Telekom sorunu çözüldü. IMF, bu sorunun çözülmesiyle krediyi serbest bırakacağını açıkladı. Banka reformu konusunda dün bir adım daha atıldı ve beş banka daha Fon bünyesine alındı, iki yatırım bankası kapatıldı. Telekom ve banka sorununun çözüldüğü bir atmosferde yapılan 8 aylık Hazine ihalesinde faiz yüzde 95 olarak gerçekleşti.
* Tansiyon düşmüyor- Sağlanan bu gelişmelerin dövizin hızını kesmesi ve borsada düşüşü durdurması beklenirdi. Ancak olmadı. Dolar yeniden 1.300 binin üstüne çıktı. Borsa 9.276 ile 11 Nisan sonrası en düşük düzeyine indi. Bono faizi de yüzde 93'e inmişken yüzde 98'e kadar çıktı. Borsayı düşüren nedenler arasında Fon bünyesine alınmasından dolayı bir banka aracı kurumun temerrüt satışı, güvenin azalmasından dolayı yabancı satışı sayılabilir.
Ama asıl etken güven eksikliği. Telekom sorunu bugün çözülmesine çözüldü ancak bu tutumla yarın yeniden sorun yaratılabilir gözüyle bakılıyor artık.
Bir de kriz çözüldi diye kaldığımız yerden devam edemiyoruz. Daha geride başlıyoruz. Çünkü güven kaybettik.
* Faiz sorunu- Güvensizlik sorunu günlük etkilerle birleşince IMF ile ilişkilerin düzeltilmesinin piyasalara dopingi etkisini boşa çıkardı. IMF Başkanı'nın Başbakan'a gönderdiği mektupta vurguladığı faiz çıkmazı asıl sorun olarak duruyor. İstenen, güven ortamının yeniden sağlanarak faiz düşüşünün gerçekleştirilmesi. Çünkü ekonomik program bu faiz düşüşü üzerine kurgulanmış. IMF'in dediği, "öyle şeyler yapın ki, piyasalara güven yeniden gelsin, bu ortamda faizler düşer zaten."
* Güven eksikliği- Geçen yıl sağlanan güven ortamında faizler bir önceki yıl düzeyi olan yüzde 109.5'dan yüzde 38.1'e düşmüştü. Bu faiz düşüşünü sağlayan da yılın ilk yarısındaki hükümet icraatlarıydı. 2001'in ilk altı ayında ise Hazine faizleri ortalaması yüzde 108.8'e çıktı. Yani neredeyse üç kat artış kaydetti. Borçlanmanın vadesi de kısaldı. 411 günlük vade bu yıl 144 güne indi.
İşbaşında aynı hükümet var.
Ekonomide IMF ile anlaşmaya dayalı bir program yürütülüyor.
Tek fark ise güven eksikliği.
* Güvensizliğin nedenleri- Bunun da çeşitli nedenleri var. Bu hükümet 1999 sonunda 1.5 yıllığına bir kur rejimi ilan etti. Gün gün kurun ne olacağını önceden açıkladı ve buna uymayı taahhüt etti.
Şubat kirizi ile bu kur rejimini Hükümet bir gecede kaldırıp attı. Dalgalı kura geçti. Kur ve Hükümetin politikalarına güvenenler devalüasyondan dolayı büyük darbe yedi. Bu güven kaybının en büyük nedeni.
Hükümet ikinci stand-by anlaşması çerçevesinde taahhüt ettiği uygulamaları çok gönülsüz, gecikmeli, sorunlu ve eksik bir şekilde yerine getirdi. Bu da programa siyasi desteğin eksikliğini gösteriyor. Güven kaybının ikinci ana nedeni de bu.
* Ödenen fatura- Kaldi ki işbaşında aynı hükümet var. Birinci programda ya reçete yanlıştı, ya ugulama. İkinci programda, reçeteyi yazan da programı uygulayan da değişmedi.
Yine aynı hükümetin iki ayrı yıldaki icraatı arasında büyük farklılık var. Uygulamada zorluklar ve deformasyon yaşanıyor.
Şimdi güven krizine bağlı olarak yaşanmakta olan piyasa krizi bunun bir faturası.
* Sonuç- "Saklanan bütün gerçekler ağılı olurlar" Nietzsche