Doğrusu beni en çok Grace Kelly şaşırttı. Bütün erkeklerin "Kuğu gibi ağırbaşlı" bulduğu Kelly hakkında bakın Hank ne diyor: "Yüzlerce yıldızın çok garip taraflarını bilirim ama Grace Kelly'nin çapkınlığı kadar hiçbiri beni şaşırtmamıştır. Her filminde başrol oyuncusundan, elektrikçisine kadar bütün erkeklere mavi boncuk dağıtırdı."

'MAE WEST ÇILGININ TEKİYDİ'
* Hollywood'un ilk ilâh yıldızı Mae West istediği herşeyi herkese yaptırtırdı. Hollywood'un en ünlü moda tasarımcısına gardrobunu yeniletmek için bir çok yol denedi; sonunda evine getirtmeye razı etti. Sonra modacı bize o ânı şöyle nakletmişti: "Mae West kapıyı çıplak açtı; üzerinde sadece uzun topuklu ayakkabıları vardı. Karşılıklı oturduk; ona hiç bakmamaya çalışıyordum. Ama o sürekli hindistan ceviz yağıyla vücudunu, özellikle göğüslerini ovuyordu. Uzun süre sonra masajını bıraktı; gözlerimin içine bakarak: 'Çıplaklığımı seyretmenizi sırf vücudumu iyice görüp ona göre elbiselerimi yapmanız için istedim' dedi. Tabii Mae West'in ebediyen moda tasarımcısının kim olduğunu söylemeye gerek yok."

'LEIGH GÜZELDİ AMA HASTAYDI'
* Vivien Leigh inanılmaz güzelliği ve kırılganlığı ile sadece Laurence Olivier'nin değil tüm erkeklerin aklını başından alırdı. Ama ne yazık ki sinir hastasıydı. Bir dostumuzun davetinde yanıma geldi; "Yukardaki dolaba kürkümü astım; orada kağıt mendile sarılı bir mücevher torbası bulacaksın. Onu alıp getirir misin?" dedi. Şaka sandım. Israrına dayanamayıp yukarı çıktım; doğruydu. Üstüste atılmış paltoların arasındaki takı paketini buldum. Götürünce çocuk gibi sevindi. Sonradan öğrendiğime göre mücevherlerini hep oraya buraya saçarmış."

* Frank Sinatra sevdiğine tapar, sevmediğine çok kötü davranırdı. En büyük aşkı ve zaafı Ava Gardner'di. Ama ikisinin de kişilikleri öyle güçlüydü ki birlikte olamadılar. Ava, ne zaman hastalansa Frank ona uçağını yollar, Mayo Kliniği'ne gönderirdi. İkisi de ölünceye kadar birbirini sevdi.

DAVİS'E ANNEM BULAŞIK YIKATTI
Hank; "Film yapımcılığının başında, 20'lerinde bir delikanlının zamanın en büyük yıldızlarından Bette Davis'le film yapmasının önemi malum" diyor. "İlk filmimizin son sahnesi çekildi; dekor için kurulan pazarda nekadar sebze-meyve varsa almamızı söylediler. Ben sadece patlıcanları torbama koyarken Bette Davis patlıcanları ne yapacağımı sordu; soyumuzu sopumuzu, patlıcanın mutfaklarımızdaki önemini anlattım. 'Bana o yemekleri tattırır mısın?' diye sorunca şaşkınlıktan dilim tutuldu. Eve koşup annemden ne kadar Gaziantep yemeği varsa hepsini bir hafta sonra döktürmesini istedim. Baklava, börek 24 türlü yemeği yedikten sonra Bette Davis kendisini kanapeye attı. Annem karşısına geçip 'Hadi Betty, kalk bulaşıklara yardım et' deyince beynimden aşağı kaynar sular döküldü sandım. 'Anne ne yapıyorsun, o çok ünlü biri' diyecek oldum. Sözümü kesti: 'Ben bir hafta onun için mutfaktan çıkmadım' diye beni azarladı. Bette Davis annemle mutfağa girdi.

Annem kırık dökük İngilizcesiyle onu kahkahalarla güldürüyordu. Ertesi gün Bette Davis stüdyoda beni aradı: 'Annenle hayatımın en güzel 1.5 saatini geçirdim. Ne kadar özlemişim böyle içten davranan insanları Hollywood'da görmeyi' dedi."

'FİLM İŞİNE GİRMEM TESADÜF'
Son yıllarda üniversitede filmcilik dersleri veren ve çok zengin bir kitaplığı olan Hank, "Türklerle Ermeniler dış güçlerin oyununa gelmeseydi bu çirkin olaylar olmayacak, ben Gaziantep'te yaşayacaktım. Belki film işlerine girmeyecektim, belki bu kadar fazla para kazanmayacaktım ama daha mutlu bir yaşamım olacaktı. Eğer bir film yapabilirsem Türkiye'deki çingenelerin renkli yaşamını ele alırım. Buradaki çingeneler çok hoş. Antalya'da büyük bir film stüdyosu kurulduğunu duydum. Oraya Hollywood'u çekmek için çaba harcayacağım."

'TÜRK KIZI ALACAKTIM AMA...'
* "Toprak çekiyor" deyimini sık sık kullanan Hank her iki yılda bir Türkiye'ye gelmiş. "Çok gençken Zeynep adlı bir kıza âşık oldum. Evlenme teklifime en çok annem sevindi. "Nihayet ABD'de Türkçe konuşabileceğim bir gelinim olacak" diyordu. Ancak o yıllarda durmadan film yapıyorduk ve yaşamım otellerde geçiyordu. Zeynep'e haksızlık etmemek için çok üzülerek ondan ayrıldım. Soyadını bilsem aramayı çok isterdim. Şimdi benim gibi 72 yaşında olmalı.

* Hollywood'un çılgınlığından uzak, ender yıldızlarından Joan Fantaine'le tam evlenmek üzereydik. O da gerçekleşmedi. Joan nekadar açık sözlüyse kız kardeşi Olivia de Havilland o kadar ketum ve sessizdir. Joan Avrupa'da yaşıyor; hep görüşürüz.

First Lady şaşırttı
* Katherine Hepburn beni oğlu gibi severdi. Muncuyan soyadımı "Muncin" olarak değiştirdi. Ailem dışında herkes "Muncin"i kullanır. Spencer Tracy ile ölümsüz aşklarını hayranlıkla izlerdim.

* Ömrümde en saygı duyduğum kadın Eleonor Roosevelt'di. Birgün Los Angeles'den New York'a uçağım inerken Amerika'nın yıllarca First Lady'liğini yapan Eleonor Roosevelt'in iki valizi birden taşıdığını gördüm. Hemen koşup kendisine yardım etmek istediğimi söyledim. Vermedi. Ben birini taşımakta ısrarcı olunca, gülerek: "Dengeyi ancak ikisini taşırken buluyorum" dedi. Hemen meydan personeline koşup yardımcı olmalarını istedim. Güldüler: "Biz yıllardan beri ona yardım etmek için her yolu denedik ama kabul etmedi. Artık daha fazla ısrar ona rahatsızlık vermek oluyor" dediler.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır