kapat
19.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
A. SAVAŞ AKAT(aakat@sabah.com.tr )

Sağduyu galip gelmeli

Pazar günü "sıcak para" lobisinin çabalarını anlatmıştık. Merkez Bankasını kurla korkutup TL'de yüksek faiz dönemine geri dönmeye çalışıyorlardı. Maalesef Merkez Bankası uyarılarımızı dinlemedi. Hafta başında gecelik faizi yükseltti.

Bu adım ilk aşamada Hazine'yi vurdu. Kısa vade daha da kârlı olunca ihaleye talep gelmedi. Piyasalarda zaten iç borcun çevrilemeyeceği şeklinde yoğun rivayet dolaşıyordu. Tedirginlik büsbütün arttı.

Ayrıntılarını bilmiyorum ama o noktada devreye döviz spekülatörlerinin girdiğine eminim. Ellerindeki dövizleri boşaltmak için bir panik havasına ihtiyaçları vardı. Dövizi tekrar tırmandırdılar. Kısa sürede dolar 1.6 milyon TL'ye fırladı.

Bu süreci öngörmüştük. Ekonomi politikasına güven yoksa, döviz kuru ile faiz arasındaki normal ilişki tersine döner. Türkiye bunu daha önce de, Kasım ve Şubat krizlerinde aynen yaşamıştı.

Olağan koşullarda faiz düzeyi ile döviz talebi arasında negatif bir ilişki vardır. Faiz yükseldikçe döviz talebi azalır. Faiz düştükçe döviz talebi artar. O nedenle para otoritesi faiz haddi ile oynayarak döviz kurunu denetleyebilir. Olağanüstü koşullarda ilişki tersine döner. Ekonomik aktörler faizin yükselmesinde bir krizin işaretini okurlar. Dolayısı ile faiz çıkınca dövize taleplerini azaltacak yerde arttırırlar. Faiz ve kur aynı yönde hareket etmeye başlar.

Öksüz'ün istifası
Hafta başında yaşananlar Türkiye ekonomisinde kriz atmosferinin sürdüğünü tekrar kanıtladı. Ekonomi bürokrasisinin olup bitenden gerekli dersleri çıkarmış olmasını umut ve temenni ediyorum.

Ekonomik programın en büyük zafiyeti hükümet içinde her fırsatta programın uygulanmasını engellemek isteyenlerin varlığı idi. Niyet Mektubu ile ilk Telekom krizi yaşandı. İkincisi olayı iyice açığa çıkardı.

Bu süreçte, eski Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz programa hükümet içindeki muhalefetin simgesi haline geldi. Kamuoyunda kendisinin de bu rolü benimsediği, hatta sevdiği kanısı yaygınlaştı.

İkinci dilim IMF'nin kredisinin gelmesinden sonra da güvensizliğin sürmesi ve kurun tırmanması bardağı taşıran damla oldu. Öksüz'de israr halinde MHP'nin koalisyon ortaklığının da ciddi şekilde tartışılacağı anlaşıldı.

MHP yönetimi tercihini hükümet ortaklığına devam şeklinde yaptı. Herhalde en zor kararlara katıldıktan sonra programın meyvasını yemeden ayrılmanın maliyetinin daha yüksek olacağını hesapladılar.

Program açısından önemli olan kişiler değildir. Hükümet içinde programa ayak sürme arayışı olmadığı konusunda kamuoyunun ikna edilmesidir. Öksüz'ün bakanlıktan ayrılması simgesel olarak anlamlıdır. Ama yetmez.

Şimdi hükümetin vatandaşın kafasındaki tereddütleri silecek somut davranışları sürdürmesi gerekmektedir. Bunlar yapılırsa programın başarı şansı artacaktır.

Tek yol demokrasi
Kasım ayında Demirbank'ın likidite sorunları ile tetiklenen ekonomik kriz Türkiye için yakın tarihinin en büyük sınavına dönüşmektedir. Siyasi boyutu giderek öne çıkmaktadır.

Serdar Turgut tarafından seslendirilen "teknokratik hükümet" ve "ara rejim" önerilerini çok yanlış buluyoruz. Türkiye bu noktaya bu tür kolaycı çözümlerle geldi. Bundan önceki darbeler ve ara rejimler ne sağladı ki bundan sonraki bir işe yarasın.

Siyasi olgunluğun en önemli göstergelerinden biri, olağanüstü koşullarda bile olağan demokratik süreçleri işletebilmektir. Çözümü Meclis'te, olmazsa seçimde aramak zorundayız. Kalıcı iyileşmelerin tek yolu odur.

Bir kere daha vatandaşları, bürokrasiyi ve siyaset erbabını sağduyuya davet etmek istiyoruz.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır