kapat
09.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.sahibinden.com
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )

Eleştiri merakı netameli iştir!

Medyada, özellikle de yazılı basında eleştiri ve itirazın yorumlarda önemli yeri vardır. Hattâ yorumların çoğunun temeli bu iki kavramdır. Bu nedenle, eleştirmek bir yazarın en doğal hakkıdır. Yazar bir siyasi olayı, siyasetçinin kendisini, ekonomik veya toplumsal bir kararı, durumu eleştirdiği gibi rahatlıkla bir meslektaşını da eleştirebilir.. Nezaket sınırları içinde kalmak ve mesleki bir tartışmayı aynı zeminde tutmak şartıyla.

Eğer bu kadar basit bir kurala uyamıyorsak, kendimizi kurtarmak veya yazımıza magazinel, sansasyonel bir hava vermek için karşımızdakinin kişinin haklarına tecavüz ya da saygısızlık ediyorsak başkalarını eleştirme hakkımız da olamaz. Hele de bu, kendimiz sürekli herkesi eleştirirken bize gelen en ufak eleştiriye karşılık olarak yapılıyorsa.. Basında bu hatayı sık sık tekrarlayanlar var.

Cuma günü, Radikal yazarı Hakkı Devrim'in TV'de yaptığı bir programdaki bazı Türkçe hatalarını bildirmem üzerine kaleme aldığı yazıdan söz etmiş ve devam edeceğim demiştim.

Devrim Bey her yazısında kendisi dışındaki gazetecilerin yazılarından alıntılar yapar, bunu yapmıyorsa Türkçe imlâ ve kavram hatalarını bulur. Meslektaşları da, eleştiri haklıysa bunu kabul eder, haksızsa doğru buldukları cevabı verirler.

Durum böyle olunca kendisinin de eleştiriye fazlasıyla açık olması gerekir değil mi? Hayır değil, o gözlerini kapatıp nereden yakalarsa oradan vurmaya çalışıyor..

Gözleri öfkeyle kapanmış olduğu için de fazla hata yapıyor.

"Bir hanım yazar, adı Ruhat Mengi" demiş.. "Başmakaleye en benzer yazıları yazan Güngör Mengi'nin eşi olduğunu biliyorum."

Onbeş yıldır köşe yazarlığı, röportaj, zaman zaman TV programcılığı, haber spikerliği yapan, kısacası medyanın her dalında çalışmış olan, kendisinin de köşesinde yazılarından alıntı yaptığı bir meslektaşını unutmasına, gazeteciliğe yeni başlamış biri gibi tanıtmasına kızmıyorum. Hafızası birçok nedenle zayıflamış olabilir.. Örneğin; yine öfkeyle.. Ama bir yazarı "kadın yazar" olduğu için küçümseyebileceğini sanıyorsa yanılıyor. Türkiye'de de, diğer ülkelerde de erkeklere fark atan çok kadın yazar var. Bu devirde halâ meslekte kadın erkek ayrımcılığı yapan birine söylenecek söz yoktur aslında..

Bununla birlikte son kez olmak üzere devam edelim ve gelelim ikinci cümleye.. "Başmakaleye en benzer yazıları yazan..." ne demek? Ona da Güngör Mengi dışındaki başyazarların kızması gerekiyor herhalde.. Demek ki onlar başmakaleye benzetemiyorlar. Güngör Mengi de benzetiyor, ama yine de tam yazamıyor. Buyrun bakalım, ister gülün, isterseniz ağlayın.. Hakkı Devrim, kendi kimliğiyle hatırlayamadığı hanım yazarı (bu ben oluyorum), bir erkek yazarın eşi olarak hatırlayıvermiş ve o arada hırsından diğer başyazarlar da nasiplerini almışlar.

Tabii burada "bir hanım yazar" şöyle diyebilir; hiç değilse benim ne olduğum belli. Sizin ise hem Hakkı Devrim, hem de Berrin Cankat olarak yazdığınız biliniyor. Bu durumda biz size nasıl hitap etmeliyiz?

Tartışmayı, kendisine sorulan sorulardan sadece birini cevaplayarak sürdürüyor yazar;

"Makyaj" yerine neden "makiyaj" dediğini "Fransızca'da aslı 'makiyajdır', biz makyaj diyoruz" şeklinde açıklamakla.. İyi ama soru bu zaten, burası Türkiye ve Türkçe'de makyaj diyoruz, sizin de TV'de öyle demeniz gerekiyor.

Öbür dediklerimi cevaplayacak kadar anlamamış, tekrarlayayım: "Sarılınmışınız", "Associated Press", "Gelecek programda birlikte buluşmak".. Ama önemli değil, bunları unutabiliriz de, herkes hata yapabilir!

"Hanımın davası Türkçe davası değil zaten.. Oya Başar ile Levent Kırca'nın arkadaşı olduğunu biliyoruz. Bir çare düşünmüş, benim Türkçe hatalarımı bahane edecek, bu arada Kırca'ya olan takdirlerini dile getirecek.." yine yanlış.. Levent Kırca ve Oya Başar ekstra takdirle boyları uzamayacak konuma gelmiş sanatçılardır, ben ise birini öveceksem buna mazeret aramam. Burada tek doğru şu; Kırca'nın konuşması gerçekten takdire şayandı. Onu takdir ederken, mesleki bir eleştiri yaparak programın sunucusunun hatalarını belirtmemde bir sakınca var mı?

Yazıdan bir inci daha:

"Dil canlı bir varlık. Dil eleştirisi de netameli iştir, tavsiye etmem.."

Din nasıl bazılarının tekelinde olabiliyorsa, dil de olabiliyormuş, hep birlikte görüyoruz.

Son cümle ise şöyle:

"Sen giderken, ben geliyordum, derler"

Biz aynı kulvarda yürümüyoruz herşeyden önce Hakkı Bey ve ben giderken sizin geri dönmekte olduğunuza da hiç şüphe yok..

Bundan sonra umarım polemiklerde kimse birbirine üstünlük taslamaz ve saygısızlık yapmaz!

Red Bull derhal incelenmeli!
13 Şubat 2001 tarihli Sabah gazetesinde yazmışım Red Bull adlı içeceğin gençler için tehlike yaratabileceğini ve iyice incelenmesi gerektiğini. Tam 5 ay önce..

Bu yazıdan sonra Red Bull'un radyolardaki, cinsellik çağrıştıran reklamı uzun süre devam etti, halâ ediyor mu bilmiyorum.

Dünkü Sabah'ta "Stockholm'de üç gencin, Red Bull'u değişik içkilerle karıştırarak içtikleri için hayatlarını kaybetmesi üzerine İsveç Hekimler Odası'nın Red Bull ve tüm enerji içeceklerinin yasaklanmasını talep ettiği" haberi vardı.

Ben 13 Şubat 2001 tarihinde bu yazıyı, eğitimini iyi bir Amerikan üniversitesinde tamamlayan ve orada yaşayan genç bir işadamıyla yaptığım konuşma üzerine yazmıştım. İşadamı son gelişinde Türkiye'de uyuşturucu kullananların sayısının çok arttığını farkettiğini, uyuşturucunun yarattığı susuzluk ve uyku halini gidermesi nedeniyle de gece kulüplerinde su ile Ğbir enerji içeceği olan- Red Bull satışlarının arttığını söylemişti. Yanlış hatırlamıyorsam yazı yayınlandıktan sonra Avusturya'dan arayan bir okurum da bu içeceğin o ülkeden çıktığını, zararı nedeniyle orada bile yasaklandığını, özellikle içkiyle karıştırılmasının çok ciddi sonuçları olacağını bildirmişti.

Gençler (üstelik yaş sınırı olmadığı için 16-17 yaşındakiler bile) halâ gece kulüplerinde bu içeceği içki ile karıştırarak su gibi içiyorlar. Red Bull Halkla İlişkiler Müdürü Gülin Kirpikçioğlu ise, tehlikesinin anlaşılması üzerine "Bu tarz bir tehlike içerdiğini bilmiyordum. Hattâ içkiyle alındığı zaman alkol miktarını azaltıyor" demiş. Bakın, yönlendirme devam etmekte. Bunu anlayışla karşılamak mümkün değil. Birçok ülke kendi ürettiği halde kullanmadığı ürünleri, bizim gibi Ortadoğu ülkelerine veya araştırıp soruşturmadan ithalat yapan geri kalmış ülkelere pazarlıyor. Bileşimi incelenmeden, içkiyle karıştırıldığında ne olduğu görülmeden, tanıtımını yapan sorumlunun bile ne olduğunu bilmediği bir içeceğin su gibi satılması olacak şey midir?

Red Bull bizde de en kısa zamanda tahlil edilerek, gerekiyorsa yasaklanmak zorunda.. Birilerinin, gençlerin sağlığıyla oynayarak trilyoner olmasına göz yumamayız!


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır