Ara rejim Türkiye'yi düzlüğe çıkarır mı diye tartışmanın anlamı yok.. Türkiye bunu denedi..
30 yıl önce Türkiye üst üste teknokratlar hükümeti kurdu..
1971 yılında Nihat Erim bir yıl içinde iki kez hükümet kurdu..
Başarılı olamadı..
1972'de Erim hükümetinde Milli Savunma Bakanlığı yapan Ferit Melen kolları sıvadı..
Ara rejim hükümetinin başbakanı oldu..
Sonuç hüsran..
1973'te sıra Melen hükümetinde Ticaret Bakanı olarak görev yapan Naim Talu'ya geldi..
Sonuç yine aynı..
Yine başarısızlık..Yine hüsran..
Çünkü, partiler bu hükümetlere bakan vermişti ama destek vermemişti..
Meclis desteği, seçmen desteği olmayan hükümetin başarılı olması da beklenemezdi..
Bu gerçeği askerler gördü, siviller hâlâ göremiyor..
12 Mart'ın başarısız ara rejim hükümetlerinden ders çıkaran askerler 12 Eylül'de elini taşın altına tam soktu..
Hem meclis olsun..
Hem yarım yamalak da olsa demokrasi yürüsün..
Hem de istediğimiz kişilere 'siyaset dışı' hükümet kurduralım demediler..
Çünkü olmayacağını yaşayarak gördüler..
Şimdi istenen, tartışılan 12 Mart modeli bir ara rejim hükümeti..
Peki bu hükümet gücünü nereden alacak?
Meclis'ten mi?
Siyasetten mi?
Kenara itilen, çekil bakalım denilen siyaset böyle bir hükümete destek verir mi?
Hayır..
O halde başarısızlık kaçınılmaz..
Bir de Türkiye güven bunalımından sonra siyasi destek var mı, yok mu paranoyasına girerse..
Piyasalar iyiden iyiye çıldırır..
O zaman gelin, ara rejim çıkmazına sapmamak için soruna doğru teşhis koyalım..
Bu hükümetin siyasi desteği var mı?
Var.. Meclis'te temsil edilen 4 partiden üçü hükümetin içinde..
Memlekette muhalefet olmadığı için de üçlü koalisyon siyasi tarihin belki de en rahat dönemini yaşıyor..
Peki seçmen desteği var mı?
Var.. Bu üç parti tepeden inme gelmedi.. Bu üç parti sandıktan çıktı.. Oyla geldi..
Yani hükümetin oturduğu yapı sağlam..
Eksik olan ne?
Güven.. Çünkü siyasetin 19 şubatta freni patladı, 'güven çukuruna' yuvarlandı..
Yapılması gereken şey; ara rejim hükümeti kurup bir de ona siyasi destek aramak değil, siyaseti 'güven çukurundan' çıkarmak..
Güven çukurundan çıkmanın tek yolu da sandığa gidip güven tazelemek..
Şu bilinen, şu basit yolu neden denemiyoruz..
Bu hükümet reformları tamamladıktan sonra sandığa gitse...
İlk seçimde olmazsa.. İlk seçimde güven tazelenmezse.. Siyaset bölündükçe bölünürse.. Seçimden üç ay sonra bir kez daha seçime gideriz....
O da olmazsa, siyasi istikrar sağlanmazsa üç ay sonra bir seçim daha..
Yunanistan denedi, bir yılda üç kez sandığa gitti.. Siyasi istikrarı yakaladı..
Biz neden yapmayalım..
İstikrarsızlık olur diye de seçimden korkmayalım..