  
Ba-tı-yo-ruz!
Şaka değil, ciddi şekilde ülke çöküyor... Bütün göstergeler S.O.S. veriyor...
Borsa freni patlamış gibi iniyor... Küçük yatırımcının hisse senedinde duran birikimleri eriyor...
Dolar başını almış gidiyor... Türk Lirası yerlerde sürünüyor... Millet sürekli fakirleşiyor...
Vergi gelirlerinin neredeyse tamamı borç faizine gidiyor... Borç ödemek için yeniden borçlanılıyor...
IMF'in üçüncü sınıf bürokratları gelip fırça atıyor!
Başta otomotiv olmak üzere birçok sanayi dalında üretim durduğu için işsizlik kol geziyor... Her gün yüzlerce esnaf kepenk indiriyor...
Piyasada çekler, senetler ödenmiyor... İcra daireleri dosyadan, yediemin depoları haczedilen eşyadan geçilmiyor...
Bankalar ardı ardına devlet kontroluna geçiyor... Özelleştirme gerçekleştirilemiyor... Tüketim o denli azaldı ki; büyükşehirlerde toplanan çöp miktarı giderek geriliyor...
Ya insanlar?
Gençler haklı olarak Amerika'ya gidip kendilerini kurtarmanın yollarını arıyor...
Rüşvet yiyip köşe dönmeyene "salak" diye bakılıyor...
Üniversite mezunları "Ne iş olsa yaparım abi" diyerek kapı kapı dolaşıyor...
Geçim sıkıntısı yüzünden boşanmalar artıyor...
Bağ-Kur'a olan borcunu ödeyemeyen esnaf hapse atılıyor...
Çocuğundan yaşlısına dilenenlerin sayısı her geçen gün katlanıyor...
***
Son Söz: Şimdi söyler misiniz; bütün bu göstergeler Türkiye'nin yükseldiğine mi, yoksa çöktüğüne mi işaret ediyor?
Ege'ye turist neden gitsin ki? Gitmez!
Kuşadası, Çeşme, Marmaris esnafı turist gelmemesinden yakınıyor, buna sebep olarak da Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nin yetersizliği vurgulanıyor...
Peki gerçek sebep bu mu? Adnan Menderes Havalimanı yetersiz olduğu için mi Rus ve Alman uçakları inmiyor, sonuçta on binlerce esnaf inliyor, birçok tesis müşteri bekliyor...
TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy'a sordum...
"Hayır" dedi! Ve bana da mantıklı gelen nedenleri özetledi:
"Kuşadası'na, Çeşme'ye turist neden gelsin? Buralarda kaç tane 5 yıldızlı tesis var ki? Turist nerede konaklayacak? Her taraf kooperatif evleri ile doldurulmuş, çevre beton yığını halini almış... Kuşadası'na sadece deniz yolu ile gelenler oluyor..."
Peki ya Marmaris?
Ulusoy'un anlattıklarına bakılırsa Marmaris'teki yıldızlı tesisler dolu... Sadece pansiyonlar beklediği kadar iş yapamıyor.. Esnafa gelince; çarpıklığı bir örnekle anlatıyor:
"Marmaris'te toplam 10 bin yatak olduğunu varsayalım; lokantaların, restoranların, barların, kafelerin toplam sandalye sayısı 40 bin... Tabii ki buralar dolmaz... Planlama yok ki..."
Polis yakalıyor, polis bırakıyor!
İstanbul'u parselleyen ve birçoğu kaçak çalışan, bazıları da kanunsuz yollardan para kazanan on binlerce yabancı uyrukluyla ilgili yazımdan sonra geçici görevle İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Vali Hasan Özdemir'in açıklamalarına yer vermiştim... Ancak şimdi de Laleli esnafından telefon yağmaya başladı... İletilen iddia ilginç:
"Erdal Abi, toplanıp karakola götürülen bu yabancı uyruklular bir şekilde arka kapıdan bırakılıyor... Tabii ki bu durumu Emniyet Müdürü bilmiyor"
Peki bu nasıl oluyor?
"Patronları karakola (ismi bende saklı) uğradıktan sonra hepsi serbest kalıyor!"
Ne dersiniz Sayın Valim? Bu iddia incelemeye değmez mi?
THY'nin ayıbı!
Sıradan bir otobüs firmasının bile yolcular için bekleme yeri olmasına rağmen, THY, Marmaris'te yolcularına saat 17. 00'den sonra böyle bir imkân tanımıyor... Marmaris'ten Dalaman'a gidecek yolcular, THY otobüsünü sokakta bekliyor... Çünkü; Marmaris'teki ofiste çalışan personel saat 17.00'de kapıya kilit vuruyor...
Düşünün; İstanbul'a uçacaksınız... Marmaris'ten Dalaman Havaalanı'na 18.00'de gidecek otobüs için ne olur ne olmaz diyerek yarım saat önce gidiyorsunuz ve yarım saat güneşin altında bekliyorsunuz... Eğer işiniz yoksa, daha erken gidip THY ofisinin içinde oturuyorsanız, saat 17.00'yi gösterdi mi, görevliler tarafından "Kapatıyoruz" mazeretiyle kapıya konuluyorsunuz...
249 bin öğrenci kaldı!
İlköğretim okullarının bir sınıfında 110 kişinin eğitim görmesini kendisine dert etmeyen, buna karşın "kaliteli(!) eğitim"den söz eden Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun savunduğu çarpık eğitim sistemi yüzünden bu yıl lise 1'inci sınıfta kalan öğrenci sayısı 248 bin 995'e fırladı...
Bu korkunç rakam karşısında Sayın Bakan'a sormak istiyorum; 249 bin öğrencinin sınıfta kalmasının nedenini acaba araştırdı, bir sonuca vardı mı? Çünkü; yüz binlerce aile merak ediyor...
* Suçlu öğrenciler mi? Yani 249 bin öğrenci tembel veya yeteneksiz mi?
* Suçlu 249 bin anne ve baba mı? 249 bin aile okula gönderdikleri çocuklarına karşı ilgisiz mi?
* Suçlu 249 bin çocuğa birşeyler öğretemeyip sınıfta bırakan binlerce öğretmen mi?
* Yoksa suçlu Milli Eğitim sistemi mi?
Ne dersiniz Sayın Bakan?
Eğer bir ülkede sadece lise 1'inci sınıf öğrencisi 249 bin çocuk sınıfta kalıyorsa sizce burada araştırılması gereken bir sorun yok mu?
|