kapat
12.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
BİLAL ÇETİN(bcetin@sabah.com.tr )

Erdoğan'ın cezası ve yenilikçilerin yeni partisi...

Milli Görüşçülerin yeniden partileşme çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Geçmiş yıllarda işleri daha kolaydı. MNP kapatıldığında hemen tabelayı değiştirip MSP'yi kurmuşlar, RP kapatıldığında da aynı şekilde tabela ve kurucu heyet değişikliği ile FP'yi kurabilmişlerdi. Çünkü o zaman tam disiplin hakimdi, yenilikçi gelenekçi gibi ayrımlar, bölünmeler yoktu bu harekette. Necmettin Erbakan'ın mutlak hakimiyeti vardı.

Fakat bu kez durum çok farklı. Artık Necmettin Erbakan'ın mutlak hakimiyeti kalmadığı gibi hareketin birlik ve bütünlüğünden de eser kalmamış durumda. Bu kez kapatılan FP'nin mirası üzerinde iki parti inşa ediliyor.

Tarihlerinde ilk kez bölünme gerçeği ile karşı karşıya geliyor Milli Görüşçüler. Yenilikçilerle gelenekçilerin yolları kesin hatları ile ayrılıyor.

Şimdi bir yanda Milli Görüşün klasik partisi yine Erbakan'ın kontrolünde kurulmaya çalışılırken diğer yanda da Erbakancılara göre hareketin "ayrılıkçı, asi çocukları" kendi partilerini kurarak farklı ve daha geniş bir kitle tabanına ulaşabilmenin gayreti içine giriyorlar.

FP mirasından aslan payını alabilmek için müthiş bir yarış başlıyor eski dava arkadaşları arasında. Erbakan'ın kontrolündeki gelenekçi kanat, "Bizim tabanımız kıbleyi şaşırmaz, nereye yöneleceğini bilir" diyerek Tayyip Erdoğan liderliğindeki yenilikçiler hareketinin kuracağı partiye FP pastasından fazla bir pay gitmeyeceğini söylüyorlar.

Aslında hedef büyüten yenilikçilerin de temel iddiası FP tabanından en büyük payı koparmak değil. Dün gazetemizi ziyaret eden yenilikçi hareketin önde gelen isimleri Abdullah Gül ve Abdüllatif Şener "Biz artık FP'nin yenilikçileri değiliz, biz Türkiye'nin yenilikçi hareketiyiz" diyor.

Kendi siyasal geçmişlerini inkâr noktasında değiller elbette ama, klasik Milli Görüş ideolojisinden çok farklı siyaset anlayışı, siyaset yapılanması ve Türkiye projesi ortaya koyuyorlar. Hedef ve iddiaları; bölünmüş, bölünme ve parçalanmalar sonucu küçülen ve hatta bugün itibariyle baraj tehlikesi altında olan ve toplum nezdinde güveni sarsılmış mevcut partilerin dolduramadığı merkez sağdaki boşluğu doldurmak. 1950'lerin DP'si, 1960'lı yılların AP'si ve 1980'lerdeki Turgut Özal'ın ANAP'ı gibi merkez sağın güçlü partisi gibi olabilmek...

Bugün merkez sağda bu boşluğun olduğuna hiç kuşku yok. Ancak acaba Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Abdüllatif Şener ve arkadaşlarının kuracağı parti bu boşluğu doldurabilecek mi?

"Evet" diyebilmek bugün için güç. Bu şansları yok değil ama zamana ihtiyaçları var. Bir kere haklı veya haksız olarak bugün ayrılmış oldukları yapıdan üzerlerinde kalan siyasal İslamcı damgasını silebilmeleri gerekiyor. "Merkez sağı kucaklayacak, muhafazakâr; cumhuriyet ilkelerine, demokrasiye ve insan haklarına saygılı bir parti olacağız" demek yetmiyor. Her ne kadar "özümüzle sözümüz aynı, takıyye yapmıyoruz, yapmayacağız" deseler de eylem ve söylemleriyle de sistemi ve toplumu inandırmaları gerekiyor.

Ki, henüz ortada netleşmiş bir program, parti yapılanması ve vitrin de yok. Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasağı olup olmadığının netleşmesi için işi ağırdan alıyorlar. Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin Hasan Celal Güzel hakkında vereceği kararla siyaset yasağından kurtulabilirse genel başkan olacak. Ama ya kurtulamaz ise? O zaman genel başkan kim olacak? Abdullah Gül mü, Abdüllatif Şener mi yoksa bir başka isim mi?

Bu soruların yanıtı henüz belli değil. O yüzden de "tabelayı çakma" işini ağırdan alıyor yenilikçiler...


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır