kapat
17.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Çocuklarını sevmeyen ülkenin Başbakanına..

"İhmal değil, tam cinayet" diyordu, Sabah'ın manşeti.. Diğer gazetelerdeki başlıklar da aşağı yukarı öyleydi..

Servis taşıtları bir çocuğun "DAHA.. DA-HA.. D-A-H-A" ölümüne sebeb oldular.. Hem de bu defa ölümlerin en korkuncuna sebeb oldular..

4 yaşındaki Ömer, Antalya'nın kızgın güneşinde, servis minibüsünde unutuldu.. Güneş'in altında.. Kapılar ve camlar kilitli.. Dışarda sıcaklık 40 dereceye yaklaşırken, içerdeki yavaş yavaş 70 dereceyi buldu ve küçük Ömer bir "Fırın"da kavrularak hayatını kaybetti..

Düşünebiliyor musunuz?.. Bir an için, Ömer'in ölünceye dek neler hissettiğini düşünebiliyor musunuz?..

Uygar bir ülkede, çağdaş bir ülkede böyle bir ölüm olabilir mi?..

"İhmal değil, tam cinayet!.."

Teşhis doğru..

Antalya mahkemesi de, Servis Şöförü Mustafa Yıldız, Kreş sahibi Hacer Karakaya, Kreş Müdürü Tuğba Yıldız ve rehber öğretmen Gülşen Kara'yı tutuklamış.

Şöför unutmasaymış, ötekiler, Ömer'in gelmediğini farkedip, anne ve babasını arasalarmış.. Falan filan..

Size bir şey söyleyeyim..

Kreş sahibi, müdürü, rehber öğretmen boşu boşuna tutuklandılar.. İlk duruşmada serbest bırakılır, sonunda beraat ederler..

Şöför de, küçük bir ceza alır, o da büyük olasılıkla ertelenir, gider gene bir servis arabasına oturur.

Tahmin falan değil. Eminim.. Bugüne dek hep öyle oldu. Gene öyle olacak. Çünkü yargıçların elinde bu dörtlüyü mahkum edecek yasa yok.

"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesini benimsemiş bir demokrat ülkede de başka türlü davranamazlar zaten.. Tutuklama kararları bile aslında ağır bir ceza..

Çünkü bu dörtlü, Ömer'in ölümünde en az suçu olan insanlar.. Çünkü bu dörtlü, kelimenin tam anlamı ile kader kurbanı..

Çünkü bu olay, Türkiye'de her sabah çocukları taşıyan, binlerce, onbinlerce araçta da olabilecekken, onların başına gelmiş!.

İşte asıl dehşet bu..

Bu olay, her sabah çocuklarımızı taşıyan, binlerce, onbinlerce servis taşıtında olabilir. Geçmişte oldu, gelecekte gene olacak..

Çünkü biz çocuklarını sevmeyen bir ülkede yaşıyoruz. Çünkü arka arkaya gelen bu facialar aklımızı başımıza getirmiyor..

"Böylesi ihmal, ihmal değil, cinayettir" doğru.. Peki ihmal eden kim?..

Vurun abalıya, bu dört zavallı mı?..

Yoksa, her sabah binlerce, onbinlerce servis aracı, çocuklarımızı, yani en kıymetli varlıklarımızı, yani bu ülkenin geleceğini toplarken, bu servislerin, mafya babalarının eline düşecek bir rant haline gelmesine seyirci kalan bu ülkenin sorumlu kişi ve kurumları mı?..

"Okul Öğrencileri Taşımacılığı bir yasa ile düzenlenmeli, bu yasaya bağlı talimatlarla, hem servis araçlarının, hem de sürücülerinin tanımları dikkatle yapılmalı ve takip edilmeli" dediğimizde, yanımızda kimi bulduk?..

Devleti mi?.. Medyayı mı?.. Sivil toplum örgütlerini mi?. Çocuklarını her sabah hiç bilmedikleri, tanımadıkları kişi ve kurumlara emanet eden, anne ve babaları mı?.

Bu ülkede ateş sadece düştüğü yeri yakıyor. Gerisi tıss!..

Bu çocuklar birer birer, mesela Amerika'da, İngiltere'de, Fransa, Almanya, İtalya'da ölseler, medya, gök kubbeyi, hükumetin başına öyle bir geçirirdi ki?..

Sivil toplum örgütleri, kıyameti öyle bir koparırlardı ki, söylediğimiz yasa ve talimatlar bir günde çıkarılır, bir daha böyle bir facia yaşanmasın diye tüm önlemler alınırdı.

Medya!..

Güldürmeyin beni.. Dünyanın en unutkan kurumu bizim medyadır. Faciada ayağa kalkar, iki gün sonra unutur, yeni faciada, sanki ilk defa oluyormuş gibi yeniden ayağa kalkar. İki gün sonra gene unutmak için..

Bu ülkenin başına ne geliyorsa, bu sorumsuz, bu unutkan medyadan geliyor aslında..

Tutuklanan dört kişi, gerçekten kader kurbanı.. Bir numaralı suçlu, benim, duygusuz, duyarsız, sorumsuz, olayların peşinde izci gibi gitmeyen, sonuç alana kadar takipten vaz geçmeyen, böyle felaketler karşısında birleşip, müthiş bir güç olarak yayın yapmayan medyamdır. Gündelik ve herkes kendi başına yaşayan, bu ülkenin en yüce menfaatleri konusunda bile birleşmeyen, birleşemeyen, tiraj ve reyting medyam..

Bakın Ömer, bu saydığım ülkelerden birinde, böyle feci şekilde ölseydi, her gazete manşet yapar, her TV ana haberi onunla başlar, her köşe yazarı, her yorumcu, enaz bir kez onu yazardı.. Bakın bizim ülkeye.. Laf ola torba dola, geçti iş..

***
Sayın Başbakanım, Çocuklarını sevmeyen ülkenin en sorumlu koltuğunda oturan Sevgili Ecevit!..

Bu ülkede, odun, tomruk, taş, çöp taşıyan araçların ve onların sürücülerinin özel kuralları vardır. Her araba bunları taşıyamaz. Özel eğitimden, yıllarca deneyimden geçmeyen sürücüler bu araçları kullanamazlar..

Oysa, bu ülkenin geleceği çocukları, herkes, herşeyle taşıyabilir.. Öğrenci servisi işi, mafya rantı haline gelebilir..

Hükumet olarak, bu konuya eğilmeniz için daha kaç çocuğun ölmesi gerekiyor Sevgili Ecevit!..

İçişleri Bakanına emir vermeniz, öğrenci servisi kurmayı, bunlarda sürücülük yapmayı ve taşıt seçimini katı kurallara bağlayan bir yasa ve yönetmelik hazırlatmanız için, daha kaç çocuk ölmeli, lütfen söyler misiniz?.

Müthiş geceler..
Enka Açık Hava Tiyatrosunda, yarın geceden başlayarak, pazara kadar, müthiş bir şov var.. Paul Taylor Dance Company..

Bir hanım okur "İnanamıyorum, Boadway'de bu guruba bilet bulamamıştım. Şimdi Türkiye'deler" dedi..

46 yıllık gurup, 60 ülkenin 450 kentinde dans etmiş bugüne dek.. Amerikanın resmi dansçıları olarak tanınıyorlar.

www.ptdc.org adresine girerseniz bu müthiş ekibi daha iyi tanırsınız..

The New York Times "Dünyanın en heyecan verici, en yenilikçi, ve en büyüleyici dans guruplarından biri" diye yazdı. Dünya medyası öve öve bitiremedi. Modern dans üzerine Paul Taylor en büyük koreograflardan biri olarak biliniyor.

(0 212 227 16 61)

***
Darüşşafaka Çetin Berkmen tesislerinde, Perşembe gecesi Ayten Alpman'ı yaşayacağız.. Yaşayan en büyük Türk seslerinden ve yorumcularından biri.. Belki birincisi.. Geçen gün gördüm.. Çocuklar gibi heyecanlıydı.. Bunca güç, bunca deneyime rağmen hâlâ böyle heyecanlı olabilmek.. Sanatçı işte bu olmalı..

1950'lerden 2 binlere dimdik ayakta ve "Tek Başına" kalmanın sırrı bu olmalı..

Heyecan!..

(0 212 286 26 76)

Kütahya'da güzel şeyler..
Suya yazmadığınızı bilmek ne güzel şey.. Kütahya yazdım günlerce.. 36 saatte yaşadığım unutulmaz güzellikleri yazdım. Kütahya'dan yankılar geldi, doğal olarak.. Ama Kanada'dan, Avustralya'ya, dünyanın dört bir yanından da geldi..

Dahası.. Kütahya'dan çok güzel haberler geldi..

İşte birkaç not..

Turizm Bakanı Erkan Mumcu, Kütahya'yı ziyaret etti. İncelemelerde bulundu. Kütahya'nın turistik ve kültürel değerlerinin tanıtılması için çalışmalar yapılacağı sözünü vererek ayrıldı.

Kütahya Valisi Aydın Güçlü tarafından başlatılan Porsuk Baraj Gölünde sportif ve turizm amaçlı faaliyetler gündemde ilk sırayı aldı. Bakan Mumcu, destek sözü verdi. Triatlon Federasyonu, eylülde yöreye bir uluslar arası yarışma koydu.

TURSAB Yönetim Kurulu Başkanı Başaran Ulusoy, 20-22 temmuzda, Kütahya'ya gelip incelemelerde bulunacağını bildirdi.

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası, Kütahya Dumlupınar Üniversitesinden, bir "Turizm Master Planı" yapılması talebinde bulundu. Rektör Prof. İ.Hakkı Düğer, çalışmalara başlanması talimatını verdi.

Kütahya'da turizmle ilgili firmalar, her ayın birinci cuması periyodik toplanma ve daha aktif çalışma yöntemlerinin saptanması kararları aldılar.

Vali Aydın Güçlü tarafından başlatılan ve İl Özel İdaresi tarafından satın alınan Tarihim Türk Evlerinin restorasyon çalışmaları hızlandırıldı.

Ticaret ve Sanayi Odası da bir tarihi Türk evinin restorasyonunu yüklendi.

Cumhuriyetin 75'inci yılında, üç dilde bastırılan Aizonoi kitapları yeniden bastırıldı. Frig Vadisi kitabı bastırılması çalışmaları başladı.

Eğitim Gönüllüleri Vakfı okuluna ilgi arttı.

Sıtkı Usta'nın web sitesi, binlerce ziyaretçinin akınına uğradı. Böylece sanal ortamda da Kütahya'nın tanıtımı müthiş bir hız kazandı.

Güzel değil mi?..

Bu arada..

Sabuncupınar Muhtarından bir faks aldım. Yıkılmaya terkedilen o muhteşem hükumet konağının yanına inşa edilen nikah dairesi hakkında.. Muhtar "Yeni inşaat, konağın bahçesinde değil" diyor.. Ben tapu kayıtlarından söz etmiyorum. Koskoca kasabada başka yer yokmuş gibi, gelip, bu olağanüstü güzelliği kapayan ve çirkinleştiren binanın yerinin yanlış olduğunu söylüyorum. Konağın tam yanındaki inşaat yıkılmalı ve yeşil alan olmalı ki, Hükumet Konağı ortaya çıksın.. Tabii eğer restore edilirse..

Bu iş muhtarlığı aşar. Kütahya Valisi Aydın Güçlü, Sabuncupınar'a gitmeli.. O ölüme terkedilen konağı görmeli ve kolları sıvamalı..

Orada tarihi bir istasyon ve tarihi bir konak var, sahip çıkılması gereken!..

SEVDİĞİM LAFLAR
İyi bir kadın bir erkeği

etkiler, zeki bir kadın onda ilgi uyandırır, güzel bir kadın büyüler, anlayışlı bir kadın ise ona sahip olur.

Helen Rowland

TEBESSÜM
Adamın biri göl kenarında otururken kadının birinin göle düştüğünü görmüş.. Eşine benzettiği yüzme bilmeyen kadının boğulmak üzere olduğunu anlayınca yardım için bağırmaya başlamış "İmdaaat! Karım göle düştü!" diye.. O sırada balık avlayan adamın birini görmüş "Lütfen!" demiş "Karımı kurtarırsanız size yüz dolar..!" Balıkçı hemen atlamış suya bir iki sert kulaçtan sonra yakalamış kadını, kucağında getirerek kumsalda adamın ayaklarının dibine bırakmış.. "Evet!" demiş "Yüz doları alayım!"

"Ama !" demiş adam "Ben karım zannetmiştim, bu benim kayınvalidem...!"

"Şansımın içine edeyim!" demiş balıkçı, cebinden cüzdanını çıkartmaya çalışırken, "Ne kadar ödeyeceğim??!"

BİZİM DUVAR
Biz aklımızı başımıza devşirmezsek, birileri aklımızı başımıza DERVİŞ'ir.

Hakan&Utku


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır