Kumara ceza!
Güven duygusunun siyasi iktidar olgusuyla ne kadar ilişkili olduğunu gördüğümüz iki gün yaşadık.
Olaylar karşısında çaresiz bir hükümet ve yetersiz bir Merkez Bankası, önceki gün doların ve faizlerin tavanı delmesine, borsanın da yerlerde sürünmesine sebep oldu.
Dün tablo birden değişti: Dolar 1,5 milyon liralar seviyesinden 1 milyon 382 bin liraya inerken borsa yüzde 4,5 yükseldi ve faizler de düşüş eğilimine girdi.
Neden? Çünkü piyasalar, gücünü fark eden ve kullanacağını belli eden bir iktidar gördü.
Serbest piyasa, köpeksiz köyle değneksiz dolaşan eşkıyaya özgürlük tanımak değildir.
Ama bizde sık sık bu oluyor.
Son döviz krizinin hiçbir mantıklı nedeni yoktu. Türkiye'nin şu anda döviz problemi bulunmuyor. IMF'den bu yıl 9 milyor dolar geliyor. İthalat düşmüş, ihracat ve turizm gelirleri artmış..
Yabancı bankalar 50-60 milyon dolar talep ediyor, döviz fırlıyor ve buna müsaade ediliyor.
Ne Cumhurbaşkanı Başbakan'a Anayasa fırlattı, ne Bahçeli Derviş'e yan baktı, ne de bankalar Merkez Bankası'dan 500 milyon dolar döviz talep etti.
Sorun, güvensizlik propagandasının yarattığı bulanık suda ahlak dışı kazanç avcılığıdır. Elinde döviz tutan spekülatörler panik satarak köşeyi dönüyorlar. Buna artık izin vermemek lazım.
Eylemli kararlılık
Çare, ahlaki davranmayan bankaları izlemek ve bir yandan da dövizle oynayanların ellerini yakmaktır. Programın başarısı için şu anda en ciddi tehdit olan spekülasyon eğilimlerinin daima zararla cezalandırılacakları inancını piyasalarda uyandırmaktır.
Dünkü liderler zirvesinden sonra yapılan açıklama, bilinen mesajları tekrarlamış gibi görünüyor:
"Ekonomik programın her seviyede çok güçlü bir eşgüdüm içinde uygulanmasının sürdürülmesine karar verilmiştir..
Piyasalara güven verecek, reel ekonomiyi destekleyecek önlemler, kamu dengesine zarar vermeden alınmaya devam edilecektir.."
Ama bu defaki tavrın, eylemle bütünleştiği için inandırıcılık taşıyan bir karakteri var: İktidarın uyumu ve bütünlüğü konusunda sürekli tereddüt yaratan bir çıban başı görüntüsündeki Öksüz istifa ettirildi, Merkez Bankası da piyasaya 200 milyon dolar sattı.
Yani kararlılık beyanları dinamik eylemlerle anında hayata geçirildi.
Dinamik müdahale
Liderler zirvesinde "dalgalı kur" uygulamasının ekonomi yönetimine pısırık bir seyirci görevi yüklemediği konuşuldu. Bu görüş doğrudur.
Merkez Bankası tarihi önceden belirlenen bir programla döviz ihalesi uygulamasına son vermelidir. Serbest piyasa, kurallı bir oyundur ve Merkez Bankası da en önemli oyuncusudur.
Bu oyunda Merkez Bankası elindeki kartları göstermez ve piyasa, ne zaman, hangi büyüklükte bir müdahale yapmasını gerektiriyorsa öyle davranır. Bu her yerde böyledir.
Zirveden sonra görüşme olanağı bulduğum Başbakan Ecevit dün rahatlamış, geleceğe umut ve güvenle bakacak bir hale gelmişti. Spekülasyon eğilimlerinin bundan sonra aynı cesareti gösteremeyeceklerini söyledi.
Umarız dediği olur. Piyasaların istikrarı buna bağlı. İstikrar da önemli ama her şey değil.
Üretim iklimini yaratmak için uzun bir yol var önümüzde..