kapat
12.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr )

Asıl problem kim?

Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, "pişkinlik" siyasetinin vahim bir örneğini daha verdi. Bakan, her başarısız ve çaresiz "muktedir"in yaptığını yaparak "medya"ya saldırdı.

Bakan, son Telekom krizinde "hata" yaptığını da yine "efelik" ve "mertlik" sözlerini karıştırarak itiraf etti. "Efelik oradaysa, mertlik hatadan dönmektir. Ben, benim hatamı kabul ettiğimden çözüldü falan deyip veriştireceksiniz, şimdi."

Şimdi ne diyor Sayın Bakan? Demeye çalışıyor ki "Tamam ben hatamı usulca kabul edeyim, ama siz de 'işte hatasını kabul etti' diyerek üstüme gelmeyin."

Sayın Bakan'ın Telekom politikasının bu ülkeye maliyeti hesaplanıp duruyor. Tekrar edelim: Döviz fiyatındaki oynamalar 25 milyar dolar; özelleştirmenin gecikmesinin maliyeti en az 10 milyar dolar; son bir haftanın maliyeti 4.5 milyar dolar.

Ülkeye bu kadar ağır faturası olan bir "hata"nın hesabı sorulmadan geçilecek midir? Bütün demokratik ülkelerde, özgür medyanın bulunduğu ülkelerde bu hesap istenir. Bunu, halk adına, kamuoyu adına basın ister.

Medya neyin peşinde!
Yukarda özetlediğimiz zararların yanında, eğer bir ülkenin en önemli kurumlarından birinin kârı, iki yıllık yönetim tarafından üçte birine düşürülmüşse, bu kurumun giderleri, özellikle personel artışı nedeniyle katlanarak çoğalıyorsa bunun hesabı sorulur. Türk Hava Yolları'nın zam talepleri iki yıldır hep reddediliyorsa, bu önemli kamu kurumu bu yolla zarara sürükleniyorsa bunun hesabı sorulur, bu tavrın ardındaki nedenler araştırılır.

Bunları halk adına, kamuoyu adına medya araştırır, sorar.

Sayın Bakan diyor ki: "Ben medyayla kavga mı etmek istiyorum? Hayır. Niye benimle kavgalısınız, onu ben anlamıyorum."

Sayın Bakan medyanın hiç kimseyle özel bir kavgası olamaz. Eğer olursa da bu tür kavgalar çabuk "sırıtır" ve kamuoyu nezdinde itibarı ve etkisi olmaz.

Bugün medyanın bir kavgası varsa, o kavga Sayın Bakan'la ya da başka herhangi bir politikacıyla değildir. Bu kavga Türkiye'nin iyi yönetilmesini talep etme kavgasıdır ve Türk halkının duygularını yansıtan bir kavgadır.

Asıl problem sizsiniz...
Koalisyon hükümetinin kurulduğu günden itibaren medya oldukça geniş biçimde "iyimser" bir tutum sergilemiştir. Bu hükümet kurulduğu andan itibaren, hiçbir hükümete nasip olmadığı kadar geniş bir medya desteğini arkasında bulmuştur. Eğer eleştirilecek bir nokta varsa, o da bu hükümete açılmış olan "peşin kredi" oranıdır.

Sayın Bakan medyayı kastederek "asıl problem sizsiniz" diyor. Medyayı "asıl problem" olarak görmek bugünün hastalığı değildir, bundan mustarip ilk siyasi de Ulaştırma Bakanı değildir. Duvara vuran her siyasetçi "asıl problem" olarak medyayı görür, göstermeye çalışır.

Sayın Bakan, medya bir aynadır; toplumun aynasıdır, sizlerin de aynasıdır. Medya, yansıtır. Arada şaştığı da olur, ama tek varoluş nedeni yansıtmaktır, bu yüzden de eninde sonunda gerçeği yansıtır.

"Asıl problem" sizsiniz. Türk halkını yakın tarihin en ağır krizine soktunuz ve bu krizden çıkartmamak için ısrar ediyorsunuz.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır