|
|
 |
| |
|
Kahreden sıralama
6 Aralık'ta Fon'a devredilen Cıngılıoğlu'nun sahibi olduğu Demirbank The Banker Dergisi'nin yaptığı sıralamada liste başı gösterildi.
Ekonomik krizin yarattığı tahribat nedeniyle Fon'a devredilen banka şimdi satılmayı bekliyor. Türkİye'yİ fakirleştiren ekonomik krizi yaşanmamış olsaydı, bugün bir Türk bankasının, Demirbank'ın dünya çapında başarısını alkışlıyor olacaktık. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından el konulduğu 6 Aralık 2000 tarihine kadar Cıngıllıoğlu Ailesi'ne ait olan banka, ünlü İngiliz Dergisi The Banker tarafından sermaye kârlılığında dünya birincisi olarak gösterildi. Demirbank geçen yılın ilk 9 ayında 64 trilyon lira (yaklaşık 100 milyon dolar) kâr elde etti. 2000 yıl sonu bilançosu ise Fon tarafından aylar sonra 115 trilyon lira zarar olarak açıklandı. The Banker Dergisi bankanın geçmiş yıllardaki performansı ve 9 aylık bilançosunu esas aldı.
Halit Cıngıllıoğlu tarafından yönetilen Demirbank'ın krize yakalanmadan önce sahip olduğu büyüklük bankanın Türk ekonomisi acısından ne denli önemli olduğunu ortaya koyuyordu.
KREDİ NOTU YÜKSEKTİ
Demirbank'ın hakim sermayedarı Cıngıllıoğlu ailesi, Avrupa kökenli pek çok bankanın milyar dolarlık ortaklık teklifini reddebilecek kadar bankalarına güveniyordu.
Nitekim yabancı sermayenin ülkeden kaçışı ile başlayan, vatandaşın dolara hücum ettiği 22 Kasım'da başlayan panikten çok değil 15 gün önce, dünyaca ünlü derecelendirme kuruluşu S&P, Demirbank'a Akbank'la birlikte Türkiye'nin en yüksek kredi notunu verdi. S&P, "Türkiye'nin kredi notu yükseltildiği anda, Demirbank'ın kredi notu da otomatik olarak yükseltilecektir" açıklamasını yaptı. Çünkü hiçbir bankanın kredi notu ülke notunu geçemiyordu.
7 MİLYAR DOLARLIK PORTFÖY
Banka krize yakalanmadan önce 5.6 katrilyon liralık (O dönem dolar kuruna göre 7 milyar dolar) devlet iç borçlanma senedi portföyüne sahipti. Bu rakam devletin toplam iç borç stokunun yüzde 18.5'ine denk gelen dev bir büyüklüğü ifade ediyordu. Başka bir deyişle Cıngıllıoğlu ve banka yönetimi Türkiye'de uygulanan ekonomik programın faizleri düşüreceğini hesap ederek kaynaklarının önemli bölümünü devlet kağıtlarına yatırmıştı.
İç borçlanma piyasasının 1 numaralı bankası olan Demirbank, 2000 yılında bu piyasada tam 100 katrilyon liralık işlem yapmıştı. Yani bir yıl boyunca 100 katrilyonluk alım-satım gerçekleştirmişti. Günlük ortalama işlem hacmi 540 trilyon liraya ulaşıyordu. Bu yüksek işlem hacmi sayesinde piyasa büyük derinlik kazanmış ve alış-satışlar arasındaki fiyat marjları iyice daralmıştı. Böylece Hazine, daha kolay ve daha ucuz borçlanma imkânına kavuşmuştu. Bugünlerde ise iç borçlanma piyasasındaki günlük işlem hacmi 50 trilyon lira seviyesinde bulunuyor. Yani Demirbank'ın geçen yıl tek başına gerçekleştirdiği günlük işlem hacminin onda biri. Şimdi daralan piyasada, fiyat hareketleri daha sert iniş ve çıkışlar gösteriyor.
2000 yılı sonlarına doğru reformların gecikmesi, ödemeler dengesinde beklenenin üzerinde gerçekleşen açık, ekonomik programın yürüyeceğine olan inancın zayıflaması, Türkiye'yi adım adım krizin eşiğine getirdi. Alınması gereken basit önlemlerde tereddüt edilince 22 Kasım 2000'de piyasalar kaosa girdi. IMF, "Programı bozup piyasaya para vermeyin" diye dayatınca da faizler astronomik rakamlara yükseldi. Önce yüzde 1.000'ler, sonra 5.000'lere hatta yüzde 7.500'lere fırladı.
YÜKSEK FAİZ İLE GELEN ÖLÜM
Demirbank için faizlerin yükselmesi büyük bir risk oluşturdu. Nitekim 22 Kasım'da dövize hücum başladığında tek çare faizlerin yükselmesiydi ve nitekim öyle oldu. Günlük repo faizleri yüzde 7000'lere çıktığında Demirbank için "ölüm çanları" çalmaya başladı. Çünkü banka 500 milyon dolarlık özsermayesine karşın, iç borçlanma senetlerine 7 milyar dolarlık yatırım yapmıştı. Portföyündeki kağıtların ortalama yıllık getirisi yüzde 40'lar seviyesindeydi. Bu kağıtları gecelik yüzde 30'lar seviyesinde borçlanarak taşıyordu. Yüzde 30 olan faiz, yüzde 7 bin 500'e çıkınca koca banka birkaç günde eriyiverdi. Elde edilen bilgilere göre 22 Kasım'dan bankaya el konulduğu 6 Aralık tarihine kadar Demirbank yüzde 95'i Merkez Bankası'na olmak üzere 290 trilyon liralık (yaklaşık 500 milyon dolar) faiz ödemesi yaptı. Böylece özsermaye tükendi.
DEVLETE GÜVEN, YETER Mİ?
Bir yıl boyunca faizlerin düşmesinde büyük payı olan dev bankaya, yükselen faizler nedeniyle elindeki kağıtlar değer kaybedince özkaynakları eridiği gerekçesiyle Fon tarafından el kondu. Cıngıllıoğlu, aileye ait Ulusalbank'ı da gene aynı nedenle devlete teslim etmek zorunda kaldı. Cıngıllıoğlu o dönem "Ben devlete güvendim. Uygulanan ekonomik programa güvendim. Faizlerin düşeceğine inandım ve elimden geldiğince de yardımcı oldum" açıklamasını yaptı.
Bu sözler ekonomi çevrelerinde hararetli tartışmalara yol açtı. Kimi yorumcu, Demirbank yönetimini risk alırken ekonomik programın yürümeyeceğine ilişkin senaryoları dikkate almadığı için eleştirdi.
The Banker Dergisi bu tartışmalara hiç değinmeden 2000 yılında bankanın performansını ödüllendirdi. Ekonomik kriz ve riskli risk yönetimi ise bankayı ve sahiplerini cezalandırdı.
Beş Türk Bankası İlk 500'e girdi
The Banker adlı İngiliz ekonomi dergisinin Temmuz 2001 sayısında yayınlanan ve 2000 yılı ana sermaye büyüklüklerine göre yapılan dünya sıralamasında 5 Türk bankası ilk 500 içinde yer aldı. Dünyadaki bin büyük banka sıralamasında, Türkiye İş Bankası 105'inci, Yapı Kredi 135, Akbank 184, Garanti Bankası 194 ve Pamukbank 423'üncü olarak yer alıyor. Dünyanın en güçlü bin bankasının toplam vergi öncesi kârları 317 milyar dolar. Son üç yıldır listede başı çeken Amerikan Citigroup 54 milyar dolarlık özsemayesiyle birinci, Japon Mizuho Bankası 50 milyar dolarla ikinci, Bank of America da 40 milyar dolarla üçüncü oldu. Citigroup ve Mizuho listede yer alana tüm bankaların gösterdiği toplam özsermayenin yüzde 5.9'unu oluşturdu.
Yavuz SEMERCİ
|
|
 |
|