  
Sonradan Görmeler
Türkçede "sonradan görme" diye çok güzel bir deyim var: Köklü ve soylu geleneklere sahip olmadan para kazanan ve eline geçirdiği bu güçle herşeyi satın alabileceklerini sanan insanlar için kullanılıyor.
Halkın bu deyimi oluşturması için, çok örnek görmüş olması gerekir.
Pazar yazımda da belirttiğim gibi Osmanlı'da ticaretle uğraşmayan, dolayısıyla "para" kavramıyla ilgisi olmayan bir kitle, Türkleştirme kampanyasından sonra devlet eliyle zengin edildi.
Ve çoğu birer "sonradan görme" olup çıktı.
İstanbul'un yaz eğlence mekânları bunun en güzel kanıtı.
Elindeki yüz dolarlık banknotu kıvırarak parkçının ağzına sokan zengin çocuğu için kullanılabilecek en hafif sıfat "sonradan görme" değil midir?
***
Bakın, sofradaki aşımıza, ekmeğimize göz koyan bu "sonradan görme"ler başımıza ne işler açtılar?
TOBB'un açıkladığı sayılara göre 1990 ile 2000 yılları arasındaki on yıllık dönemde devletten 142 milyar dolar faiz kazandılar.
Yani bu yoksul devlet, sadece on yıl içinde iç borç faizi olarak bu insanlara 142 milyar dolar gibi akıl dışı bir para ödemiş.
Geri ödenen ana parayı da koyduğunuz zaman Türkiye'nin neredeyse varı yoğu, bu bir avuç "sonradan görme" aileye akıtılmış.
İnsaf sahibi hiçbir insan bu tabloya isyan etmeden duramaz.
***
Peki bu "sonradan görme" ler, ellerine Türk Lirası olarak geçen 142 milyar dolar karşılığını ne yapmışlar?
Fabrika kurup iş olanakları mı yaratmışlar?
Yatırım mı yapmışlar?
Hayır!
Devletten kazandıkları parayı dolara çevirmişler.
İşte esas sorun da burada.
Çünkü 142 milyar dolar karşılığı Türk Lirası, yurt içinde enonomiden çekilmiş, dönmez olmuş.
***
Ben ekonomist değil de, bir kültür insanı olduğum için, işe göstergelerden başlamıştım.
Bir ülkenin kültürü "Pompei'nin Son Günleri" gibi inanılmaz bir düzeysizliğe, bayağılığa sürükleniyor ve değerler sistemi aşınıyorsa, bunda bir gariplik, bir bozukluk, bir hastalık var demekti.
İyinin kötüyü kovduğu; başların ayak, ayakların baş yapıldığı bir ortam mutlaka hastaydı.
Şimdi TOBB'un açıkladığı rakamlarla bu tablo bütünleşiyor.
Devleti soyan "sonradan görme" ler, elbette bu zevk bayağılaşmasında, bu lumpen kültürde buluşacaktı.
Başka türlü olması mümkün değildi zaten.
|