  
Köpürdeterek götürenler!..
Bildiğiniz köpürterek götürenler değil, bu başka... Emin Çölaşan'ın bile, son 10 günde üç kez yazdığı konuyla ilgili. Yaklaşık bin kişilik disco, tıkabasa dolu. Gençler, pistte dans ederken, sahneye yerleştirilmiş birkaç tane top, sürekli olarak onların üzerine köpük sıkıyor. Sözünü ettiğim top, savaş topunun benzeri, gençlerin üzerine köpük sıktıkça, onlar daha da coşuyor, bazıları köpükten görünmez hale gelmiş, adeta kardan adam gibi, müziğin hızlı ritmine kendilerini kaptırmışlar, dans edip duruyor.
Götürülen ne?
Diyeceksiniz ki, "peki burada götürülen ne?" açıklayalım. Bodrum'da, herkesin bildiği bu ünlü disconun girişinde şöyle bir duyuru var; "20 milyon TL. Entrance Fee (including) 1 Local Drink" yani giriş bedeli 20 milyon TL., bu ödeme 1 yerli içkiyi de kapsıyormuş...
İki yıl önce, giriş 4 milyon liraydı ve girişte parayı peşin aldıklarında, Maliye'nin resmi fişini (yani anlaşmalı matbaalarda bastırılmış fiş ya da yazar kasa fişini) vermiyorlardı. Değişen ufak bir şey var, giriş 20 milyon TL. olmuş, yine fiş vermiyorlar. Daha doğrusu, "vitrin süsü" gibi, yazar kasa var ama yazar kasayı kullanıp fiş verme gibi bir alışkanlık yok. Üzerinde "Good for one Turkish drink" yazılı bir bilet veriyorlar. Bizim biletin no.su "F-08270". Hepsi o kadar. Bu fişi vereceksiniz ve karşılığında bir yerli içki alacaksınız. Ondan sonra, yine içki alacaksanız, "Rock bar" ya da "Dream bar" yazan yere yanaşıp, parasını ödeyip alacaksınız.
Giriş biletini, hatıra olarak saklayıp, parasıyla ikinci içki alınan bara yanaştım. Parayı verdim... O kadar. Ne fiş var ne de başka bir şey. İçkiyi elinize tutuşturup, parayı alıyorlar. İşlem tamam.
Oturup hesap ettik; 20 milyon lira girişten bin kişi 20 milyar TL. eder. Ancak, gelenler çıkıp diğer barlara gidiyor, yenileri geliyor. Sabaha kadar discoya girip çıkan, ben deyim 3 bin, siz deyin 5 bin kişi. İçeride, yine fişsiz satılan içkilerle, günde 50-100 milyar dönüyor...
Çıkarken, girişte çekilen fotoğrafların sergilendiğini farkediyoruz. Yaklaşıp, fotoğrafımızı buluyoruz. Tanesi 5 milyon TL. Fiş mi, o da ne? Yok öyle kötü bir alışkanlık!..
Hangi birisi!..
Disconun tam karşısında "gözlemeci" var. Durum yine aynı. Gözlemeyi verip, parayı alıyorlar, o kadar... Fiş diye bir olay yok.
Sadece bunlar mı? Hangi birisi, bir sürü... Kuyumcusu, çantacısı, konfeksiyoncusu, dönercisi, dondurmacısı, başka barlar, discolar... liste uzayıp gidiyor...
İkide bir artırılan KDV oranları da, olaya tüy dikmiş. Alışveriş yapanlar, indirim talep ederken belirtmeyi unutmuyor; "Fiş almayacağız, KDV'sini düşün!.."
Bodrum örneğini verdik ama diğer tatil yöreleri de aynı. Çölaşan'ın bile 10 günde 3 kez yazdığı bu "fişsiz satış" olayı, daha uzun süre böyle devam edeceğe benziyor...
|