  
Kemal Derviş çok oluyor!
Sen kalkıp Amerika'dan geleceksin, Ankara'da yıllardır devam eden "ağalık-yarenlik-particilik-delegelik" kurallarını sileceksin...
Başka işin yokmuş gibi, buğdaya verilecek fiyata itiraz edeceksin...
Kalkıp TELEKOM Yönetim Kurulu'na yandaş, ülküdaş atayanların karşısına dikileceksin...
Bakanlar Kurulu'nda "IMF'e taahhüt ettiğimiz programın dışına çıkamayız" diyerek ahkâm keseceksin...
Çok oluyorsunuz Kemal Bey! Ve şunu kabul edin ki; politikayı bilmiyorsunuz...
Eğer; buğdaya verilecek fiyatın yüksek değil az olduğunu söyleseydiniz, TELEKOM Yönetim Kurulu'na atanan isimler için "İsabetlidir" deseydiniz, Bakanlar Kurulu'nda "IMF de kim oluyormuş" diyerek efelenseydiniz Devlet Bahçeli sizin kellenize karşı TELEKOM'u önerir miydi?
Bırakın ekonomiyi; siz önce Türkiye'de nasıl politika yapılır onu öğrenin... Liderlerin bir dediğini iki etmemeyi, milletvekillerinin ellerine kart tutuşturup gönderdiği yakınlarının işlerini halletmeyi, yalan söylemeyi becerin...
Milyonlarca kişi işsizmiş; aldırmayın... Yüzbinlerce esnaf iflasın eşiğindeymiş; başınızı çevirip bakmayın... Gençler ülkeden kaçıp kendilerini kurtarmanın yollarını arıyormuş; ciddiye almayın... Faiz, dolar, enflasyon yükseliyormuş; kafanıza takmayın...
Kısacası; onlar ne yapıyorsa siz de aynısını yapın... Göreceksiniz ki; uyum içinde çalışacaksınız...
Onlar ve biz!
NASA, uyduların yerini alacak insansız Helios adındaki kanat uçağı 23 kilometre yüksekliğe çıkardığı gün, Sağlık Bakanı Osman Durmuş, "Sağlık Meslek Lisesi öğrencilerine bekaret kontrolu zorunluluğu" getirdiğini açıklıyor...
Amerikalılar, 64 yıldır kayıp olan bir uçağın kalıntısını uydu yardımı ile Pasifik'te bulduklarını açıkladığı sıralarda, Balkan Şampiyonası'na katılan bisikletçiler, rahatlarının bozulmasına kızan maganda piknikçiler tarafından tükürük ve taş yağmuruna tutuluyor...
Yine Amerika "yıldız savaşları projesi" kapsamındaki ilk füze denemesinde büyük başarı sağladığını dünyaya açıklarken, ailesi ile gezmeye çıkan Nihat Yaşar, Taksim'de kavga eden bir minibüsçünün silahından çıkan kurşunla yaralanıp felç oluyor..
Bu karşılaştırmalara bakıp; Türkiye'nin çağ atladığını, Avrupa Birliği'ne girmeye hak kazandığını, insanlarının çağdaşlığı yakaladığını kim iddia edebilir?
Taksiciler önce kendine baksın!
İstanbul'da dün eylem yapan, kontak kapatmayan meslekdaşlarına saldıran taksiciler hak aramadan önce kendilerine çekidüzen vermeli... Önce kendilerine ve ekmek tekneleri olan taksilerine özen, müşterilerine saygı göstermeli, sonra haklı oldukları konularda hak için mücadele etmeli...
Neden mi?
Araçların içinde ağır bir koku... Kirden koltukların rengi seçilmiyor... Şoförün üst üste içtiği sigara yüzünden aracın içi gaz odasına dönüyor... Bütün bunlar yetmiyor; şoförlerin sırtında haftalar önce yıkanmış gömlek, en az bir haftalık sakal...
Durun daha bitmedi; gideceğiniz yerin adresini veriyorsunuz, örneğin "Akmerkez" diyorsunuz, "Tarif et abi" deniliyor... Eğer yabancı olduğunuz anlaşılırsa olmayacak güzergâhlar seçilip 3 misli fiyat isteniyor...
Devam edelim mi?
İstanbul'daki taksilerin büyük kısmı "taksi ağaları"nın mülkiyetinde.. Binlerce taksi şoförü bu ağalara hizmet ediyor... Kimisi plakasını kiraya veriyor, kimisi "Sen çalış ben yiyeyim" diyor... Bir taksiden sahibi, gece ve gündüz çalışan iki şoför olmak üzere 3 kişi geçiniyor ama devlete asgari ücretli kadar vergi verilmiyor...
Ekdi Yılmaz gibilere haksızlık ediyoruz gibime geliyor!
Ayda 100 milyar kazanan doktorların, bir daireyi 500 bin dolara satan müteahhitlerin, ekstraya 15 bin dolardan aşağı çıkmayan sanatçıların ayda 85 milyon lira ile 125 milyon lira arasında vergi verdiğinin açıklanmasından sonra, oğluna milyon(!) dolarlık sünnet düğünü yapan Ekdi Yılmaz'a haksızlık ettik gibime geliyor.. Çünkü İstanbul'da ayda 150 bin dolar geliri beğenmeyip hastane değiştiren kalp cerrahı tanıyorum... 25-30 milyardan aşağı ceza davası almayan avukatlar biliyorum... Ve sonra da bu kişilerin asgari ücretli bir işçi kadar vergi ödemediğini görünce "Yazıklar olsun" diyorum...
Ve "yakalanan kısrak harman döver" misali Ekdi Yılmaz gibilere üzülüyorum(!)
Perşembeye Ankara'ya Başöğretmene şikayete
İstanbullu bir grup velinin girişimi sonucu çarpık eğitim sistemi yüzünden sınıflarında kalan veya kapıya konulan 249 bin lise 1'inci sınıf öğrencisi ile velileri, perşembe günü Anıtkabir'i ziyaret ederek, hatayı çocuklarına fatura edenleri şikâyet edecekler...
Unutmayın! Randevu perşembe günü saat 10.00'da Anıtkabir Aslanlı Yol'da..
Fıkra
Son söz
Ölüm döşeğindeki kadın kocasına sormus: "Bana söz ver; ben öldükten sonra elbiselerimi evleneceğin kadına giydirmeyeceksin..."
Adam "Saçmalama karıcığım" demiş ve devam etmiş: "Bir kere sen bir haftaya kalmaz ayağa kalkarsın... Ayrıca onun boyu seninkinden kısa, beli daha dar elbiselerinin hiçbirisi ona zaten olmaz...
İĞNE
Meteoroloji nemin suyunu çıkardı!
İstanbullular'ı günlerdir bunaltan sıcak değil, nem... Her yanımız yapış yapış, soluk alamıyoruz, bunalıyoruz, geceleri uyuyamıyoruz... Ama Meteoroloji'ye bakarsanız; İstanbul'daki nem oranı yüzde 36! Meteoroloji bu ölçümü nerede yapıyor? Daha doğrusu yapıyor mu, yoksa higrometreye bakmadan atıyor mu belli değil... Pazar günü evimdeki higrometrenin gösterdiği nem oranı yüzde 85'ti de...
DOĞRU SÖZ
Koltuk, sıradan bir kişiyi belirgin yaparken, olgun kişiye utandırır... Aşağılık birisi tarafından da rezil bir sembol haline getirilir...
|