kapat
10.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.sahibinden.com
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr )

Yenisi ne zaman?

Geçen hafta, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası'nın 2.6 milyar dolarlık krediler için onay vermemesi üzerine türlü çeşitli "ulusal onur" nutukları dinledik.

Söyledikleri şuydu: "IMF Türk Telekom yönetimine neden karışıyor, bu kadarına da karışmasın ve istediğimiz paraları versin, çünkü biz taahhütlerimizi yerine getiriyoruz."

"Ulusal onur", "ulusal gurur" nutukları atıldı, seçmenlere ve parti tabanına doğru afralar tafralar yapıldı. Sonuçta IMF'in isteğinin yerine getirilmesi için harekete geçildi.

IMF'in Türk Telekom'a ilişkin isteği ve Türk hükümetinin imzaladığı mektuptaki taahhüt şudur: Türk Telekom'un, bugüne kadar olduğu gibi bir parti arpalığı olarak kullanılması önlenecek ve başına bundan böyle ekonomik mantığa uygun yönetilmesini sağlayacak bir yönetim atanacaktır.

Türk Telekom atamaları bu nedenle bir sembol olmuştur. Çünkü 'Ankaralılar' diyordu ki, "Biz buraya istediğimiz gibi bir yönetim atarız, partilileri özellikle atarız çünkü bu bizim hakkımızdır."

Değerli bir ulusal kurumun "parti işgali" altında olması bir "ulusal" sorun gibi yutturulmaya çalışıldı. "Ulusal" ve "milli" sözcüklerini her fırsatta ucuzlatmayı, kendi çıkarlarını "ulusal" ve "milli" diye sunmayı adet edinmiş olan 'Ankaralılar' bu kez de yelkenleri suya indirdiler.

MHP için biraz daha fakirleştik
65 milyon Türk vatandaşının soracağı ilk soru şudur: Madem ki bunu yapacaktınız neden bütün ülkeyi tedirginliğe sürüklediniz, "ulusal" nutuklarla kafaları karıştırmaya çalıştınız?

Bu sorunun cevabını vermeleri çok güçtür. Yapabilecekleri tek şey, yine karışık "ulusal" nutuklarla kafaları karıştırmaya çalışmaktır.

Türk Telekom yönetimi olayı, bundan önceki birçok örnek gibi, 'Ankaralılar'ın bu dereyi geçerken ayak sürümelerinin devam edeceğini göstermektedir.

Telekom krizinin içerdeki faturası bellidir, Amerikan Doları 1 milyon 300 bin lira dolayında sabitlenmiştir, daha aşağı inmemektedir. MHP'nin Türk Telekom yönetimini bırakmamakta direnmesinin maliyeti, Türk halkının biraz daha fakirleşmesi olmuştur.

Türkiye geçen kasımdan bu yana sürekli krizlerle yaşamaktadır. Bu krizleri çıkaranlar da sadece 'Ankaralılar'dır. Böyle ağır bir ekonomik kriz ortamında, sürekli yeni krizler üreten Ankara'ya herhangi bir Türk vatandaşının güvenmesini beklemek hayaldir.

Ankara dereyi geçemiyor
Her Türk vatandaşı, her krizin ardından "bundan sonra hangi kriz çıkarılacak" diye beklemektedir. 65 milyonluk ülke her sabah "Bugün ne yapacaklar" diye uyanmaktadır.

Son krizin ardından Türk halkının Ankara'ya soracağı bir soru daha vardır: "Bundan sonra Türkiye'nin IMF ve Dünya Bankası ile ilişkileri tekrar dikiş tutar mı? Mali sistemin nefes alması ve borçlanmanın devam edebilmesi için şart olan diğer dış kaynaklar bu krizden sonra nasıl sağlanabilecektir? Bunlardan vazgeçtiyseniz, IMF ve Dünya Bankası ile ilişkileri bozacaksanız nasıl bir programınız, planınız var?"

Bu soru karşısında Ankara susacaktır. Bir cevapları olsaydı bütün bu krizler yaşanmazdı.

Ankara dereyi geçemiyor, Türkiye'ye de geçirtmiyor, üstelik nasıl geçileceğini de bilmiyor. Bu yüzden yeni krizlere, en azından "ruhen" hazırlıklı olmak dışında bir seçenek bulunmuyor.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır