  
Hoşça kalasın Paris
Paris'te son günüm. Bir daha tekrar görür müyüz, görmez miyiz Paris'i kimbilir? Seine Nehri, Seine Nehri kıyılarının kitapçıları, Notre Dame Kilisesi, Louvre Sarayı, Palais-Royal bahçeleri... Çok çok gerilerde kalacak yine...
Abidin, Avni, Abdül Malik ve Pierre ve onlarla geçen gündüzler, geçen geceler; bir süre bakıldıktan sonra yeniden kadife kutularına konan incili, pırlantalı babadan kalma anılar gibi; gönül dünyasının görünmez çekmecesine usulca yerleştirilecek.
Rivoli Caddesinde bu kaçıncı yürüyüşüm; bu kaçıncı geçişim, Concorde Meydanı'ndan? İlk defa bu sefer duydum ömür tepesinden artık iniş yamacına doğru adım attığımı.
Eski yıllarda Paris'ten ayrılırken, önümde kırka kadar olan pırıltılı yıllar dururdu. Nasıl olsa bir gün gelir, Paris'in tadını daha iyi çıkarırım umudu, boylu boyunca yatardı içimde...
***
Şimdi midemde ülserim keskin pençeleri, metrolarda öpüşen gençlere pederane bir şefkatle bakmanın kıvamına geldiğimi, artık anlıyorum. İçimdeki genç ben'ler, gözlerimin parmaklıklı pencerelerine dayanmışlar, oradan hasretle seyrediyorlar Paris'in ışıklarını.
***
Bir daha gelir miyim Paris'e, gelmem mi, kim bilir? Çaresiz bir filozof olgunluğunun ılıklığı çöküyor üzerime.
Boyuna umut edilmiş ama yaşanmamış günlere karşı, umursamaz bir el sallayışla bakıyorum.
Örümcek ağına benzeyen binbir makaslı bir tren istasyonunda, lokomotifimiz kendiliğinden seçmiş rayını... Başka raylar üzerindeki duraklarla manzaraları görsek dahi, durmadan geçmek zorundayız.
Biz bir menzili değil; menzil, diye yolu ve sürati seçtik. Ve gidiyoruz. Bu bir beyin şehvetidir. Ve vücut bazan kıskanıyor bunu.
Bazen hak vermiyor değilim ona. Gitgide eskiyen hantal ağırlığında, kaybolmaya mahkum olmanın kavurucu bilinciyle, yol ve süratten ibaret bir gidişte, kendisini pek sınırlı hissediyor.
***
Paris yarın gerilerde kalacak. Geceleri, gündüzleri, tartışmaları, caddeleri, abideleri ile ihtiyar Paris...
İhtiyar Paris'te Abidin'in resimleri...
İhtiyar Paris'te Abidin'in resimlerinde yuğrulan yeni dünyalar.
İhtiyar Paris'te Abidin'in resimlerinde yuğrulan yeni dünyalarda düşüncelerimiz...
***
Ya gövdemiz? Gövdemiz hâlâ daha Seine kıyısında, okulda rüyasını gördüğü bir randevuyu beklemektedir...
Hem de artık hiç kimsenin gelmeyeceğini bildiği halde beklemektedir.
O orada bekleye dursun, biz şimdi bizi bekleyenlere doğru gidiyoruz.
Not: 34 yıl önce yazılmış bir yazı... "Akşam"dan...
|