kapat
11.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Suç ve suçlu

Hatırlanacaktır; "Susurluk'un kayıp silahları" meselesi ortalığı epey karıştırmıştı. İsrail'den getirilen bu silahlar önce ortadan kaybolmuş; ardından biri Susurluk kazasındaki Mercedes'te, diğeri Abdullah Çatlı'da, üçüncüsü Nurettin Güven'in üzerinde bulunmuştu.

Konu basın tarafından tartışılmış, didiklenmiş, sonunda aralarında Özel Timci İbrahim Şahin de bulunan bazı polislere dava açılmıştı.

Dava esnasında verdiği bir ifadede Haluk Kırcı bu silahların Mehmet Ağar tarafından Korkut Eken'e verildiğini iddia etmiş; Eken de silahları dönemin Emniyet Genel Müdürü Ağar'ın talimatıyla aldığını doğrulamıştı.

Davayı gören mahkemenin talebi üzerine açılan idari soruşturmada Mehmet Ağar müfettişlere bir yazı göndererek, "Korkut Eken'e genel müdürlüğüm sırasında gizli bir görev verdiğim ve bahse konu silahların bu amaçla kullanıldığı tarafımdan bilinmektedir; konu Türk Ceza Kanunu'nun 132-137 maddelerinde yer alan devlet sırrı kapsamındadır" demişti.

Aslında kayıp silahların ne olduğu, nasıl ve kimler tarafından, ne amaçla kullanıldığı ortaya çıkmış; ancak mevzuat müsaade etmediği için yargı önünde hukuken kanıtlanamamış, hatta Ağar, ifade vermek için mahkemeye bile uğramamıştı.

"Mafya elemanlarına, katliam sanıklarına verilen silahlar ve gizli görevler" bu ülkenin karanlık tarihinin parçalarıdır.

Bu iki türlü, "suçun devlet sırrı kapsamıyla korunma altına alınması" sadece Susurluk'un değil, tüm yakın tarihin, hatta bugünlerin sorunudur.

Dün İbrahim Şahin ve arkadaşlarının yargılandığı "kayıp silahlar davası" zaman aşımı nedeniyle düştü... Susurluk ve asli sorumluları biraz daha karanlıklar içine gömüldü, gömüldükçe kendilerini yeniden üretecek yeni bir güce erişti...

Ve dün, ben, ülkedeki bütün o tozpembe görüntüye rağmen onlarca gazeteci ya da aydının sıradan işi haline gelen bir durumla cebelleştim. Bir yazımla ilgili, Jandarma Genel Komutanlığı'nın yaptığı, neredeyse "otomatiğe bağlanmış" yeni bir suç duyurusu üzerine ifade vermek üzere savcılığa gittim. Jandarmanın yolsuzluk dosyalarını siyasi gerekçelerle elden bırakmamasını eleştirmenin, bu komutanlığın, bu konuda yaptığı üstten ve doğrudan kamuoyunu hedef alan açıklamanın siyasi nitelikli olduğunu söylemenin orduya "hakaret değil, eleştiri" olduğunu birkez daha anlatmak zorunda kaldım.

Ne fayda!

Zira bu arada yine "Silahlı Kuvvetler'in siyasetteki rolünü vurgulayan ve eleştiren, Silopi'deki kayıplardan ve iddialardan söz eden" diğer üç yazımın, vermiş olduğum benzer ifadelere rağmen TCK'nın 159. Maddesinden Ağır Ceza Mahkemesine giden iki fezlekeye dönüştüğünü, yani hakkımda iki yeni dava daha açıldığını öğrendim...

Genelkurmay'ın yaptığı suç duyurularının Basın Savcılığı'ndan ve Adalet Bakanlığı'ndan hızla geçip mahkeme önüne gelmesinin "rutinleştiğini" bir kez daha görmek, "demokrasiden söz eden yazıların suç konusu oluşturduğuna" bir kez daha tanık olmak, bu ülkede "hukukun hakları güvence altına alma işlevinden çok, devleti bireyden ve eleştiriden koruma görevini üstlenmeye itildiğini" bir kez daha farketmek, "bana yazdıklarımın ve eleştirilerimin ne denli doğru ve haklı olduğunu" tekrar gösterdi.

Aslında, sadece yazılara ve ifadeye yönelik davaların değil, bir ay içinde sayısı dördü, beşi bulan soruşturmaların bile "düşünce ve ifade özgürlüğüne müdahale" olduğunu ve bunun için asıl benim "suç duyurusu"nda bulunmam gerektiğini düşündüm...

Ama, kime ve nasıl?

Ne yazık ki; "devlet sırrı", "hikmet-i hükümet" gibi kavramların "suçları gizlemede, hatta tabiileştirmede" kullanıldığı, buna karşılık bu durumu ya da bu gizliliği ortaya dökmenin suç olduğu bir düzende yaşamaya devam ediyoruz. Yazı-devlet ilişkisi hemen hiç değişmiyor, gerçeklerden dem vuran gazeteci, yazar ve aydınlara nokta atışları hiç eksilmiyor bu ülkede...


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır