kapat
11.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr )

Demokrasi adabı

Telekom krizinin son bir haftalık faturası 4.3 milyar dolar olarak hesaplanıyor. MHP'nin "milli" direnişi Türk halkının cebinden 4.3 milyar dolar daha götürdü. Bu "milli" direnişin toplam faturası, yani mayıs başından bugüne kadar götürdüğü ise 25 milyar dolar olarak hesaplanıyor.

İktidardaki siyasi partiler tarafından "paylaşılmış" olarak yönetilen kamu bankalarının toplam faturası da 20 milyar doların üzerindedir. Bu bankaların ıslahı için üç yıldır hiçbir girişimde bulunulmamış, son ana kadar bunlar, siyasilerin "arpalığı" olarak kullanılmıştır.

Telekom ve banka "direniş"leri "Türkiye'ye 50 milyar dolara yakın bir zarar getirmiştir.

Buna Telekom'un özelleştirilmesindeki gecikme dolayısıyla kaybedilen 15 milyar doları da eklediğiniz zaman, toplam fatura 65 milyon doları buluyor.

Kriz değil, rezaletti
Sonuçta bu, yeni doğmuş bebekler dahil, Türk halkının her ferdinin cebinden 1.000 dolar çalınması anlamına gelir.

Dahası da var. Kötü yönetimin neden olduğu güvensizlik ortamında Hazine ancak yüzde 95'lik faizlerle borçlanabilmektedir. Bu faizlerin yol açtığı ek yükü iktisatçılar hesaplar. Bu da Türk halkının biraz daha fazla borçlandığı anlamına gelmektedir.

Telekom olayı bir krizden öte bir "rezalet"e dönüşmüştür. Demokratik sistemde böyle bir "rezalet"in bir tek sonucu vardır. Halka 25 milyar dolara malolmuş "rezalet"in sorumlusu ya da sorumluları, "Ben bu işi yapamıyorum, evyvallah" der, şapkasını alır gider. Demokrasi "adabı" bunu gerektirir. Üç ay önce "aklın gereği"ni yapmayan ve bütün topluma ağır bedel ödeten hiç kimsenin koltuğunu korumak için hiçbir gerekçesi olamaz.

'Milli' direnişin ağır bedeli
Demokrasi her an halka "hesap verme" rejimidir, pişkinlik rejimi değildir. Demokrasi, "seçilmişler"in, halkoyuyla geldikleri için "her istediklerini yapabilecekleri bir rejim"i hiç değildir.

Demokrasilerde, toplumsal görevlerinin bilincinde olan siyasetçi, başarısızlığın cezasını önce kendi kendine verir.

Eğer bir ülkede demokrasinin aslı değil karikatürü varsa, başarısızlık ayan beyan ortada olmasına rağmen orada "siyasi pişkinlik" geçerlidir. Ve ne yazık ki bizde, en vahim haliyle bu durum geçerlidir.

Telekom ve kamu bankaları için siyasilerin yaptıkları pek "milli" direnişler Türk halkına 65 milyar dolara mal oldu. IMF ve Dünya Bankası'ndan beklenen kredilerin toplamı ise 15.7 milyar dolardır.

En "milliyetçi" nutukları atanlar, Türk halkına en büyük kötülüğü yapmışlardır. Ve yaptıklarının farkında olmadıkları, hâlâ koltuklarında oturmalarından bellidir.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır