kapat
15.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
A. SAVAŞ AKAT(aakat@sabah.com.tr )

"Sıcak para" debeleniyor

IMF ve Dünya Bankası 3.2 milyar dolar krediyi Perşembe günü onayladı. Olay biraz Nasreddin Hoca'nın eşeğini kaybedip bulmasına benziyor. Türkiye durduk yerde kendini sıkıntıya soktu. Kabus belki kısa sürdü ama epey hasar yaptı.

Cuma günü Hazine Müsteşarı Faik Öztrak'tan çok önemli açıklamalar geldi. Öztrak konsolidasyon rivayeti çıkartanlara, iç borç çevrilemez diyenlere doğrudan cevap anlamına gelen sayılar verdi.

Şöyle özetleyelim. Hazine'nin 92 katrilyon TL borcu gözüküyor. Ancak bunun sadece 29 katrilyon TL'si bankalara ve vatandaşlara. Geri kalan 62.5 katrilyon TL'nin 20 katrilyonu Merkez Bankasında, 35 katrilyonu ise kamu ve fon bankalarında.

Demek ki, faizlerdeki yükselme borcun üçte birini etkiliyor. Üçte ikisinde ise yüksek faiz devletin bir cebinden diğerine gidiyor. Onun da olumsuz etkisi olabilir ama özel kesime ödenen faize kıyasla çok daha az.

Bu iki haberin piyasaları rahatlatması beklenirdi. Bir yandan Merkez Bankası'na 3.2 milyar dolar döviz giriyor. Öte yandan Hazine nakit iç borcun döndürülmesinde bir sorun olmadığını sayılarla anlatıyor.

Bu durumda normal olarak telekom krizi sırasında dolarda oluşan balonun sönmeye başlaması gerekiyordu. IMF'nin programdan desteğini çekmediği kesinleşmişti. Döviz yada konsolidasyonla ilgili bir korkuların objektif temeli ortadan kalkmıştı.

Ne oldu? Cuma günü faizler bir miktar geriledi. Ama dolar düşmedi. Kriz sırasında ulaştığı 1.3 milyon TL'nin üstünde düzeyde kaldı. Yani iyi haberlerin kura yansımasını engelleyen bir takım güçlerin mevcudiyeti bir kere daha görüldü.

Mekanizmayı anlayalım
Telekom krizi hükümetle, özellikle de hükümetin MHP kanadı ile IMF arasında bir bilek güreşine tekabül ediyordu. Yaşanan gerginlik ekonomide daha sessiz sürdürülen bir başka bilek güreşini geri plana attı.

Kavganın konusu kur politikası ve faizlerdir. Uygulanan programın temel amaçlarından biri, Türkiye ekonomisini "sıcak paranın" hakimiyetinden kurtarmaktır. IMF'in bu kadar çok kaynak vermesinin ardında bu arayış yatmaktadır.

Şubat öncesi dönemi hatırlayın. Sistem nasıl işliyordu? Özel bankalar yurtdışından dövizle borçlanıyordu. Dövizi Merkez Bankasına satıp TL alıyorlardı. TL'yi ya Hazine bonosuna yada kamu bankalarına yüksek faizle yatırıyorlardı.

Bu çok kârlı bir işti. Dövize ödenen faiz yüzde 10-12 civarında iken, devletten döviz cinsinden yüzde 20-25 faiz alınıyordu. Aradaki fark bankaların kârı oluyordu. Şimdi dışarıdan borcu doğrudan Hazine alıyor. Kimden? IMF ve Dünya Bankası'ndan. Bunlara çok daha düşük, yüzde 6-7 faiz ödüyor. Dolayısı ile yüksek faiz ödemek zorunda kaldığı "sıcak paraya" ihtiyacı kalmıyor.

İşte, bir kesim için de temel sorun burada. Program tasarlandığı gibi işlemeye başlayınca dövizle borçlanıp yüksek faizle Hazine'ye verme devri bitecek. Bu operasyondan beslenen bankalar ise en önemli kar kaleminden yoksun kalacak.

Öyle az buz paradan değil, her yıl milyarlarca dolardan bahsediyoruz. Yeni program mali kesimin Hazine üstünden elde ettiği büyük arbitraj gelirlerini bıçak darbesi ile kesip atıyor.

Son çabalar
Sanıyorum şimdi kimin neyi neden dediğini ve yaptığını daha iyi anlıyorsunuz. Amaç bellidir. Bilek güreşinde "sıcak paranın" silahı döviz kurudur. Kuru sürekli yukarı ittirmeye çalışıyorlar. Neden? Merkez Bankası'nı korkutmak için. Çünkü o takdirde Merkez Bankası kuru korumak için TL faizlerini yükseltecektir.

Umutları, bu şekilde Türkiye'yi tekrar "sıcak para" fasit dairesine sokmak, böylece eskiden olduğu gibi yüksek kârlar elde etmektir. Yapabilecekler mi? Bence hayır. Programın temeli güçlüdür. Bunlar "sıcak para lobisinin" son debelenmeleridir.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır