kapat
10.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.sahibinden.com
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )

70 milyon figüranlı film..

Limon ve portakal ağaçlarının mis gibi kokusunu içime çekme, onların muhteşem bir tablo görüntüsünü büyülenmiş gibi izleme mutluluğunu unutmuşum..

Yeşille mavinin kucaklaşmasının bende yarattığı huzuru unutmuşum..

Pembe salkımlar halinde sarkan begonvillerin, geçtiğim yollara dizilmiş rengarenk güllerin, menekşelerin güzelliğinin beni esir almasını unutmuşum..

Cıvıl cıvıl kuş seslerinin, sabahın erken saatlerinde uzaklardan gelen horoz seslerinin ruhumu dinlendirmesini, bunların hepsini farketmeyi, görmeyi unutmuşum.

Düşünüyorum da, demek ki ben yaşamayı, mutluluğu unutmuşum.

İnsan kendisini çepeçevre saran doğanın güzelliğini, hayatın neşesini her an hissedemiyor, bunlarla haz duyamıyorsa yaşıyor sayılır mı?

Birkaç gün için geldiğim Antalya'da, bulunduğum otelin balkonundan bakıyorum. Sahile dizilmiş palmiye ağaçlarının arasından masmavi, uçsuz bucaksız uzanıyor Akdeniz.. Üzerinde beyaz kuğular gibi salınan birkaç tekne. Tablonun sonunda gri ve yeşil tonlarında, bir buğu arkasından görünen dağlar.. Gözlerim yaşarıyor. Dünyanın birçok köşesinde ne şehirler, ne güzellikler gördüm gözümün yaşardığını hatırlamıyorum. Ama bizim olan, kendimi parçası hissettiğim bu güzelliğe bakarken gözlerim yaşarıyor.

Aşağıda havuz başına, deniz kıyısına dizilmiş yüzlerce turistin bize ait bu güzellikten birazcık nasiplenmek için kaç bin kilometre katedip geldiğini düşününce içim titriyor.

Evlâdını sakınan bir annenin duygularıyla korumak istiyorum.. Sanki yapabilirmişim gibi sarılıp kollarımın arasına almak, onu kendisine zarar verecek tüm yanlışlardan, bencilliklerden, acımasızca, düşüncesizce yapılan kötülüklerden uzaklaştırmak istiyorum.

Gerçek vatan sevgisi bu işte.. Bu olmalı.. Yoksa ülkeye yarar sağlayacak ve üstelik almaya mecbur olduğumuz kararlara karşı çıkmak, direnmek, hata üzerine hata yapmak, mutluluğu unutmuş bir millete her geçen gün yeni sıkıntılar, bunalımlar icat etmek değil.

Hayat bozuk para gibidir, dilediğinizce harcayabilirsiniz ama sadece bir kez.. Bizim kuşak bugüne kadar olup bitenlere çok sustu. Yapılan densizlikleri, söylenen yalanları, sürdürülen talanları çok sineye çekti. Her türlü sıkıntıya katlanmayı, ezilmeyi ülke yararına sandı. Bundan sonra böyle olmamalı. Hayatlarımızı bozuk para gibi harcayanlara, harcatanlara, bizi her gün yeni şoklarla, skandallarla uyandıranlara, aynı filmi utanmadan defalarca tekrarlayarak izleten ve siyasi çıkarları için 70 milyon insanı da bu filme figüran yapanlara susmamalıyız.

Susma ve katlanma lüksümüz yok artık!.

Enis Öksüz neden istifa etmiyor?.
"Bütün ilerleme insanın kendisine bağlıdır. Mantıklı insan kendini dünyaya uydurur, mantıksız insan ise dünyayı kendine uydurmaya çalışmakta direnir.."

George Bernard Shaw bu lafı sanki bizi görerek söylemiş. Önümüzde girmek istediğimiz Avrupa Birliği.. Siyasi, ekonomik, toplumsal tüm sorunlarını halletmiş, ilerlemede birbiriyle yarışan bir sürü ülke. Biz ise onları yakalamaya çalışmak şöyle dursun, sanki geri kalmakta direniyoruz. Geri kalmamıza, bir ekonomik krizden diğerine, konu komşuya el açar durumda sürüklenmemize neden olanlar bir yandan da söyleniyor;

"Bizi anlamak zorundalar. Türkiye bir hukuk devletidir."

Yok yaa.. Bilmiyorlardı, biz söyleyince öğrenmiş oldular. Ne hukuk devleti ama!! Nasıl bir hukuk devleti olduğumuzu tek örnekle vurgulayalım: Dün açıklanan son verilere göre devletin tüketimi % 0. gerilemiş..

Hale bakın, israfı, işbilmezliği, hazineyi talan ettirmesiyle bizi bu duruma düşüren devlet sonunda tüketimde kısıntıya gitmiş; binde 2!!

Pes doğrusu.. Ne fedakârlık. Acaba bu binde 2 kısıntı nerede yapılmış; lüks makam arabalarından, son model Mercedes'lerden mi vazgeçilmiş? Zarar eden KİT'ler mi kapatılmış, memur sayıları mı azaltılmış, örneğin TRT'dekiler 9 binden, 5 bine mi indirilmiş? Yurt dışında, iş yapmadan maaş alan ve lisan bile bilmeyen binlerce memur mu geri çağrılmış?.. Haydi sor, sor.. Sor da cevaplasınlar. Bu güzel sonucu (!) nasıl başarmış aslan yöneticilerimiz?

Hükümetin, memleketin geleceği önünde engel yaratmamak için dün yaptığı toplantıdan öncesi.. Pazar akşamı Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün aksi suratıyla küfreder gibi yaptığı konuşmayı dinledim yine;

"Bana ne IMF'den.. Yönetimin kimler olacağı konusunda prensipler vardır. Bu prensiplere uyulmuştur. Başka söz söylemem."

O arada bir genç kız muhabir soru sormak istiyor;

"Efendim, Sayın Derviş.."

Kinini, öfkesini saklayamıyor Öksüz ve parlayıveriyor; "Yeter artık, başka sorunuz yok mu sizin?"

Bir sonraki sahnede bakan, partililerinin alkışları arasında kral edasıyla kasılarak yürüyor.. Sanki piyasaları alt üst eden, inadıyla Türkiye'ye yine zaman ve para kaybettiren kendisi değil, başkasıymış gibi. Bir iş başarmış gibi.. Kral edasıyla.

Enis Öksüz bunca zamandır istifa etmek yerine neden kendine ve ülkeye sorun yaratmayı sürdürdü anlayan varsa beri gelsin. Madem ki siyasetteki en ufak dalga ekonomide tsunami yaratıyor, madem ki almaya mecbur olduğumuz kararlar var, o ve diğer bakanlar ülkenin çıkarlarıyla kendi doğruları (veya çıkarları) arasında paralellik yerine çatışma varsa derhal istifa etmeliler.. HERKES BUNU İSTİYOR.

İstifa etsin ve dünyayı kendilerine uydurmakta tek başlarına dirensinler.

Vallahi bravo!
Alman bir kadın turistin ülkesine götürmeye çalıştığı Van kedisine Antalya Havaalanı polisi el koymuş. Yurt dışına çıkarılması yasak olan kedi özel izin gösterilemediği için turistten alınmış.

Haberi görünce nasıl hoşuma gitti bilemezsiniz. Yabancılar yıllar boyu ellerini kollarını sallayarak Anadolu medeniyetlerine ait yüzlerce tarihi eseri TIR'lara doldurup doldurup taşıdılar. Amerika'da, Avusturya'da ve başka ülke müzelerinde bize ait eserleri sergilediler, uyanmadık.. Demek ki artık uyanmışız. Anadolu'ya ait kedimizi bile göndermiyoruz. Helâl olsun Antalya polisine.. Onları gönülden kutluyoruz. Ve umuyoruz ki her havaalanında, sınır kapısındaki polis bu kadar dikkatli olsun. İçerden yetmiyormuş gibi bir de dışardan tırtıklanmayalım!


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır