  
Vay dişimin ağrısı, gitti canımın yarısı!
Özet: Yazar, modern tıpla inatlaşmasının bünyesinde yarattığı yan etkileri anlatmaktadır.. Bugünkü yazısında ise neden tıp erbabı ile amatörler arasında kaldığını itiraf etmeye niyetlidir.. Eğer kısmetse..
Dişçinin odasına girdiğimde doktorla gözgöze gelmiştim ya! Gözgöze gelmemle içimden "Medet ya Settar!" çekmem bir oldu.. Çünkü seçtiğim diş doktoru Barbaros Bey aşağı yukarı 1.54 boyundaydı..
Kilosu ise en fazla 42-43 çeker.. Ben doktorun kesimi için "Kırkiki kilo" diyorum ama siz bu rakamı darası ile birlikte alacaksınız..
Ayağındaki kalın kauçuk tabanlı ayakkabıları çıkarın.. Üzerindeki kıyafeti de soyun.. Doktor Barbaros'tan geriye otuz küsür kilo cıvarında birşey kalır..
Tabii kemikli.. Net et ağırlığını hesaplayamadım..
***
Bu siklette bir adamı kim diş doktoru yapmış, bilemem.. Ancak dişçi dediğin biraz kalıplı olacak.. Müşterinin dişine pençe attı mı bir hamlede tutup çekecek..
Diş biraz zorlu bir edevattır..
Hasta oldu mu dibinde sorun çıkarıp, kökünü çene kemiğine yapıştırır ki hakkından gelmek için bilek gücü gerekir..
Köy yerinde diş doktoru bulunmadığından, pazusuna güvenen diş çeker ama en başarılı olanlar nalbantlardır.. Dişçilikle nalbantlığın kardeş meslek olması da bundandır..
En iyi çözüm güreş..
Diş Doktoru Barbaros Bey'i gördükten sonra üniversite sınav sistemine de itimadım sarsıldı.. Talebeyi odaya tıkıp "Türkiye'nin en yüksek dağı kaç metredir?" diye sorar, verdikleri cevaba göre mesleğe yönlendirirsen böyle olur işte..
Diğer fakülteleri bilmem ama Diş Fakültesi'ne bilgiye bakarak adam almayacaksın.. Lise bitiren gençleri boyuna posuna göre ayırıp, birbiri ile güreştireceksin.. Kazanan okumayı hak edecek..
Muayenehane faslına dönelim, neden böyle uzun uzun yakındığımı anlayacaksınız..
Barbaros Bey bizi hasta koltuğuna oturttu.. Boyu kısa olduğundan koltuğun çevresini yirmilik takozlarla çevirmiş.. Takoza zıpladığında bir anda orta boylu biri oluyor..
Ağrıyan dişi inceledi.. "Çekeceğiz.." dedi.. İyi, biz de zaten onun için geldik, çek bakalım!
***
Dişi çekilecek hastaya önce ağızdan morfin yapılır..
Hasta normal biriyse bu morfin birkaç dakika içinde tatbik edildiği bölgeyi tamamen uyuşturur.. Tabii normalse..
Yok eğer hasta uyuşturucu bağımlısıysa, piyizciyse (alkolikse), papikçiyse (hapçı) bir morfin iğnesi yetmez..
Doktorun elindeki aletle dişimize dokunmasından bildik ki bir morfin bizi kesmemiş.. O da şaşırdı.. "Allah Allah.." diye söylendi.. Ardından bizi narkotik sorgusuna aldı..
Allaha şükür hiçbir kötü alışkanlığımız yok..
Kafasını sallaya sallaya ikinci morfin iğnesini de yaptı.. Beş dakika içinde bizim dudaklar Sultan Abdülhamid Efendimiz'in haremine mukayyet olan Habeş Nadir Ağa'nın dudaklarına döndü..
Şimdi okuyucu merak eder..
Efendim bana morfin işlemez.. Anama da işlemez.. Biz ana oğul karşılıklı oturduğumuzda günde hapisane işi (Onludan beşli, tabir edilir) otuz bardak çay içer, ancak nefsimizi köreltiriz..
Aşırı çay tiryakiliği sayesinde vücutlarımızda o kadar tanein maddesi birikmiş ki onun yanında morfin hafif kalıyor.. Durumumuz bu..
Haydi bismillah!
Doktor Barbaros'un ikinci yoklaması da acıyla neticelenince ben bu hallerimi açıkladım ve "Siz bana bakmayın, ne olursa olsun dişi çekin.." dedim.. Onun da on lira vizite alacağı talebeden bir hastaya üçüncü morfin iğnesini harcamaya niyeti yoktu.. Operasyona başladı..
Eline karga burnu dedikleri aleti aldı, dişimi kıstırdı, yüklenmesi ile hamlesini yapması bir oldu.. Fikrince dişi bir çekimde söküp alacak.. Sökemedi tabii..
Benim azı dişi kırkiki kiloluk bir adama teslim olmayı haysiyet meselesi yaptığından direniyor.. Barbaros Bey de elindeki karga burnuna yapışmış asılıyor..
Üç dört dakika uğraştı, nefes nefese kalıp biraz soluklanmak üzere ara verdi.. Sanki olimpiyatlarda boks müsabakası yapıyoruz, raundun bittiğini bildiren gong çalmış..
Ağzımda tarifsiz acılar doktora bakıyorum adam nefes nefese.. O da olayı haysiyet meselesi yaptığından bana düşman amirali Andre Dorya'ya bakar gibi bakıyor..
***
Bir eyyam dinlenip yeniden hamle etti.. Kargaburunu bu kez iki eliyle tutup, dişime yapıştı.. Üzerime hamle ederken "Allah Allah.." diye naralanmadıysa ettiği tıp yeminindendir..
Ne var ki ikinci huruç harekatı da boşa çıktı.. Benim diş resmen Kanije savunması yapıyor.. İkinci raund da böyle geçti.. Barbaros Bey yeniden dinlenmeye geçti..
Ben o sırada "Doktor bey kalsın, başka zaman.." diyecek oldum.. Yok, diye azarladı.. "O diş çekilecek!"
Üçüncü hamlesi en zorlusu oldu.. Ayakta çekmeye güç yetiremediğinden kucağıma çıkmış, öyle abanıyor, dişi kanırtıp yuvasından çıkarmak için bir sağa bir sola yatırıyor..
Ben de altında debeleniyorum.. Fiilen cephe harbi yapıyoruz.. Kurşunu bitmiş iki asker siperde birbirini boğazlamaya çalışıyor.. O sırada biri kapıyı açıp içeri girse göreceği manzara bu..
Üçüncü hamlede diş yerinden oynadı.. Dördüncüde biraz daha sallandı.. Beşinci hamlede "Çat!" diye bir ses duyuldu.. Barbaros kucağımdan indi.. Elindeki kargaburunun ucunda duran dişi gösterdi..
- "Çektim işte.."
Gözucuyla baktım.. Elinde tuttuğu dişin kökü yoktu.. Zaten çıkan sesten dişin kırıldığını anlamıştım.. Sırf koltuktan biran önce kalkabilmek için "Evet.." dedim.. "Nihayet çektiniz!"
Kendimi dışarı atarken on liralık viziteyi vermek istedim, talebe olduğumu ileri sürüp almadı..
O kırık dişi yaklaşık on yıl taşıdım.. Sonunda bir arkadaşın subay emeklisi olan babası kendi imkanları ile işi halletti.. Çenemi iyerden yarıp kırık kökü dışarı çıkardı..
Şu sırada sağ avurdum, bombe yapmış otomobil iç lastiği gibi şiş.. Ben ise modern tıp ile amatörler arasında kaldım.. Modern tıptan acı hatıralarım var.. O yüzden bir dişçiye gidip, çenemi elletmeye cesaret edemiyorum..
|