kapat
19.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

Çok şeker bir dergi


Her cuma Sabah ile birlikte sunulacak Gülbence tıpkı benim gibi, doğal, sıcak, samimi, halka parmaklarıyla dokunan bir dergi. Kendimi övmek gibi olacak ama, çok şeker....
Sonunda Gülben Ergen de aramıza katıldı. Bundan sonra o bizim için "magazin objesi" olmanın ötesine geçip ciddi bir rakip oldu.

Evet, Gülben Ergen bugünden itibaren her cuma Sabah ile birlikte sunulacak Gülbence adlı dergide genel yayın yönetmenliğini üstleniyor. "Göstermelik" değil, "gerçek" bir editör olduğunu göstermek için neredeyse tüm gücünü harcıyor. Gülben Ergen ile derginin piyasaya çıkmasından 24 saat önce konuştuk. Dergisini büyük bir heyecanla anlattı. İşte "ruhumun aynası" dediği Gülbence...

* Neden dergi yöneticiliği, neden gazetecilik?

Internet sitemdeki yazılarım beğeniliyordu. Yine de böyle bir şey yapacağım aklıma gelmezdi. Sabah Grubu'nun güvenilirliği, saygınlığı ve ciddiyeti beni cesaretlendirdi.

* Gülbence'yi piyasadaki diğer magazin dergilerinden ayıran şey ne?

Gülbence dergisinin 'benim gibi' olması için çaba harcadım. Çalışma arkadaşlarıma da hep bunu söyledim. Çok şık, gösterişli bir dergi değil de dokunulabilir, okunabilir bir dergi olsun. Benim karakter özelliklerimden başlıcaları, yakınlık, samimiyet ve doğallıktır. İstedim ki doğal, sıcak, halka parmaklarıyla dokunabilen bir dergi olsun. Kendime şeker diyeceğim galiba ama söylemek zorundayım. Gülbence çok şeker bir dergi oldu. Bir kadına her konuda yardımcı olacak bir dergi. Mutfağında ne olmalı, nasıl yemek yapmalı, ne tür diyet uygulamalı, en şık ve en ucuz şekilde nasıl giyinmeli gibi konulara ağırlık vereceğiz. Sağlığıyla, yatak odasıyla ilgili konularda püf noktalarını öğreteceğiz.

* Gerçekten derginin tüm sayfalarıyla ilgileniyor musunuz yoksa bu yayında yalnızca Gülben Ergen markası mı kullanılıyor?

Asla yapamam böyle bir şeyi. Çünkü beni sevenler benden olmayan bir şeyi hemen farkedip, hesabını sorarlar. Bu nedenle derginin her satırıyla çok yakından ilgileniyorum. Röportajlar yapıyorum, yazılar yazıyorum.

* Sahne, kaset, dizi, sabah programı, sinema ve dergi yönetmenliği... Bu ağır trafiği nasıl kaldıracaksınız?

Dergiyle ilgili olarak çok çalışıyorum, çok yoruluyorum ama dergi yönetmenliğini bu saydığınız konuların çok dışında görmüyorum. Bir tek farkla; yazmak aynı zamanda okumayı gerektiriyor. Şimdi eskisinden çok daha fazla kitap okuyorum, altyapımı, bilgilerimi, kültürümü geliştirmeye çalışıyorum. İşine karşı sorumluluk duyan herkes gibi.

* Bu kez kalemin gücü sizde. Bu gücü nasıl kullanacaksınız? Yoksa intikam zamanı geldi mi?

Dergideki ekip arkadaşlarım geçenlerde 'Gülben Hanım şu sanatçılara da dergide yer verecek miyiz?' diye sordular. Yani kara listemiz var mı, yok mu onu öğrenmek istediler. Asla böyle bir liste yok. Zaten ilk 4-5 sayıda ünlülerle röportaj yapacağım. Daha sonra magazin gazetecileriyle, halkla, simitçiyle, taksiciyle konuşacağım. Dadılarla röportaj yapacağım mesela...

* Özel bir röportaj tekniğiniz var mı? Örneğin tuzak sorular gibi...

Her şey çok doğal gelişiyor. Sohbet eder gibi konuşuyorum. İbrahim Kutluay ile röportaj yaparken teybimi açtım ve bütün konuşulanları daha sonra kağıda döktüm. Yalnız sanatçı arkadaşlarımla yaptığım röportajlarda her şeyi soramıyorum.

* Size yöneltildiğinde rahatsızlık duyduğunuz soruları meslektaşlarınıza sormakta zorlanıyor musunuz?

Açıkçası evet. Şimdi Derya Tuna ile röportajım var. Öyle çok soru geliyor ki aklıma, kara kara düşünüyorum nasıl sorarım bunları diye. Fakslasam mı acaba...

* Ama okuyucular sanatçıları sıkıştırdığınızı görmek isteyeceklerdir...

Doğru, tiraj değil mi? Ben ona hâlâ reyting diyorum. Derginin sayılarına da bölüm diyorum. Arkadaşlar çok gülüyorlar.

Hülya'ya rakip mi?
* Şimdi gerçek sorunun zamanı geldi. Hülya Avşar ile aranızda gerçekten yazıldığı kadar keskin bir rekabet var mı?

Asla böyle bir rekabet yok, olmamalı... Bu denizdeki balık herkese yeter çünkü... İki güzel kadın, ikisi de işlerini bu kadar başarıyla yapabiliyorlar diye illa aralarında bir kavga olması gerekliyse, zaten basın bunu gerçekleştiriyor. Ben onunla aynı mesleği yapıyor olmaktan, aynı kulvarlarda koşuyor olmaktan hiç rahatsız değilim. Memnunum. Bu arada hemen belirteyim Hülya'nın dergisini de çok beğeniyorum.

Yüksel AYTUĞ


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır