kapat
09.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.sahibinden.com
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

İyi misiniz?

Şöyle bir düşünün... Afrika'da size özel düzenlenmiş bir safaridesiniz.

Ekranda Discovery Channel filan izlemiyorsunuz.

Turistsiniz, tamam... Fakat basbayağı orada, uçsuz bucaksız Afrika çayırlarından birinin ortasındasınız...

Uzaklarda egzotik hayvan sürüleri koşuşturuyor.

Heyecanlanırsınız değil mi?

Ya da, ciddi ciddi "Bu turizm her şeyin içine etti! Şu halimize bak; lüks arazi arabaları içinde aslanları, filleri sollayarak geziniyoruz" diye geçirirsiniz içinizden.

Ulusal Park görevlileri ve rehberlerinizle, bitkiler ve hayvanlar üzerine laflarsınız belki.

Bunlar normal!

Ancak...

Gazeteci arkadaşlarımın tanık olup şaşkınlık içinde anlattıkları olay ise aynen şöyle:

Yurdun çeşitli köşelerinden kalabalık bir Türk grubu, bağlı bulundukları şirketin kriz patlayıp tasarruf önlemlerine geçmeden önceki son "cömertliği"nden yararlanıp Afrika'ya gelmişler...

Eşler dostlar, herkes ailecek orada!

Safarisiz Afrika olur mu, olmaz!

Yalnız bizimkiler sıkıntılı... Ülke çok uzakta kalmış, içlerini gurbet sıkıntısı sarmış bile...

Hızlı bir tur istemişler. "Peki!" demiş yetkililer.

Sadece aslanları görmek istemiş bizimkiler. Ona da "olur" denmiş!

Gidilmiş aslanlara...

Baba aslan kafasını çevirip bakmamış; öyle bıkkın ve fakat azametli bir halde! Dişiler kıpır kıpır. Ama en çok yavrular güzel, yavrular şirin.

Arkalarda bir yerlerden pınıl pırıl zebralar geçip gitmiş.

Bizimkiler bakmışlar, bakmışlar aslanlara...

Sonra dudaklarını büzmüşler, burunlarını kıvırmışlar. İçlerinde genellikle her konuda ilk sözü alan şişmanca beyefendi grubun ortak duygularını dillendirivermiş: "Bizim hayvanlarımız daha iyi!"

Diğerleri oy ve fikir birliğiyle kafalarını sallamışlar; bir acele otele geri dönülmüş.

***
Hiç AB, IMF, şu bu konularına kafayı takmasak, takmak zorunda kalmasak ne iyi olurdu değil mi?

Çünkü aslında bizim otlarımız, bizim dağlarımız, bizim bayırlarımız, bizim hayvanlarımız daha iyidir. Aslında her şey bu kadar basittir!..

Onların aslanları, filleri, zebraları varsa, bizim de eşeklerimiz, sığırlarımız, koyunlarımız bir de "güzel gözlü ceylanlar"ımız vardır...

Dünyayla bütünleşmek mi?

Delirdiniz mi siz!

Bizim gururumuz daha iyidir...

Bizim ahlakımız, bizim hukukumuz, bizim tarihimiz, bizim geleneklerimiz... Hepsi daha iyidir!..

Bize göre işkencenin bile iyisi kötüsü vardır ve işkencemiz de daha iyidir.

Hayatımız da daha iyidir onlarınkinden, ölümümüz de!..

Ve şu kriz...

Büyütmemeliyiz!

Bizim krizimiz de, başka her şeyimiz gibi, daha iyidir...

Yalnız...

Bir sorun var galiba! Tek bir sorun...

Galiba...

Biz iyi değiliz!

Şşşştt..

İyi misiniz?..

İyi miyiz?

Hey!.. Orada kimse yok mu?

Asıl virüs!
Hatırlarsınız, elektronik posta (e-mail) düzenimi altüst eden bir virüsle başa çıkmaya çalıştığımı yazmıştım geçenlerde.

Sorunu hallettik! Umarım yanıtlamaya çalıştığım okurlarıma "ek"te bir de virüs göndermiyorum artık!

Bu arada ABD'de, Michigan'da yaşayan Selva Staub adlı okurum, gönderdiği mektupta siberuzaydaki iletişim ortamının bir başka can sıkıcı yönünün altını çizdi.

Bilgisayar virüslerine karşı korunabiliyor; kötü virüsleri yok edecek iyi virüsler programlayabiliyorduk.

Ama...

En az dört kez el değiştirmiş, hatta hiç okunmadan arkadaşlara gönderilmiş ("forward"lanmış); elden ele geçerken anlamını yitirmiş, suyu çıkmış şakalar; ciddi "fikir" yürütmeleri sanılan saçmalıklarla bilgisayarlarımızın posta kutularının her gün tıka basa dolmasına ne demeliydi!..

Selva "asıl virüs bu" diyor. Ve soruyor: "Buna iletişim denebilir mi?"

Siz ne diyorsunuz?

AYNA
Kıskanan kişinin sessizliği çok gürültülüdür.

HALİL CİBRAN


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır