kapat
10.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.sahibinden.com
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

Sıkıntılar, babaannem ve Feng Shui

"Yavrum at şu sıkıntıyı üzerinden! At gitsin..." Yeniyetmelik zamanlarımdı.

Ne zaman sessiz bir iç boğuntusuna kapılıp yatağıma kendimi bıraksam, rahmetli babaannem odamın kapısından böyle seslenirdi: "At gitsin sıkıntıyı!"

Hangi birini atacaktım peki?..

Beni "boğan" okulu mu? Nasıl?..

Her hareketiyle başımı döndüren kadınlarla aramda neden bu kadar acımasız bir yaş farkı olduğunu nasıl unutacaktım?

Dostoyevski'nin roman kahramanlarını gece uykularımdan nasıl atacaktım?

Üstelik nasıl bir şeydi bu sıkıntı ki, elbise gibi üzerinden çıkartabiliyor, eskimiş eşya gibi çöpe atabiliyordun?..

Babaanneme bakılırsa iki dua okumak, eski bir arkadaşımı telefonla aramak veya giyinip sokağa çıkmak, sıkıntıyla baş etmeme yeter de artardı bile...

Ama ben bir türlü ikna olamıyordum.

Sokağa çıksam da, 70'li yılların tüpgaz kuyruklu Türkiye'sinde bir değişiklik olmayacaktı... Sokağa çıktım diye, en uslu öğrencisini okulun en yaramazı sanacak kadar bağnazlaşmış müdür yardımcımız görevini bırakmayacaktı! Ve daha bir sürü şey...

Batı'da ve tabii bizde de hızla filizlenen Feng Shui modasını izledikçe, yeniyetmelik günlerimdekine benzer sorular canlanıyor zihnimde...

Beş bin yıllık bir Çin felsefesi ve uygulamasıyla eşyaların, şunun bunun yerini değiştirse modern insan, içi huzura erecek mi?

Bilinmez bir hedefe(!) doğru ilerleyen hayat "dışarda" canımızı sıkarken biz "içerde" tatlı tatlı okşayabilir miyiz ruhumuzu?

Böyle bir şey mümkün mü?

Şu yumuşak üsluplu, lakin otoriterlikleri her hallerinden belli "Feng Shui'ci hanımlar" evlerimize gelseler, bir güzel rahatlar mıyız?

***
Feng Shui antik Çin kültürüne has bir çevre düzenleme sanatı.

Öyle ki, bu uygulamayla temel enerji "Çi"den, en üst noktada besleniyorsunuz...

Odanız, oturduğunuz eviniz, bahçeniz bu "sanat"a göre düzenlendiğinde "olumsuz" enerjiler çekip gidiyor, yerine "olumlu" enerji geliyor. (Ortadoğulu bir söyleyişle; kötü cinler kovuluyor, iyi cinler geliyor!)

Sokak kapısının karşısına ayna koyduysanız, eyvaah! Çünkü Feng Shui'cilere göre enerji bir nevi insan gibi geliyor, aynayı görüp geri gidiyor!

Çarpıcı(!) öneriler de var: Sifonu çekerken de klozetin kapağını kapatmanız gerekiyor. Yoksa evdeki bütün enerji su ve dışkılarla birlikte o delikten gidiyor!..

Yatak odalarındaki eşyaların yerlerini değiştirmek ve odadaki birkaç yeni eşya, Feng Shui'cilere göre karı kocaların aşksız hayatına aşk getiriyor!..

Falan filan...

Şimdi gelelim sadede...

Modern insanın ruhunda, bilincinde ve bilinçdışında atalarından pek bir farkı yok! İnanmadan yapamıyor; kendine küçük ayinler, "büyü"ler yaratmadan dünyayla başa çıkamıyor!

Tamam!

Ama o halde baştan ve doğrusunu öğrenelim.

Feng Shui de, başka kültürlerin başka kadim öğretileri ve gelenekleri de şu temele dayanır: Dünyanın bizatihi kendine ait bir hayatı vardır; ne sağırdır dünya, ne de dilsizdir...

Mircea Eliade'ın söyleyişiyle, "Dindar insana göre evren yaşamakta ve konuşmaktadır..."

Oysa modern dünya öyle midir? O, insanı çoktan terketmiştir! Artık hiç konuşmayan, duyarsız bir canavardır o!

Eh, o zaman da biraz komik, biraz aykırı kaçıyor bu öğretilerin modern uygulamaları. Hani Uzakdoğu dövüş sanatlarının aerobik egzersizine dönüşmesi gibi...

(Feng Shui'ci hanımlar önce "Feng Şui" demeye başlamalılar! Yani aradan Amerikalılar'ın "Şui" diyebilmek için kullandıkları harflere gerek yok!. Batı'nın tercümesinden, kendi bakış açımıza geçmek için bir yararı olur belki bunun...)

***
Yıllar sonra bakıyorum da, ben de haklıymışım, babaannem de...

Boğulacak gibi olduğum her seferinde yatağımda kıvranmak yerine sokağa çıkmak daha iyi olurdu.

Dünya düzelmezdi, sıkıntılar çekip gitmezdi elbette.

Fakat aldığım her nefeste arkadaş kahkahalarının, kıpır kıpır gençlik enerjisinin o eşsiz oksijeni de bulunurdu. Akciğerlere iyi gelir diyorlar!..

(Şaka mı? Ne ilgisi var!.)

AYNA
Kaba kuvveti kabullenebilirim, fakat kaba mantık dayanılmazdır.

Bu, aklın altını oymaktır.

OSCAR WILDE


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır