kapat
15.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ABDURRAHMAN YILDIRIM(yildirim@sabah.com.tr )

Yazın bile rahat yok

Şubat krizinden sonra IMF ile uygulamaya konulan program geçen hafta atılan adımlarla yeniden rayına sokuldu. Hükümet Telekom'da geri adım attı, bankalarla ilgili isteneni yaptı. IMF ve Dünya Bankası da, Arjantin krizinin patladığı günlerde Türkiye'nin kredilerini serbest bıraktı. Adeta program gitti geldi.

Program yürürlükte ancak yaşanan bu son olaydan sonra her şey bırakıldığı gibi değil. Ya da başladığımız yere değil, daha gerisine dönmek zorunda kaldık.

* Kayıplarımız- Öncelikle beklentiler kötüleşti. Programın pamuk ipliğine bağlı olduğunu gördük, geleceğe güven daha da azaldı.

* Faizi düşüremedik. Yüzde 80'lerden başlayan tırmanma ile üç haneli rakamlar görüldü. Hafta sonunda yeniden iki haneli rakamlara geri döndük. Ancak oranlar hedeflerden bir hayli yüksek. Bu olay sırasında da IMF Başkanı'nın "Yüzde 92 faize Hazine ancak 4 ay dayanır" açıklaması durumun ciddiyetini ortaya koydu.

* Dolar kuru kriz sonrasındaki en yüksek değerine çıktı ve 1.400 bine dayandı. Geri döndü ancak 1.300'in altına inmiyor. Bu krizle yükselmeye başladığı düzey ise 1.180 bin liraydı. Kurun bu ölçüde artması tasarruf araçları konusundaki bekleyişleri ve tercihleri yabancı para lehine değiştirdi.

* Kurun bu ölçüde yükseldiği ve oynak olduğu bir ortamda borsada yatırım bir hayli zor. Hatta tam olarak yabancıları kaçıracak nedenler var. Yabancılar yanında gelecek aylara yönelik bekleyişlerin olumsuza doğru dönmesinden ve beş hisse senedinin daha işlem sırasının kapanmasından dolayı mağdur olanlara 91 bin yeni yatırımcının eklenmesi borsada satışları yoğunlaştı. İMKB Endeksi 0.62 cent ile kriz sonrası en düşük düzeyine ikinci kez indi. İlki 4 Nisan'da yine aynı endeksle yaşanmıştı.

* Kısır döngü- Gelinen aşamada Hükümet'in ne yapıp edip kuru aşağı çekmenin yolunu bulması gerekiyor. Bir de, iç borçları çevirebileceğini ortaya koyması ve konsolidasyona gidilmeyeceğinin altının çizilmesi lazım. Bunun için belki Hükümet'in veya Türk tarafının açıklamaları inandırıcı ve yeterli bulunmayabilir. IMF'nin devreye girmesi gerekebilir. Aksi taktirde kuru düşüremediğimiz gibi, bunun da etkisiyle faizi aşağı indiremeyeceğiz. Faizler inmediği için iç borçların çevirmesinde sorun yaşayacağımız inancı güçlenecek, o da gelip yeniden kurlara yansıyacak. Yani kısır döngü çalışacak.

* Faiz silahı çekilmeli mi?- Bu kısır döngüyü kırmak ve yabancı bankaların ucuz yoldan TL borçlanarak dövize yatırım yapmalarının ve kuru yükseltmelerinin önünü kesmek için, kısa vadeli faizler yükseltilebilir. Merkez Bankası'nın Hazine faizleri düşsün diye piyasaya bol para bırakmasının böyle bir olumsuz sonucu ortaya çıkmış durumda. Bu parayı düşük faizle borç alan yabancı bankalar dövize yöneliyor. Bu durum karsışında Merkez Bankası istediği kadar döviz satsın sonuç değişmiyor. Bu spekülasyonu sona erdirmenin en kestirme yolu kısa vadeli faizi yükseltmek. Güvenin sağlanamadığı bir ortamda hem faizi hem de dövizi düşürmek mümkün olmadığından birinin hedeflenmesi işi kolaylaştırabilir.

* Arjantin etkisi- Türkiye'nin iç sorunları yanında bir de Arjantin etkisinden dolayı işlerin toparlanma gereği ortaya çıktı. Arjantin'in krize girmesi ve bunun uluslarararası piyasalardaki etkisinin Türkiye'nin çıkacağı dış borçlanmayı geciktireceği açık. İkincisi, izlediği kur rejiminden dolayı Türkiye'yi de değişikliğe zorladığı bir gerçek. Bir de bulaşıcı etkisi var.

IMF ile ilişkiler yeniden rayına sokuldu ancak gelişmeler yaz aylarında bile ülkede rahatlamanın olmayacağına işaret.

Yine Hükümet'e çok iş düşüyor.

* Sonuç- "Gürültü istemeyen bakırcı, dükkanına girmez" Türk Atasözü


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır