kapat
19.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

Dünyanın en güçlü kadını öldü


Kocasının ölümünden sonra başına geçtiği gazeteyi 10 yıl içinde 20 kat büyüten Katherine Graham, Washington Post'u dünyanın en saygın kurumu yaptı
Amerika'nın en saygın gazetelerinden Washington Post'un efsanevi sahibi Katherine Graham, önceki gece 84 yaşında hayatını kaybetti. 14 Temmuz günü Idaho eyaletinin Sun Valley kentinde katıldığı bir konferansta düşerek başından yaralanan Graham, ertesi gün geçirdiği ameliyata ve doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamayarak öldü. Pentagon belgeleri ve Watergate Skandalı gibi Amerikan gazetecilik tarihinin en büyük başarılarına imza atan Graham için Pazartesi günü Washington'da bir tören düzenlenecek.

YEREL GAZETEDEN DÜNYA LİDERLİĞİNE
1963 yılında kocasının intiharının ardından başa geçen Graham; küçük yerel bir gazete olarak aldığı Washington Post'u dünyanın en saygın gazetesi konumuna getirdi. Öldüğünde ise ardında dergiler, gazeteler, televizyon kanallarından oluşan bir medya imparatorluğu bıraktı. Amerika'nın en zengin 500 şirketinden birini yöneten ilk kadın olma ünvanını alan Graham, 1997'de yayınlanan "Kişisel Tarih" adlı anılarıyla da Pulitzer ödülünü kazandı.

ABD Başkanı George Bush yayınladığı başsağlığı mesajında "Tüm Amerikan halkı Amerikan gazeteciliğinin First Leydi'si Katherine Graham için ağlıyor" ifadesini kullandı. Bush, Graham'ı "Yaşarken efsane oldu. Çünkü gerçek bir lider ve gerçek bir kadındı" diyerek tanımladı. Graham'ın ölümünün ardından Washington'da bayraklar yarıya indirildi.

GAZETECİLİKTEN İLK MAAŞI 24 DOLARDI
Graham, kitabında utangaç bir ev kadınından erkeklerin hakimiyetindeki gazetecilik dünyasında başarı kazanan bir lider haline gelişini anlattı. 1917'de Eugene Meyer adlı varlıklı bir Yahudi göçmenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası, Hazine Müsteşarlığı ile Dünya Bankası Başkanlığı görevlerini yürüten başarılı bir işadamı ve bürokrattı. Meyer 1933 yılında batık haldeki Washington Post'u satın aldı. 1938 yılında San Francisco News gazetesinde haftada 24 dolara muhabirliğe başlayan kızı Katherine'i de 1939 yılında Washington Post'ta "Editör'e Mektuplar" sayfasının başına getirdi. 1940 yılında Philip Graham'la evlenen Katherine, 2 odalı küçük bir evde yaşamaya başladı. Evleri o kadar küçüktü ki, "bir kapı ve pencere dışında hiçbir şeye yer yoktu."

BABASI BİLE ONA GÜVENMEDİ
1946'da baba Meyer Dünya Bankası Başkanlığı'na getirildiğinde gazeteyi damadı Philip Graham'a teslim etti. Çünkü tek oğlu doktorluk mesleğini seçmişti. Kızının ise gazeteyi yönetemeyeceğini düşünüyordu. Katherine Graham, anılarında babasının bu kararı konusunda şöyle diyor: Beni değil de kocamı seçmesi beni üzmedi, aksine sevindirdi. Aslına bakarsanız babamın beni bir gazeteyi yönetebilecek bir insan olarak düşünmesi aklımın ucundan bile geçmezdi...

EV KADINLIĞINDAN YÖNETİCİLİĞE
1963 yılında karısını, sahibi oldukları Newsweek'in Paris muhabiri için terk eden Philip, Haziran ayında intihar etti. Kocasının ölümünün ardından ailesi ve dostlarıyla Ege'de bir tatile çıkan Graham gazetenin başına geçme kararını bu tatil sırasında verdi. Anılarında bu kararı şöyle anlattı: Yaptığım şey gözlerimi kapatıp uçurumdan atlamaktı. Şansım varmış. İki ayak üzerine düştüm...

Gazetenin başına geçtiğinde gazetecilik konusunda çok az deneyimi vardı. Yöneticilik konusunda ise en ufak bilgisi yoktu. Utangaçtı. Hata yapmaktan korkuyordu. Öyle ki, kocasının ölümünden 5 ay sonra gazete çalışanlarına verdiği Noel yemeğinde "Mutlu Noeller" demek için günlerce prova yapması gerekti. İş hayatındaki en büyük handikapı da kendi deyişiyle "bir türlü kurtulamadığı bu yetersizlik duygusu"ydu. Fakat 10 yıl içerisinde Pentagon ve Watergate skandallarıyla ilgili tarihi kararlar veren, cesaretiyle ünlenen bir kadın haline geldi. Gazetenin geliri de bu dönemde 20 katına çıktı.

Bizzat kendisi haber bulurdu
Müdürleriyle sürekli iletişim halinde olan Graham, çalışanlardan biri gibiydi

Graham'In büyük başarısının ardında "sezgilerine güvenip" doğru adamı bulması yatıyor. Efsanevi Genel Yayın Yönetmeni Benjamin Bradlee de onun bu özelliğinin en somut örneği. Kocasını ünlü haber dergisi Newsweek'i satın almaya ikna eden ve 1963'te derginin Paris temsilciliğini yürüten Bradlee'yi Genel Yayın Yönetmeni seçişini "Hayatımın en başarılı kararı" olarak tanımlayan Graham, Bradlee'nin Washington Post'ta işe başlayışını şöyle anlatıyor:

İŞTE TERCİH ANI!
İşin başına geçtiğimde bana iyi bir yönetici gerekiyordu. Ona iki sefer büyük tekliflerle gittim ama ikisinde de beni reddetti. Nihayetinde ne istediğini öğrenmek için bir yemek ayarladım. New York'a gelmeye razı ettim. Yemekte ona şöyle sordum: Her teklifimi geri çeviriyorsun. Sana ne önerirsem kabul edersin? Bradlee'nin yanıtı gecikmedi: Post'un Yazı İşleri Müdürü olmak için sol bacağımı feda ederim... Ve bunun üzerine göreve başladı. Hızla yükselen Bradlee kısa sürede gazetenin Genel Yayın Yönetmeni oldu. 20 yılı aşkın süren bu görevi sırasında gazeteyi büyük başarılara taşıdı.

GENÇLERLE TOPLANIRDI
Graham her an çalışanıyla iç içeydi. Servis şeflerini sık sık yanına çağırır ya da bizzat kendisi ofislerine giderdi. Onlara, yaptığı gezilerde edindiği bilgileri anlatan Graham, aslında önemsediği bir haberi "çok önemsiz" gibi servis şeflerine anlatır ya da haberler hakkında ipuçları verirdi. Gerisine ise karışmazdı. Haftasonları editörler ve muhabirlerle gazete yakınlarındaki bir kafede gayrıresmi toplantılarda buluşur, ışık gördüğü genç gazetecilerin verdiği partileri kaçırmamaya özen gösterir ve onlara kendi deneyimlerini anlatırdı.

Yazarlar ve yorumcularla yaptığı uzun sohbetler gazetenin yeni politikalarını belirlerdi. Bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle dile getirirdi: Bir editöre neyi yapıp neyi yapmayacağını söylemek doğru değildir. Kabul ediyorum. Ama gazetenin eksiksiz, doğru ve olabildiğince kusursuz olmasını sağlamak da bir patronun görevidir...

KARIŞINCA FIRÇAYI YEDİ
Bunun tek istisnası ise 1969 yılında Bradlee'nin isteğiyle yayınlanan ve büyük sükse yaratan Style (Stil) sayfası oldu. Graham, sayfadaki yazıları sık sık "zevksiz ve sıkıcı" olarak tanımlardı. Fakat bu konuda bir kez ağzını açtığında Genel Yayın Yönetmeni Bradlee'den fırçayı yedi. Style sayfasını devam ettirmekte kararlı olan Bradlee, patronuna "O parmağını gözüme sokmayı bırakmazsan, o sayfada yaprak kıpırdamaz" dedi. Bradlee, patronunun yakın dostlarının haberlerine yer verirken bile, onlara sıradan insan muamelesi yapmayı ihmal etmedi. Post'un yönetim kurulu üyelerinden ve hissedarlarından Amerika Savunma eski Bakanı Robert McNamara'nın anıları Post'ta yayınlanırken, gazete adamı resmen yerden yere vurdu. Çünkü anılarda Vietnam'daki trajedilerden üstü kapalı bahsediliyordu.

İKİ BÜYÜK GAZETECİLİK BAŞARISI

'Baskıyı durdurun, haberi patlatalım!'
NEW York Times, 1972'de Vietnam Savaşı konusundaki Pentagon belgelerini yayınlayınca Başkan Richard Nixon gazete hakkında dava açtı. Aynı gece Bradlee'nin evinde de belgelerin yayınlanması konusunda ateşli bir tartışma sürüyordu. Yönetim Kurulu Başkanı Fritz Beebe televizyon lisanslarının ellerinden gidebileceğini belirtiyordu. Haberi bulan muhabir ise istifa edeceğini söylüyor ve gazeteyi korkaklıkla suçluyordu. Bir sonuç çıkmayınca Graham'ı aradılar. Graham, Beebe'ye fikrini sordu. Beebe "Altından kalkamam" yanıtını verince Bradlee'ye sordu. Bradlee "Hemen yayınlayalım" dedi. İkinci baskıya geçilirken Graham "Baskıyı durdurun! Baskıyı durdurun! Hadi harekete geçin. Haberi patlatalım!" diye bağırdı. Haber büyük sükse yaptı ve Graham'ın ilk büyük başarısı oldu.

"O kadının başı belaya girecek!"
1972 yılının 17 Haziran'ında gece müdürü Howard Simons gece yaşanan gelişmeleri anlatmak için Graham'ı aradı. İki ufak haber vardı. Bir çiftin seviştiği sırada evlerine bir araba girmişti. Bir de 5 adam Demokrat Parti'nin Watergate'deki parti merkezine girmeye çalışırken yakalanmıştı!

Haberi yakalayan Graham iki yıl boyunca bütün tehditlere ve baskılara rağmen her gün Watergate skandalını gündeme getirdi. Nixon "Bu kadının başı fena halde belada" tehditleri savurdu. Gazete hakkında 4 ayrı dava açıldı. Şirketin hisseleri yüzde 50 düştü. Post muhabirlerinin devlet binalarına girmeleri yasaklandı. Nixon yakın çevresine "Bu kez köşeye sıkıştı" diyordu. Ama gazete yayınını sürdürdü. Sonuçta Nixon 1974'te istifa etmek zorunda kaldı.

Malikanesi siyasetçilerin mabedi gibiydi
Graham her akşam siyaset ve iş dünyasının önemli isimlerini Georgetown'daki malikanesinde ve gazetedeki odasında verdiği yemekli davetlerde ağırlardı. Bu davetler siyaset ve ekonomi konusundaki önemli tartışmalara sahne olurdu. Yakın dostları arasında ABD eski başkanları Lyndon B. Johnson, Ronald Reagan, Fransa Cumhurbaşkanı Giscard d'Estaing, Filipinler Devlet Başkanı Corazon Aquino, Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel, Almanya Başbakanı Willy Brandt, İngiltere Başbakanı Edward Heath, Microsoft'un sahibi Bill Gates ve Prenses Diana gibi isimler vardı. 70'lerde uluslararası politikada çok etkin ve saygın bir kuruluş olan Brandt Komisyonu'nda da görev yaptı.

HABERE KARIŞMAZ YORUMA KARIŞIRDI
Graham yöneticilerine hareket özgürlüğü tanır ama işin başında kendisinin olduğunu hiç unutturmazdı. Yazı işlerinin kararlarına, yani çıkan haberlere karışmaz ama gazetenin genel yayın politikasının belirlendiği yorum sayfasına karışırdı. O sayfanın editörüyle oturup konuşur, sayfada hangi politikacıların ve bilimadamlarının yazılarının yayınlanacağı, hangi konularda yazı yazacakları konusunda fikrini belirtirdi. Bunda hiçbir sakınca görmez ve bu durumu "gazete içinde din-devlet işlerinin ayrılığına" benzetirdi.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır