kapat
17.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )

Bu halka güvenilir mi?

Son günlerde halkın niteliği epeyce tartışılır oldu.

"Halk halka güveniyor mu?" başlıklı yazımızı okumuş olanlar hatırlar: Anketlerde güvenilen kurumlar sorulurken, halk maddesi de eklense ne olur diye merak ediyorum demiştim. O yazıya gelen okur tepkileri, halkın halka hiç mi hiç güvenmediğini ortaya koyması bakımından ilginçti.

Bu ülkenin insanı, kendi halkına güvenmiyor; onu ahlaklı, erdemli ve dürüst bulmuyordu.

O zaman ne yapacaktık?

Brecht'in dediği gibi; kendimize yeni bir halk mı bulacaktık?

Bu halkın seçtiği liderler başımıza geliyor ve felâketimizi hazırlıyordu.

Ara dönem formüllerinden mi medet ummalıydık yoksa?

Bu sorular son yıllarda hepimizin kafasını, zehirli sürüngenler gibi kemirip durdu.

***
Diyorum ki, işe bir de tersinden bakalım; hatta durumu daha iyi kavramak için gelişmiş bir Avrupa ülkesine, bir varsayım uygulayalım.

Mesela Belçika'yı ele alalım.

Diyelim ki bu ülke 15 yıldır yüzde 60'lar 70'ler düzeyinde dolanan, hatta zaman zaman yüzde 150'lere fırlayan bir enflasyonla yaşıyor olsun.

Her malın ve hizmetin değeri değişken olduğu için neyin ucuz, neyin pahalı olduğu birbirine karışsın.

Enflasyondan para kazanan çevreler binbir katakulliyle halkın parasını dolandırsın.

Gelir dağılımı aşırı derecede bozulsun. Bir takım Belçikalılar açlık sınırında sürünürken, bir mutlu azınlık Sodom ve Gomore eğlencelerine dalsın.

Belçika halkında ahlâk değerleri, düzen ve yasa saygısı kalır mıydı?

Tarih bize kalmayacağını gösteriyor.

Çünkü Stefan Zweig'ın anlattığı enflasyon Almanya'sı, ahlâksızlığın en dibine kadar batmış durumdaydı.

***
Buraya kadar sadece enflasyon üstünde durduk.

Buna bir de Belçika'nın güneyinde 15 yıl devam ettiği varsayılan, 30 bin Belçikalının yaşamını yitirdiği ve yüz milyarlarca dolar harcanan bir savaşı ekleyin.

Savaşın gölgesinde palazlanan uyuşturucu kaçakçılığını, rehine olaylarını, suikastleri, bazı devlet birimleriyle iç içe geçmiş mafya faaliyetlerini düşünün.

Zaten enflasyonla sarsılan Belçika halkı buna ne kadar dayanablirdi dersiniz?

***
Daha bitmedi. Bu tabloya çürümüş siyasetçi kadrolarını, rüşvetleri, devlet ihalelerindeki milyarlarca dolarlık yolsuzluğu, partizanlığı da ekleyin.

Ve bütün bunlara aldırmadan, hangi Belçikalı mankenin poposu daha güzel diye kendini yırtan bir televole mantığının medyaya egemen olduğunu farzedin.

Ve düşünün ki; bu kadar çürütme çabasına değil Belçika halkı, dünyanın hiçbir ulusu dayanamaz ve değerler sistemini koruyamazdı.

Hasan Dede ne demiş: "Halka taneylemek nemiz - Bilcümle vebal bizdedir!"

Doğru söze ne denir!


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır