Böyle olacağı belliydi.. Enis Öksüz efelenecek, debelenecek sonunda 'evet' diyecekti..
Belliydi.. Şaşırmadık..
Krizin sürdüğü, yüreklerin ağza geldiği, eyvah üçüncü dalga geliyor diye panik yaşandığı günlerde bile heyecanlanmadık..
Ama her gün inatla, ısrarla yazdık..
'Milliyetçilik afra tafrası yapmayın.. Nasıl olsa evet diyeceksiniz.. Çünkü 1.5 milyar dolara ihtiyacımız var.. Bu gemiyi siz batırdınız, siz yüzdüreceksiniz' dedik..
Sonunda başa döndük..
Enis Öksüz direnmekten vazgeçti.. Telekom'un Genel Müdürü ile Yönetim Kurulu Başkanı artık ayrı kişiler..
Yani, IMF'in istediğine hükümet 11 gün sonra 'olur ' verdi.. İş tatlıya bağlandı..
Ama, benim anlayamadığım karanlık noktalar var..
Kafam iyice karıştı.. İşin içinden çıkamıyorum..
Neden mi?
Başbakan Yardımcısı Bahçeli "Telekom MHP'de olsa ne olur, olmasa ne olur.. Ülke menfaatlerine dönük siyaset yapmalıyız.. Pazarlık yapmak yanlış olur.." dedi ve yönetim değişikliğine izin verdi..
Bahçeli'ye tek kelimeyle, bravo!
Alkışlıyorum.. Ama itiraf etmeliyim ki; bu sözler düşüncelerimi altüst etti..
İnanın artık neyi, nasıl değerlendireceğimi şaşırdım..
Daha düne kadar Ulaştırma Bakanı Öksüz anlı şanlı direnişini ülke menfaatleri için yaptığını söylüyordu..
Ülke menfatleri için IMF'e meydan okuyor..
Ülke menfatleri için gerekli 1.5 milyar dolarlık kredinin askıya alınmasına, alaycı bir gülümsemeyle 'Bize ne?' diyor..
Ülke menfatleri için Telekom yönetiminden taviz vermeyeceğini söylüyor..
Herşeyi ülke menfatleri için yapıyordu...
İş öyle bir noktaya gelmişti ki...
Neredeyse..
Telekom'un MHP'de kalmasını savunanlar vatanperver..
IMF'in dediği gibi, piyasayı bilen bir profesyonele geçmesini isteyenler ise vatan haini ilan edilecekti..
Bu oyun.. Bu komedi, 10 gün sürdü..
11. gün Devlet Bahçeli IMF'e 'evet' derken; "Önce ülkenin, sonra MHP'nin menfaatleri gelir.. Bizim anlayışımız budur" dedi..
Ülke menfaatini partiden önde geldiğini söyledi.. Bu sözleri duyunca aklıma şu sorular geldi..
IMF'e 'evet' demek ülke menfaati ise..
10 gün boyunca 'hayır' diyen Öksüz, kimin menfaatini düşündü?..
IMF'e 'evet' demek önce ülke, sonra parti demekse..
10 gün boyunca 'hayır' diyen bakan 'önce parti, sonra ülke' mi dedi?.
Dedim ya, işin içinden çıkamıyorum..
Kafam karıştı..Kavramlar birbirine girdi..
Haydi bir soru daha..
"Koalisyon bozulursa bozulsun.. Ben ihanet etmem" diyen Bakan, bugün ne düşünüyordur acaba?..
İstifayı mı?
Yok canım..
Türkiye'de siyaset yapmanın en iyi tarafı ne biliyor musunuz?
Siyaset kurumunda 'istifa' diye bir kavram yok..
Yapıyorsunuz, ediyorsunuz, üstüne yatıp uyuyorsunuz..