kapat
12.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
YAVUZ DONAT

Fatih Hoca'nın pasaportu

Bodrum'da, Gökçebel sırtlarında, "Ali Baba'nın çiftliğinde" bir akşam yemeği... Ali Şen'in konukları arasında "yeni Bodrumlular" da var.

Yalıkavak'taki evi tamamlanan ve "24 saat önce Bodrumlu olan" Kenan Evren.

İki hafta önce Kuşadası'ndan Bodrum'a taşınan "Hülya Koçyiğit - Selim Soydan."

"Birkaç aylık Bodrumlu" Fulya ve Fatih Terim.

"Onlardan da eski Bodrumlu", Fenerbahçe'ye 14 yıl başkanlık yapan Faruk Ilgaz.

Ve diğer davetliler.

Fatih Hoca'ya soruyoruz:

- Yolculuk ne zaman?

- Cuma (yarın) İstanbul'a geçiyorum... Pazar günü de İtalya'ya... Pazartesi öğleden sonra Milan'a ilk antrenmanı yaptıracağım.

Sohbet ilerleyince...

Hoca "canını sıkan birşeyden" bahsediyor:

- Yarın bir kupa maçı olacak, Milan'ı diyelim ki Almanya'ya götüreceğim... Ertesi gün bir başka maç için Fransa'ya... Veya Belçika'ya... Hollanda'ya... Gittiğimiz ülkede, havaalanında, polis diyecek ki... Ey futbolcular, siz geçin... Ey idareciler siz geçin... Ama ey Milan'ın teknik patronu Fatih Terim, sen dur... Gir kuyruğa... Vizen var mı?... Sen kafilenin girdiği kapıdan giremezsin... Farklı kapıdan gireceksin... Bu olay Fiorentina'nın hocasıyken de başıma geldi.

***
Fatih Hoca'nın sözleri, masada, "soğuk bir duş" etkisi yaratıyor.

Evren soruyor:

- Bu sorun nasıl çözülür?

Ali Şen yanıt veriyor:

- Fatih'e derhal bir kırmızı pasaport verilerek... Veya yeşil... Ya da gri, hizmet pasaportu.

Biz kağıt, kalemi çıkarıp, not alınca...

Terim "aman ha" diyor:

- Okuyan yanlış anlayabilir... Fatih Terim kendisi için birşey istiyor anlamı çıkarabilir... Kimseden birşey istemiyorum... Ama bir Türk olarak... Milan'ın teknik direktörü olarak, kafilemin önünde böyle bir duruma düşmekten utanıyorum.

***
Kenan Evren:

- Fatih çok haklı... Ayrıca kırmızı pasaport kimlere verilmiyor ki.

Ali Şen:

- Yavuz bu konuyu yazar... Ben de yazarım... Ankara ilgilenir, çözülür.

Fatih Terim:

- Ben devletimin çeşmesinden su içmiş adam değilim... Vallahi hiçbir ayrıcalık talebim yok... Ama devletim bana bir belge versin... Her ülkeye, kafilemin başında rahatça gidebileyim... Türkiye'ye döndüğümde ise... Devletim daha havaalanına iner inmez bu pasaportu benden geri alsın.

***
Avrupa Birliği Adalet Divanı, geçen yıl (11 Mayıs 2000) bir karar verdi.

İngiltere'de yaşayan bir Türk'ün (Abdülnasır Savaş) açtığı dava üzerine verilen bu karara göre "Fatih Terim, vize almadan, AB üyesi ülkelere rahatça girebilir."

Sadece Terim değil...
İşadamları, gazeteciler, doktorlar, avukatlar, diğer serbest meslek mensupları da.

Ama AB Adelet Divanı'nın verdiği bu "çerçeve karar"dan sonra, Türkiye'nin konuyu "takip etmesi" gerekirdi.

Sivil toplum örgütlerinin... İşveren kuruluşlarının... Baroların "dava açması lazımdı."

Türkiye, pek çok konuda olduğu gibi, bunda da "kazanılmış hakkına sahip çıkmadı."

Bugün Bulgar ya da Romen... Polonyalı ya da Macar... "AB ülkelerinde vizesiz dolaşıyor."

Oysa "onların ülkeleri de AB üyesi değil."

Ama "Fatih Terim dolaşamıyor."

Sadece bu olay bile "Türkiye'nin temel sorunlarının ne kadar sahipsiz olduğunun" somut göstergesi değil mi?


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır