kapat
17.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Budalalık...

Aklına gelen her "ham fikri" kendisinin keşfettiğini sanan, bunların yıllar önce söylendiği hatırlatılınca "demek ki ben yazınca tarşılıyor" diyerek bilginin kişiselleştirilmesine "örnek-tip" oluşturan, tabu yıkma bahanesiyle el attığı her şeyi magazinleştirip amiyaneleştiren, basının ve popun bilgi üzerinde kurduğu sanal tahakkümün gerçek olduğunu varsayan ve eleştiriler karşısında doğallıkla hırçınlaşan bir yazar, geçenlerde bir kez daha sahneye çıktı.

Sözüm ona iyi niyetle, sorunlar çözülsün diye "bu siyasi yapıyla işin içinden çıkılmaz, bir teknokratlar hükümeti kurulmalı, ara rejim başlamalı..." şeklinde bir "fetva" verdi.

Soğuk bir şakayı andıran bu görüş, her fikir kırıntısı gibi hızla "magazinvari bir dolaşım"a girdi. Yazarı, kendisine benzeyen diğer yazarlardan destek buldu. Ve "Magazinleşmiş bir megalomani" ile çıkarları uğruna "siyaset ve bilgi düşmanlığını şiar edinmiş kötü niyet" ele ele verince işin rengi değişti.

Kimileri bu fikrin üzerine atlayıp, orduyu işe el atmaya davet eden mesajlar üretmeye başladılar; kimileri ara rejim özlem ve arzularına bir tür destek ve meşruiyet buldular. Mesele siyasetçilerin tepki vermelerine kadar vardı.

Tahlil, tespit ya da öneri olarak "hiçbir anlamı ve zemini" bulunmayan bu fikir şu ya da bu yolla tartışmaya girince verebileceği en kötü sonucu verdi. Ara rejim bir çözümmüşçesine, demokratik sistem içinde uygulanabilir bir prosedürmüşcesine, şurada burada ele alınmaya başlandı.

Şunu iyi bilmek gerek: Demokrasiye olan inanç, ancak demokrasiyi sindirmemiş, hissetmeyen zihinlerde biter.

Demokrasi her şeyden önce bir biçim ve usul meselesidir, "ne sorusu"ndan çok "nasıl sorusu" üzerine temellenmiş bir düzendir. Başka bir deyişle "meşruiyet Ğ yasallık Ğ yönetim - temsil" bağları mutlaklaşmış bir rejimdir.

Ve hiçbir demokrat, hiçbir koşulda ara rejimi, bırakın telaffuz etmeyi, aklından bile geçirmez.

Aksi durum askeri rejimi, otoriter düzeni doğallaştırmaktan başka işlev taşımaz. Bu mantığın arkasında yatan refleksin, yani "sıradan faşizm"in üzerini, ne ilke ve değerlere meydan okuyan "pop-özgürlük anlayışı" ne de "magazinleşmiş amiyane" fikir tartışmaları örter.

Ara rejim önerisi sadece ilke açısından değil içerik açısında da bir zırvalıktır.

Zırvalıktır çünkü; "benzer durumlar"ın, örneğin ülkede toprak reformu yapılmasını, bazı yasaların değiştirilmesini, kalkınmanın hızlanmasını isteyen ve bu yolda bir teknokratlar hükümetini empoze eden 12 Mart'ın ülkeye getirdiği, "özgürlük rejiminde telafi edilmez geri gidiş"ten, bunun ekonomide yol açtığı "kavrukluk"tan başka hiçbir şey olmamıştır.

Zırvalıktır çünkü; "ara rejim önerisinin ardındaki mantık bugün ülkenin içinde bulunduğu durumun başsorumlusu"dur. Ecevit'i başbakan kılan, MHP'ye değişimi taşıma rolünü veren, iki muhalefet partisini devre dışı bırakarak mevcut hükümeti alternatifsiz hale getiren, partileri rant kavgalarına iten; siyaset karşıtılığı ile siyasete müdahaleden başka hiçbir şey değildir. Zira siyasete müdahale, siyaseti iktidarsızlaştırdığı ve siyasetin toplumla bağını kopardığı oranda, oy davranışını bozarak, demokratik yaptırımları ortadan kaldırarak "kuru devletçilik üretir" ve "ihale partilerini besler". Siyasetin iç sorunları ve sorumsuzluğu bu durumdan bağımsız ele alınamaz. Nitekim ele alındığında elde kalan tek sorumlu demokrasi olur.

Tüm bunlara rağmen mevcut yönetim krizini aşmak için, bizzat bu krizi yaratan zehir öneriliyorsa, bu; kötü niyet bir yana, tam bir "budalalık işareti"dir.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır